İran’da geçen yılın son günlerinde 28 Aralık 2025 itibarıyla tüm ülkeye yayılan ekonomik sıkıntıların da gerekçe gösterildiği çok ciddi ve kapsamlı bir kriz yaşanmaya başladı. Ulusal para biriminin çöküşü, yüksek enflasyon ve yaşam maliyetindeki artış ortaya çıkan gösterilerin tetikçisi oldu. Bunun neticesinde İran, hem içeride hem de dışarıda tarihinin en sancılı dönemlerinden birini yaşamaya başladı. Yaşananlar sadece bir ekonomik krizle kalmadı aynı zamanda rejimin de temellerini sarsan toplumsal bir kırılma noktası haline geldi. Bu durum hem iç politikada hem de dış ilişkilerde gerginlikler ve belirsizlikler yaratmaya başladı.
Tahran’daki Büyük Çarşı esnafının başlattığı talepler, hızla yönetim karşıtı eylemlere dönüştü.


Eylemler neredeyse bütün şehirlere yayılmış durumda. Gösterilere özellikle gençler ve ergenlerin katılımı dikkat çekiyor.
Protestolar hızlı bir şekilde ekonomik taleplerden, siyasi taleplere ve rejim karşıtı gösterilere dönüştü. Halk, özellikle dini liderlik ve yönetim biçimine itiraz eden sloganlar ile çıktığı sokaklarda yönetime tepkisini gösteriyor.
Başkent Tahran başta olmak üzere çok sayıda kentte isyanlar sürüyor. İran yönetimi olayları gizlemek için interneti büyük ölçüde kapattı ve telefon görüşmelerini de ciddi şekilde sınırladı.


Bunun amacı protestocuların örgütlenmesini zorlaştırmak ve dışarıya görüntü aktarımını engellemek.
Güvenlik güçleri protestoları bastırmak maksadıyla çok sert karşı güç kullandı. Onlarca, bazı raporlarda yüzlerce kişi hayatını kaybetti, binlerce kişi tutuklandı.
Bu can kayıpları arasında çocuklar ve gençlerin de olduğu ve bazı ölümlerin güvenlik güçlerinin doğrudan ateşinden kaynaklandığı iddiaları da var.
İranlı yetkililere göre protestocular “Allah’ın düşmanı” olarak nitelendirildi. Ölüm cezası tehdidi yapılarak baskıların daha da artacağı bildirildi.


İran yöneticileri protestoları “yabancı müdahalesi” olarak nitelendiriyor ve sert önlemlerle bastırma kararlılıklarını dile getiriyorlar.
Rejim, protestoları “terör” ve “dış güçlerin sabotajı” olarak nitelendirerek Devrim Muhafızları aracılığıyla sert müdahale ediyor.
İranlı resmi makamlar protestoların etkisinin azaldığı iddiasında bulunsalarda, protestoların hâlâ birçok şehirde devam ettiği gözlemleniyor.


Güvenlik güçleri şiddet uyguluyor, çok sayıda ölüm ve tutuklama var.
Uluslararası gerilim yükseliyor, bazı ülkeler İran’a yönelik uyarılarda bulunuyor.
ABD Başkanı Donald Trump ve bazı yabancı liderler, İranlı protestocuların öldürülmesi durumunda İran’a askeri veya başka sert karşılıklar verebileceklerini belirtti.


İsrail ordusu ve ABD’nin İran’a olası bir müdahale tehdidi olursa buna İran, “İsrail’i ve ABD üslerini meşru hedef yaparız” tehdidiyle yanıt verdi. “yüksek alarm” durumuna geçti. Bu da zaten gerilimli olan ortamı daha da gerilimli hale getirdi.
Yabancı ülkelerde de İran rejimini eleştiren gösteriler yapılıyor. İran’da süregelen ekonomik kriz, ağır yaptırımlar, petrol gelirlerindeki daralma, yüksek enflasyon ve gıda fiyatlarındaki artış ekonomik temelde büyük rahatsızlık yaratmış durumda.
Bu ekonomik baskı, sosyal hoşnutsuzluğu artırırken siyasi talepler özellikle daha geniş özgürlükler ve rejim değişikliği eğilimleri öne çıkıyor.


Yüksek ve kronik enflasyon temel sorun. Gıda, kira ve enerji fiyatları halkın alım gücünü ciddi biçimde aşındırıyor.
Sabit gelirliler ve emekliler en çok etkilenen gruplar.
Döviz piyasasında resmi kur ile serbest piyasa arasında büyük fark var; bu durum karaborsa ve spekülasyonu’ nu artırıyor. İran Riyali tarihi bir çöküş yaşayarak 1 ABD Doları karşısında 1,47 milyon seviyesine geriledi.
Dışişleri Bakanlığı, İran’daki Türk vatandaşları için “zaruri olmadıkça seyahat etmeyin” uyarısını güncel tutarken, mevcut vatandaşların kalabalık alanlardan uzak durmalarını tavsiye ediyor.
Sürgündeki veliaht prens Rıza Pehlevi gibi figürlerin protestolarda sembolleşmeye başladığı ve halkın sokağa çıkma çağrılarına yanıt verdiği görülüyor.


Özetle: İran şu an hem ekonomik bir iflasla hem de rejimin meşruiyetini sorgulayan kitlesel bir halk hareketiyle karşı karşıya. Aynı zamanda dışarıdan gelecek bir askeri müdahale riski son yılların en yüksek seviyesinde.
İran’da liyakatsiz ve beceriksiz bir yönetimin iş başında olduğu kesin.