Abbas SATIR

Ankara’da trafik kilit, sular kesik, şehir nefes alamıyor. Sebep yağmur değil, kar değil…Vahşi rant politikası.

Ankara bugün tarihinin en ağır kentleşme sorunlarıyla karşı karşıya. Trafik çilesi artık sadece sabah ve akşam saatlerinin sorunu değil; günün her anı Başkent adeta kilitleniyor. Çalışan işçi ve memurlar günde iki ila üç saatini yollarda kaybediyor. Buna bir de su kesintileri, altyapı sorunları ve plansız yapılaşma eklenince, ortaya yaşanamaz bir şehir tablosu çıkıyor.

Peki Ankara bu noktaya nasıl geldi?

Bugün yaşanan trafik ve su krizlerinin temelinde yağmur, kar ya da nüfus artışı değil; yıllardır sürdürülen vahşi rant politikaları yatıyor. Ankara’yı teslim alan bu anlayış, kentin doğal yapısını yok sayarak dere yataklarını, taşkın alanlarını ve tarım arazilerini bile betonla doldurdu.

Dere yatakları yapılaşmaya açıldı, tarım alanları konuta kurban edildi, ormanlar yok edildi. Sonuçta yağmur yağdığında su toprağa karışamadı, hızla akarak sele dönüştü. Bu felaketlerin sorumlusu doğa değil; yanlış planlama ve siyasi tercihlerdir.

Ankara’daki kentsel yapılaşma büyük ölçüde beton ve asfalt üzerine kuruldu. Yeşil alanlar birer birer imara açıldı, kent ormanları yok edildi. Doğayla bağını koparan bu şehirde, yüzey suları emilemediği için hem seller, hem de altyapı çöküşleri kaçınılmaz hale geldi.

Bu tabloyu yaratan, bir avuç insanı zengin eden rant düzenidir.

Son günlerde iktidar medyası, su ve trafik sorunları üzerinden Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ı hedef alıyor. Ancak sanki geçmiş yönetimlerin hiçbir sorumluluğu yokmuş gibi davranılıyor.

Oysa sorun yeni değil; yılların birikmiş faturasıdır.

Mansur Yavaş’ın verdiği rakamlar Ankara’daki çarpık kentleşmenin boyutunu net biçimde ortaya koyuyor:

*Yaşamkent (Eskişehir Yolu): 19 bin nüfusa göre planlandı, imar artışlarıyla 31 bin oldu.

*Alacaatlı: 65 bin planlandı, bugün 124 bin.

*Beytepe: 59 bin planlandı, 95 bin nüfusa ulaştı.

*Dodurga: 9 bin planlandı, bugün yaklaşık 500 bin kişi bu bölgeyi kullanıyor.

*İncek: 19 bin planlandı, 108 bin nüfusa çıktı.

Bu bölgelerin tamamı Eskişehir Yolu’nu kullanıyor. Yeni yol yok, yeni altyapı yok. Ama imar artışları sınırsız. Her daireye ortalama 3–4 araç düştüğü düşünüldüğünde, trafiğin neden çöktüğü daha net anlaşılıyor.

ABB Başkanı Mansur Yavaş, trafik sorununa çözüm için toplu taşımayı teşvik eden yeni projeleri hayata geçireceklerini açıkladı.

Bu kapsamda:

Elektrikli otobüsler alınacak. Belirli saatlerde tercihli yollar uygulanacak Tercihli yolları yalnızca belediye otobüsleri, halk otobüsleri, minibüsler ve taksiler kullanacak. Uygulama referandumla halka sorulacak.

Amaç; vatandaşın özel araçla değil, toplu taşımayla şehre gelmesini sağlamak.

Ankara’daki en büyük trafik sıkışıklıklarının büyük bölümü alışveriş merkezlerinin önünde yaşanıyor. Merkez Ankara Projesi’ne günde 20 bin araç girip çıkıyor. AVM’lerin yoğun olduğu bölgelerde çok katlı yapılaşma, trafiği rahatlatmıyor; aksine boğuyor.

Ankara Büyükşehir Belediyesi ve UKOME, AVM çevresindeki trafik yoğunluğunu azaltmak için yeni kararlar aldı:

Buna göre ;Kentpark ve Cepa AVM çevresinde giriş–çıkışlar yeniden düzenleniyor. Dumlupınar Bulvarı bağlantıları sınırlandırılıyor. Ankamall, Optimum, Nata Vega, Antares, Podium ve GİMAT çevresi için yeni düzenlemeler yolda.

Ama bu önlemler geçici pansuman niteliğinde.

Ankara’nın trafik ve su sorunları, birkaç düzenleme ile çözülemez. Asıl çözüm; ranta dayalı kentleşme anlayışının tamamen terk edilmesidir. Aksi halde bugün trafik, yarın su; yarın sel, öbür gün altyapı çöküşü konuşulmaya devam edecek.

Ankara daha büyük felaketleri kaldıracak durumda değil.

Şimdi değilse ne zaman?