Hayatta bir şeyleri değiştirmek istediğimizde genellikle büyük hedefler koyarız. Daha sağlıklı beslenmek, düzenli spor yapmak, yeni bir dil öğrenmek ya da iş hayatında daha başarılı olmak gibi. Ancak çoğu zaman bu hedeflere ulaşmakta zorlanırız. Yeni yılın ilk günlerinde büyük bir motivasyonla başlanılan diyetler birkaç hafta içinde bozulur, spora düzenli gideceğimize söz veririz ama birkaç denemeden sonra bırakırız. Peki, neden gerçekçi hedefler belirlemek ve onlara sadık kalmak bu kadar zor?

Öncelikle, çoğu zaman hedeflerimizi belirlerken fazla iddialı ve genel ifadeler kullanırız. “Daha sağlıklı olmak” ya da “daha başarılı olmak” gibi geniş ve belirsiz hedefler, nereden başlayacağımızı ve nasıl ilerleyeceğimizi tam olarak göstermediği için hızla motivasyon kaybına yol açar. Beynimiz netlikten hoşlanır; dolayısıyla “Her gün 30 dakika yürüyüş yapacağım” gibi somut ve ölçülebilir bir hedef, “Daha aktif olmalıyım” demekten çok daha etkili olur.

Bir diğer neden de, değişimin genellikle hızlı ve kolay olmasını beklememizdir. Hedef belirlediğimizde, hemen sonuç görmek isteriz. Ancak alışkanlıkların oturması zaman alır. Beynimiz, uzun süredir yerleşmiş kalıpları değiştirmekten hoşlanmaz ve en ufak bir engelde eskiye dönme eğilimi gösterir. Birkaç gün spora gidip büyük bir değişiklik görmediğimizde veya yeni bir alışkanlığı tam oturtamadan küçük bir aksilik yaşadığımızda, hemen pes etme eğiliminde oluruz.

Ayrıca, hedef belirlerken çoğu zaman kendimizi değil, çevremizi de göz önünde bulundururuz. Sosyal medyada gördüğümüz “mükemmel” hayatlar, başkalarının başarıları ya da popüler trendler, kendi ihtiyaçlarımızdan çok dış dünyaya göre hedef koymamıza neden olabilir. Başkalarının hayatlarına bakarak kendimize hedef koyduğumuzda, bu hedeflerin bizim gerçeğimizle ne kadar uyumlu olduğunu sorgulamadan yola çıkarız. Sonuç olarak, o hedef bizim için anlamlı olmadığı için sürdürülebilir de olmaz.
Gerçekçi hedefler belirlemek için, küçük adımlarla başlamak ve süreci olduğu gibi kabul etmek önemli. Değişimin zaman aldığını, bazen aksaklıklar yaşanabileceğini ve bunun başarısızlık anlamına gelmediğini hatırlamak gerekiyor. Kendimize karşı daha anlayışlı olmak ve süreç odaklı düşünmek, hedeflerimize ulaşmada en büyük destekçimiz olabilir. Çünkü önemli olan, mükemmel bir başlangıç yapmak değil, sürdürülebilir küçük adımlarla ilerlemek ve kendimizi geliştirmek için gerçekçi yollar bulmaktır.
Bir psikolog olarak gözlemlediğim en önemli şeylerden biri şu: İnsanlar çoğu zaman hedef koyarken kendi gerçeklerini değil, dışarıdaki bir ideali takip etmeye çalışıyor. Ancak değişim, başkalarına göre şekillenmez; anlamlı ve kalıcı olması için kişinin kendi iç dinamikleriyle uyumlu olması gerekir.