Şunu herkesin iyi bilmesi gerekmektedir: Bugün sahip olduğumuz hak ve özgürlükleri kazanmak için insanlar çok ama çok ciddi ve acılı bir mücadele vermiştir.

Tarih okumayı sevmeyen, geçmişi bilmeyen bir çok kişi bugün sahip olunan hak ve özgürlüklere geçmişte de insanların sahip olduğunu zanneder, oysa bu çok büyük bir yanılgıdır.

Tarım çağının son demleri ile sanayi çağının ilk dönemlerinde insanlar bugün sahip oldukları hak ve özgürlüklerin çok büyük bir kısmına sahip değildi.

Merak eden geçmişi geçmişteki toplumsal yapıları açıp okusun, doğru söylediğimi, gerçekleri anlattığımı görecektir. Bu makalede fazla yer işgal etmemek için ben geçmişe, geçmişte yaşanmış olaylara değinmeyeceğim, daha ziyade bugün ve gelecekteki olası toplumsal yapıyı konu alacağım.

Geçmişe dair sadece şunu söylemek isterim: Geçmişe baktığımızda üretim araçlarının mülkiyetinin dar bir sınıfın elinde toplanması haklar ve özgürlükler açısından son derecede olumsuz bir hal yaratmıştır. Gene tarihe baktığımızda üretim araçlarının mülkiyetinin geniş kesimlere yayıldığı ve sınıflar arası geçirgenliğin mümkün olduğu durumlarda ise hak ve özgürlüklerde gerçekten de büyük gelişmeler olmuştur.

Bir önceki “Elveda Demokrasi, Merhaba Teknokrasi” makalemde demokrasi olarak adlandırdığımız sistemin sona ermekte olduğunu, bu sistemin yerini teknokrasiye bırakmakta olduğunu anlattım ve bu dönüşüme dair ilk belirtileri de gösterdim.

Bu makalemde ise teknokrasi öngördüğüm gibi egemen olursa bunun geniş halk kesimlerinin hak ve özgürlüklerini nasıl etkileyeceğine değinmek istiyorum.

Önce şunu söyleyeyim üretim biçimi değişse de insan aynı insan ve aynı sosyo psikolojik yapıya sahip. Dolayısı ile benzer olaylarda benzer tepkiler oluşturması da kaçınılmaz.

Buradan hareketle teknokrasi çağında da eğer üretim araçlarının mülkiyeti dar bir sınıfın elinde olursa bu sınıfın iktidara da sahip olacağını, böyle bir iktidarın da geniş halk kitlelerinin hak ve özgürlüklerini tehdit edebileceğini öngörmek ilk bakışta doğru gibi görünebilir.

Fakat, Tarım Çağı ve Sanayi Çağında toprak ve kapital olarak adlandırdığımız birincil üretim faktörleri kıttır oysa Bilgi Çağının birincil üretim faktörü olan bilgi sonsuzdur.

Geçmiş üretim biçimi dönemleri ile önümüzdeki bilgi çağı arasındaki en önemli fark bu “kıt” ve “sonsuz” olma farkıdır.

Dolayısı ile birilerinin bilgi adlı üretim faktörüne sahip olması başkalarının sahipliğini geçmişte olduğu gibi tehdit etmeyecektir diye öngörüyorum.

Geçmişte herkese yeterince toprak ve kapital verebilseydik toplumsal düzenler nasıl olurdu, hak ve özgürlükler geçmişte bu kadar zedelenmiş olur muydu?

Muhtemelen bu kadar zedelenmezdi.

Fakat ne yazık ki toprak ve kapital kıt kaynaklardı, herkese dağıtmak çoğu zaman mümkün olmuyordu ama bilgi öyle değil.

Şunu da açıkça söyleyeyim toplumsal evrimin önünü kesmek mümkün değildir, bu yüzden teknokrasinin egemen olmasını engellemek de olacak iş değildir.

Bu noktada insanların hak ve özgürlüklerini koruyabilmek için yapabileceğimiz tek doğru müdahale; mümkün olduğu kadar çok insanı bilgi ile donatmak ve onların da teknokrasi sınıfına dahil olmasını sağlamaktır.

İşte tam da bu noktada bilginin sonsuz olma niteliği en büyük avantajımızdır.

Bu istediğimiz kadar insana istediğimiz kadar bilgi verebiliriz ve bu başka bir insanın bilgiden yoksun olmasına neden olmaz demektir.

İnsanların bilgiden mahrum kalmasını engelleyecek, bilgiye ulaşmasını kolaylaştıracak politikalara sahip çıkmak ve uygulamak geleceğimiz ve insanların gelecekteki hak ve özgürlüklerini korumak bakımından çok önemli olacaktır.

Bu noktada bir tehlikeye dikkatinizi çekmek de isterim: Geniş halk kesimlerinin bilgiye ulaşımının önündeki en büyük engel onların kafasına yerleşmiş ya da yerleştirilmiş yanlış bilgilerdir.

Bunu şöyle bir örnekle anlatmak isterim: Boş bir kovayı balkona koyarsan yavaş yavaş da olsa o kova yağmur ve kar yağışı ile gelen temiz suyla dolar. Fakat aynı kovaya beton döker ve balkona öyle koyarsan o kova sittin sene temiz suyla dolmayacaktır...

Ve emin olun beton dolu bir kovayı boşaltıp temiz su ile dolacak hale getirmek kovayı temiz su ile doldurmaktan çok daha zor olacaktır!

Benzer şekilde cahil bir insanı eğitmek, işe yarar bilgi ile donatmak kafası yanlış ezberler ve hatalı bilgiler ile doldurulmuş bir insanı eğitmek çok daha zor olacaktır.

Halkımızı bilgi ile donatarak bu yeni döneme hazırlayabilmek için karşımızdaki en büyük sorun da işte bu kafalara doldurulmuş yalan yanlış ezber bilgiler olacaktır.