Gözlerinde birbirine çarpan kıvılcımlar taşıyan gençlerim var,
Sözleri taze bir yara gibi açılıyor asfaltın sırtında,
Her adımları, bastıkları kaldırıma isyanı fısıldıyor.

Diğer yanda, sessiz ve ağır nefesler içinde dik duran gençlerim var,
Kalkanları bir duvar gibi örülmüş,
Bileklerinde emirlerin soğuk zinciri,
Ama gözlerinde hala çocukluktan kalma bir ürkeklik.

Biri, göğsünde devrimin çırpınan serçesini tutuyor,
Diğeri, düzenin taş levhasına kazınmış bir yemin gibi.
Ve ben, tam aralarında,
Sesten duvara çarpıp dağılan yankılar gibi bölünüyorum.

Biliyorum, birinin öfkesi eline taş olarak düştü,
Diğerinin korkusu parmaklarını tetiğe götürdü.
Ama hepsi benim çocuklarım;
İsimlerini tahtaya yazdığım, defter kenarlarına not düştüğüm,
Şiir okurken gözleri parlayan o gençler…

Şimdi biri şafağı bekliyor direnişin içinde,
Diğeri geceyi bölüyor devriyesinde.
Ama aynı güneş vuruyor tenlerine,
Aynı yağmur ıslatıyor üstlerini.

Ve ben,
İçimde ikiye bölünmüş bir ülkenin ağırlığını taşıyorum,
Bir yanım çığlık olup yankılanıyor caddelerde,
Bir yanım suskunluk olup gömülüyor sessizliğe.