Milliyetçilikten daha büyük dayanağı olmayan ve adında bile bu kavramı taşıyan partinin genel başkanı; bebek katiline özgürlük verip, mecliste konuşmasını istiyor. Ülkenin kurucu partisinin genel başkanı “Ben de Kürtlere bir devlet teklif ediyorum. Tam olarak kendilerini ait hissetmeyen bütün Kürtlere Türkiye Cumhuriyeti devletinin sahibi olmayı teklif ediyorum" diyor. Başka bir iktidar ittifakının ortağı anayasanın ilk dört maddesinin değiştirilmesi gerektiğini, ŞİMDİLİK uygun bir dille söylüyor... Kimin ne zaman göçüp gideceği belli olmaz ama muhtemelen 20 sene içinde ölüp gidecek insanlar ülkemizin yüzyıllarına mal olacak sözleri hiç çekinmeden söylüyor, ülke pahasına siyaset yapıyor.

 Türkiye`nin belki de en stratejik kurumunu iki tane şerefsiz ellerini kollarını sallayarak basmaya geliyor, birileri şehit oluyor birileri yaralanıyor, binlerce insanın yüreğine korku salıyor ve o stratejik kurumun sadece belirli bir süre eğitim almış gariban özel güvenliklerle korunduğu ortaya çıkıyor. Hiçbir zorlukla karşılaşmadan oraya gelenleri engelleyemeyenler yayınları engelliyor.

 Yeni doğan bebekler üç kuruş için katlediliyor, iddiaya göre kanları alınıp, kara paracı güzellik merkezlerine satılıyor, devletin hazinesi soyuluyor, altından terör örgütü mensubu olduğu için ceza alan sözde doktor çıkıyor.

 Asgari ücrete yapılacak zam yabancı yatırımcılara ve bir zamanların canavarı IMF heyetiyle istişare ediliyor. IŞID teröristine Kızılay`ın maaş ödediği ortaya çıkıyor, kırmızı bültenle aranan İsrail`li ülkede fink atıyor, şirketler kurduğu belirleniyor… Yanlış anlamayın bunlar sadece 1 hafta içinde gerçekleşiyor. Yazmaya kalksam ne siz okursunuz ne de benim sinir sistemim müsaade eder.

 Ülke uçuruma sürükleniyor martavallarını bir kenara bırakın lütfen, görünen o ki, biz çoktan uçurumdan düşmüşüz… Ya yarı yolda tutunacak bir dal bulup kendimizi yukarıya atacağız ya da yere çakılınca aklımız başımıza gelecek ama artık çok geç olacak.

 Aslına bakılırsa aklımda tek soru var. Tüm bunlar yaşanırken, devletin gerçek sahipleri ne yapıyor? Bir köşeye çekilip izlemediklerine eminim de, temennim; yaşanan her şeyin, ülkenin selameti açısından onların kurduğu bir oyun olması.

 Bu cenderede çıkar mıyız? Elbette çıkarız. Neden bu kadar emin olduğumun cevabıysa alttaki paragrafta ve o paragrafı yazanda gizli.

 “Bizce zaman ölçüsü, geçmiş asırların gevşetici zihniyetine göre değil asrımızın sürat ve hareket mefhumuna göre düşünülmelidir. Geçmiş zaman nispetle daha çok çalışacağız daha az zamanda daha büyük işler başaracağız burada da muvaffak olacağımıza şüphem yoktur çünkü Türk Milletinin karakteri yüksektir, Türk Milleti çalışkandır, Türk Milleti zekidir.”

UNUTMADAN;

EN BÜYÜK VARLIĞIMIZ, CUMHURİYETİMİZİN 101. YILI KUT`LU OLSUN.