Türkiye’nin çok paralı bir ekonomi olduğunu alım satım, tasarruf ve yatırımlarda Türk Lirası ile birlikte her türlü döviz ve altınında kullanılabildiğini daha önce birkaç yazımda işlemiş ve youtube sohbetlerinde anlatmıştım.
Zaten bu hepinizin gözünün önünde ayan beyan olan bir ekonomik gerçeklik olduğu için o anlatımlarımı burada da tekrar etmeye gerek görmüyorum.
Çok paralı ekonomilerde para arzını kontrol etmek çok ama çok zor bir iştir, böyle ekonomilerde para çok büyük bir kolaylıklar bir birimden diğerine kayabilir.
Dünyada çok paralı pek fazla ekonomi hele hele gelişmiş ülkelerde neredeyse hiç yoktur ama çok paralı ekonomilerin hemen hemen hepsinde parasal hiyerarşinin başına altın ve döviz oturur. Örneğin bu ülkelerde halk bir tasarruf yapacaksa bu tasarrufun altın ya da döviz cinsinden olmasını tercih eder, diğer yandan özellikle vadeli işlemleri de altın ya da döviz cinsinden yapmayı tercih ederler. Bu ülkelerde yerel para sadece günlük işlerde kullanılır ve eline yerel para geçen biri hemen bu paradan kurtulmaya bakar.
Türkiye’de de durum tam da böyledir eline Türk Lirası geçen biri derhal bu paradan kurtulmaya çalışmakta ya altın ve dövize dönmekte ya da harcamaktadır.
Aslında Türkiye’de durum o kadar içler acısı bir hal almıştır ki devlet dahi Yap İşlet Devret benzeri vadeli sözleşmelerini Türk Lirası ile değil döviz bazında yapmaktadır. Her ne kadar bu gün için yasak uygulanıyor olsa da kira kontratları ve benzeri uzun vadeli sözleşmelerde de herkes döviz bazında sözleşme yapmayı tercih etmektedir.
Dolayısı ile Türkiye’de parasal hiyerarşinin en tepesinde altın hemen altında ise dövizlerin yer aldığını Türk Lirası’nın ise bahse konu hiyerarşinin tabanında olduğunu söylememiz hiçbir şekilde yanlış olmayacaktır.
Böyle bir parasal yapı elbette ekonomi yönetiminin para politikalarında elini kolunu bağlamaktadır fakat yapacak fazla bir şey de yoktur. Uzunca bir zamandır enflasyon ile malul olan bir para biriminin para hiyerarşisinde tabana oturmuş olması beklenen bir olgudur.
Peki, bir çözüm var mı?
Elbette var ekonomi bilimi bunun nasıl olacağını açık ve net olarak anlatmaktadır; eğer siz enflasyonu engeller paranın itibarını iade ederseniz bu hiyerarşi tersine dönebilir.
Geçmişte Almanya bunu başarmıştı ve Alman Markı çukurdan çıkmış, hiyerarşinin en dibinden yükselmiş ve dünyanın en itibarlı para birimlerinden biri haline gelmişti.
Fakat bunu yapmak söylemek kadar kolay değildir…
Bunu yapabilmek için önce ülkenin üretim gücünü ve aynı zamanda da ülkeyi yöneten iktidarın itibarını artırabilmek gerekmektedir.
Neden böyle derseniz:
Birçok yazımda ve yorumumda bu gün kullanılmakta olan kâğıt paraların döviz ya da altın cinsinden bir karşılığı olmadığını, bunların devletlerin sonsuz vadeli sıfır faizli senedi hükmünde olduğunu anlatmışımdır.
Nasıl bir tacirin senedinin değeri ya da geçerliliği bir itibar meselesi ise bir devletin senedi hükmünde olan paranın da değeri ve geçerliliği bir itibar meselesidir!
Bu itibarı belirleyen temel faktörler ise: Üretim gücü, varlıklar ile borçların oranı, rasyonel davranma biçimi ve ahlak gibi unsurlardır.
Sonuç olarak parayı basan otoritenin itibarı yükselmeden paranın itibarı ve değeri de yükselmeyecektir. Bu yükselmeden de parasal hiyerarşide dipten kurtulmak mümkün olmayacaktır.
Görünen o ki bu iktidar işbaşında kaldığı müddetçe Türk Lirası parasal hiyerarşinin en dibindeki yerinden kurtulamayacaktır.