Önceki yazımda, bir büyük dünyada üç dünyanın olduğunu belirtmiş, dünyalardan birinde, yalan, iftira, tehdit, haksızlık, kirlilik veya kan ve gözyaşına neden olan silahlı, silahsız şiddet çeşitlerinin ağırlık taşıdığını dile getirmiştim.

Örgütlü veya bireysel kötülüğün üreticilerine baktığınızda, tümünde tuzak ve aldatma var. Bir insana zarar vermek isteyenler, önce tasarlayarak tuzak kuruyorlar, sözleri veya hareketleri ile zarar verecekleri insanı aldatıyorlar.

Nitekim, güzel sözlerle boşanmak üzere olduğu veya boşandığı bir kadını görüşmeye çağıran erkeklerin yalanlarına inananların ve aldatıldığını farkedemeyenlerin çoğunluğu bir daha evlerine veya iş yerlerine dönemiyorlar. Çünkü, cansız bedenleri önce soğuk bir yere, sonra toprağa götürülüyor.

Bu nedenle, sıkça dillendiriyorum. Kadınlar, şiddet tehlikesini sezebilmeli ve erkeklere asla tam güvenmemelidir. Görüşmeler zorunlu ise, üst ve çevre aramasından sonra, polisin veya jandarmanın uygun mesafeli gözetiminde yapılmalıdır.

Şiddet suçlarında af veya ceza indirimi yapılmamalı, eylemin mutlaka hukukta bir karşılığı bulunmalıdır.

Bir önemli önerim daha var. Hapisten çıkan şiddet suçlularının ailelerine ve zarar verebileceği kişilere bu durum önceden bildirilmeli, yeni bir şiddet suçunun işlenmemesi için güvenlik önlemleri alınmalıdır. Ayrıntıya girmeden belirtmeliyim ki Türkiye, polis ve kırsaldaki jandarma gücü açısından bu önlemleri alabilecek kaynaklara sahiptir. Sorun, sürecin yönetilmesinde ve yasaların uygulanmasında, tek kelime ile insanda düğümlenmektedir.

Hepimizin bildiği bir gerçeği şöyle paylaşmak isterim.

Yasa dışı tüm eylemlerde ve her çeşit şiddet suçlarında mutlaka gizleme, aldatma ve yalan vardır.

İnsanlar arasındaki şiddet suçlarında var olan aldatma, tuzak, avcı insanların iliklerine kadar işlemiştir. Spor olarak kabul edilmemesi gereken avcılık; savunmasız hayvanların tuzağa düşürülmesi, pusu veya tuzak kurularak öldürülmesi gibi ağır insan şiddetidir. İnsan soyu, erkek ağırlık olarak bu suçu sadece hayvanlara karşı değil, insanlara karşı da işlemektedir.

İnsan soyu, yalan ve aldatmanın ağır kuşatması altındadır. Bu nedenle, yerin üstü, bir yanı ile iyilerin, diğer yanı ile kötülerin oluşturduğu iki dünya haline gelmiştir. Ancak, yerin üstünde sadece iyilerin ve sadece kötülerin bulunduğu farklı dünyaların sayısı parmakla gösterilebilecek kadar azdır. Her yerde, kanımca, iyiler ve kötüler yakın veya iç içe yaşamaktadır.

İyiler genelde savunmasız, örgütsüz ve silahsız oluyorlar. Kötüler ise örgütlü, paralı ve silahlılar. Ancak, akılsız ve vicdansızlar. Bu tür insanları da, yaşadıkları ortam ve koşullar yetiştirmektedir. Öldürülmelerine karşı olduğum kötüler için belirlenebilecek ilk hedef, iyiler tarafından “iyi”leştirilmeleridir. Keşke bu “iyi”leştirmede, tıp dotorlarına hiç gerek duyulmayacak yöntemleri bulabilse insan soyu.

İnanın var bu yöntemler ve insan gücü. Türkiye’mizde de var, dünyanın her yerinde de.

Aldatan ve aldatılan insanların olmaması için öncelikle insanların her yerde ve her zaman yüz yüze görüşmeleri gerekir. Öfkelenmemeleri, farklılıkları doğal zenginlik olarak algılamaları. İçinde şiddet barındırmayan siyasal görüşlerin ve inançların yer aldığı gerçek demokrasiyi sağlamaları ve sürdürmeleri. Farklı ırklar, farklı diller, farklı kültürler ve farklı yaşam biçimlerine karşı “insanlık” kavramında birleşmeleri.

İnanın bu da zor değil, çok da kolay değil, ancak hiç de zor bir hedef değil.

Bu hedef için insan soyunun çok zayıf tarafları ve talihsizlikleri de bulunuyor elbette.

“İyi”lerin çok fazla yer almadığı takdirde, “kötü”lerin çok fazla yer bulabileceği alanları aradığımızda Dünya’nın hiçbir yerinin temiz olduğunu görebileceğimizi sanmıyorum.

Her yerde, iletişim, örgütlenme, demokrasi, adalet, eğitim, sağlık, güvenlik, üretim ve paylaşım konularında, şiddet etkisi yaratan ağır sorunlar var.

Her ülkede; siyasi parti, Cumhurbaşkanlığı, başbakanlık, bakanlık, üniversite, yargı, güvenlik alanları dahil olmak üzere ağır sorunlar varsa ve bu sorunları genelde halkın seçtiklerinin düzenlemeleri ve uygulamaları üretiyorsa, “insanlık” anlayışından yana, şiddetin her türlüsüne karşı olanların, kısa bir tanımlama ile “iyi”leştirmeleri gerekenlerin işleri çok zordur.

Zordur da, olanaksız değildir.

Bu nedenle yineliyorum. Haydi iyiler, her yerde ve her zaman kadın-erkek birlikte, dayanışma içinde…Haydi