Sonsöz Gazetesi'nden Goncagül Konaş'ın haberine göre; 22–25 Mayıs 2026 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirilen 20. Uluslararası Sağlıkta Kalite, Akreditasyon ve Hasta Güvenliği Kongresi, sağlık sektörünün önde gelen akademisyenlerini, yöneticilerini ve uzmanlarını bir araya getirdi. Kongrenin ana teması bu yıl “Sağlık Hizmetlerinde Kalite ve Akreditasyon Standartları, Sağlık Finansmanı ve Sürdürülebilirlik ile Yapay Zekâ Entegrasyonu” olarak belirlendi.

Kongre Başkanlığını Prof. Dr. Seval Akgün’ün yaptığı organizasyonda, Uluslararası Sağlık Turizmi Enstitüsü Başkanı Dr. Fatih Seyran da bilimsel oturumlarda yer aldı. Seyran, Prof. Dr. Haydar Sur moderatörlüğünde düzenlenen “Ulusal ve Uluslararası Kalite ve Akreditasyon Standartları” başlıklı oturumda çevrim içi konuşmacı olarak katılarak “Sağlık Turizminde Kalite, İnovasyon ve Küresel Trendler” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi.

“Sağlık Turizmi Artık Stratejik Bir Yumuşak Güç Alanıdır”

“Çocuklar Ekranda Kayboluyor mu?” Oyun Bağımlılığı ve Dijital Tehlikelerin Görünmeyen Etkileri
“Çocuklar Ekranda Kayboluyor mu?” Oyun Bağımlılığı ve Dijital Tehlikelerin Görünmeyen Etkileri
İçeriği Görüntüle

Sunumunda sağlık turizminin yalnızca ekonomik gelir sağlayan bir sektör olarak görülmemesi gerektiğini belirten Dr. Seyran, bu alanın ülkelerin uluslararası itibarı, marka değeri ve diplomatik etki kapasitesi açısından stratejik bir güç alanına dönüştüğünü ifade etti.

Seyran, sağlık turizminin tıp, teknoloji, turizm, kültür ve uluslararası hizmet yönetiminin kesişiminde büyüyen çok boyutlu bir ekosistem olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Artık hastalar yalnızca uygun fiyatlı tedavi aramıyor. Şeffaflık, güven, kültürel uyum, hasta güvenliği, etik hizmet sunumu ve yüksek teknoloji beklentisi sağlık turizminin temel belirleyicileri haline gelmiştir.”

Görüntü-112

Kalite Anlayışı Sertifikaların Ötesine Geçti

Dr. Seyran, sağlık turizminde kalite kavramının artık yalnızca uluslararası akreditasyon belgeleriyle sınırlı değerlendirilemeyeceğini vurguladı. JCI, AACI, TEMOS ve benzeri akreditasyon sistemlerinin önemli olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını belirten Seyran, sağlık turizminde asıl belirleyici unsurun hastanın tüm yolculuğunu kapsayan bütüncül süreç yönetimi olduğunu söyledi.

Bu kapsamda, operasyon öncesi bilgilendirme, doğru yönlendirme, etik pazarlama, hasta güvenliği, veri gizliliği, KVKK ve GDPR uyumu, kanıta dayalı tıp uygulamaları ve operasyon sonrası takip süreçlerinin kalite algısını doğrudan etkilediğini dile getirdi.

Dijitalleşme ve Sağlık 5.0 Yeni Dönemi Şekillendiriyor

Sunumda sağlık turizminin geleceğini belirleyen en önemli başlıklardan birinin dijital inovasyon olduğuna dikkat çeken Seyran, yapay zekâ destekli tedavi planlamaları, IoT tabanlı hasta takip sistemleri, robotik cerrahi uygulamaları ve uzaktan bakım modellerinin sektörde yeni bir dönem başlattığını ifade etti.

Seyran, dijital teknolojilerin sağlık turizminde “sınırsız hastane” anlayışını güçlendirdiğini belirterek şunları kaydetti:

“Hasta tedavi için ülke değiştirse de bakım süreci artık sınır tanımıyor. Dijital teknolojiler sayesinde hasta, ülkesine döndükten sonra da hekimiyle ve sağlık kuruluşuyla kesintisiz iletişim kurabiliyor. Bu durum, sağlık turizminde güven ve sürdürülebilirlik açısından kritik öneme sahiptir.”

Görüntü-114

Wellness, Geriatrik Rehabilitasyon ve Kişiselleştirilmiş Sağlık Öne Çıkıyor

Küresel sağlık turizmi trendlerine de değinen Dr. Seyran, klasik tedavi odaklı yaklaşımların yanında wellness, bütüncül sağlık uygulamaları, geriatrik rehabilitasyon, genetik haritalama, bio-hacking ve kişiselleştirilmiş sağlık çözümlerinin giderek daha fazla önem kazandığını ifade etti.

Pandemi sonrası dönemde bireylerin yalnızca hastalık tedavisine değil, sağlıklı yaşlanma, iyi olma hali ve yaşam kalitesini artırmaya yönelik hizmetlere daha fazla yöneldiğini belirten Seyran, bu değişimin sağlık turizmini doğa temelli terapiler, tamamlayıcı uygulamalar ve modern tıbbı bütünleştiren hibrit modellere taşıdığını söyledi.

“Türkiye Ucuz Destinasyon Algısını Kırmalı”

Sunumunun Türkiye açısından en kritik bölümünde sağlık turizmindeki mevcut algıya dikkat çeken Dr. Fatih Seyran, Türkiye’nin güçlü hekim kadrosu, gelişmiş sağlık altyapısı, teknolojik donanımı ve coğrafi avantajlarına rağmen hâlâ bazı pazarlarda “ucuz destinasyon” algısıyla anıldığını belirtti.

Seyran, Türkiye’nin bu algıyı aşması gerektiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye, sağlık turizminde yalnızca fiyat avantajıyla değil; klinik kalite, güven, hasta deneyimi, etik hizmet, dijital takip ve sürdürülebilir bakım süreçleriyle öne çıkmalıdır. Ucuz destinasyon algısını kırarak yüksek nitelikli medikal merkez konumuna geçmek zorundayız.”

Bu dönüşüm için üç temel başlığın önemine işaret eden Seyran; klinik kalitenin standartlaştırılması, dijital inovasyonun tüm süreçlere entegre edilmesi ve küresel trendlerin doğru okunması gerektiğini belirtti.

Türkiye İçin Değer Odaklı Yeni Bir Sağlık Turizmi Vizyonu

Kongrede yapılan değerlendirmeler, sağlık turizminin yalnızca büyüyen bir ekonomik pazar olmadığını; aynı zamanda ülkelerin uluslararası marka değerini ve hizmet kalitesi algısını belirleyen stratejik bir alan haline geldiğini ortaya koydu.

Dr. Fatih Seyran’ın sunumu, Türkiye’nin sağlık turizminde sürdürülebilir büyüme sağlayabilmesi için kalite, inovasyon, dijitalleşme, etik hizmet sunumu ve küresel rekabet ekseninde yeniden konumlanması gerektiğine dikkat çekti.

Uluslararası Sağlık Turizmi Enstitüsü’nün bu alandaki çalışmaları, Türkiye’nin sağlık turizminde daha güçlü, güvenilir ve yüksek katma değerli bir marka haline gelmesi açısından önemli bir katkı olarak değerlendirildi.

Muhabir: Haber Merkezi