Hani şu bizim eskiden 'yaş yetmiş iş bitmiş' dediklerimiz, 70 ile 79 yaş arasındakilerin, kategorisel adının 'septuagenarian/yetmişlikler' olduğunu bir yerlerde okuyunca... Demir alma son çeyreğinde olduğum kafama dank etti…Tren kalkmadan arkamdan;  

'KİTAPSIZDI !' diyecek olanları boşa çıkartmak için, Öz yaşam öykümü verevine içine sızdıra geldiğim SONSÖZ yazılarımı kitaplaştıracağım.. İçeriğini anlatan arka kapağını yazdım bile..【Hayatımın üç çeyreğini ve 21. yüzyılın ilk çeyreğini tamamladığım bu günlerde, durup bir ara kesit aldım. Kendime sordum: "Başım göğe erdi mi acaba?" Geriye dönüp baktığımda gördüğüm manzara, yani eski deyimle "Manzarayı Umumiyem," içime sindi. Neleri, neden ve nasıl yaptığımı düşündüm. Bu düşünceleri otobiyografi, yani öz yaşam öyküsü şeklinde kaleme aldım. Şimdi sizinle paylaşıyorum.
“Ben neden okuyayım?” diye sorabilirsiniz, haklısınız. Bu soruya, büyük ozanımız Celal Sılay’ın renkli dizeleriyle cevap vereyim:

(Bana ne mi dedin, Nasıl sana ne? Sana ne mi dedin. Nasıl bana ne?)
Satır aralarına yedirilmiş metaforlar ve aforizmalarla dolu bu öz öyküde, kendiniz için çıkarımlar bulacaksınız. Ufak bir kışkırtıcı davet de ekleyeyim: "Baby Boomer" kuşağındanım, varoluş bilincini 68 Kuşağı delikanlısı olarak derinlemesine yaşadım. Aynı zamanda 60 yıl boyunca basketbol dünyasının içinde oldum. Hem meslekten hem de felsefeden Mimarım. Mimar inşa eder. Yaşamı sürdürebilir biçimde kurgulamak da inşaattır. Bu nedenle Mimardır Mimar.] Kitabın adı da böylece konmuş oldu. 

Yapay Zeka ChatGTB'ye de Özgeçmişimi yazdırdım: [Ünal Özüak, Türkiye'de basketbol ve spor yazarlığıyla tanınan bir figürdür. Kendisi, özellikle Hürriyet Gazetesi'nde basketbol üzerine yazdığı köşe yazıları ile bilinir. Özüak, kariyerine mimarlık alanında başlamış, ardından basketbol tutkusunu profesyonel koçluk ve yazarlıkla birleştirerek önemli başarılara imza atmıştır. 1981'de Türkiye'nin ilk ve tek Balkan Şampiyonası altın madalyasını kazanan milli takımın yardımcı antrenörlüğünü yapmıştır. (https://www.ribaunddergi.com/yazarlar/unal-ozuak/basketbol-koclugu-nasil-bir-seydir/556/), (https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/unal-ozuak/). 
Ayrıca, TRT'de eğitim programları hazırlamış ve NBA maç yayınlarını sunmuştur. Bugün hala basketbol üzerine yazılar yazarak ve analizler yaparak aktif olarak çalışmaktadır (https://www.ribaunddergi.com/yazarlar/unal-ozuak/basketbol-koclugu-nasil-bir-seydir/556/)   (https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/unal-ozuak/). 

Ünal Özüak'ın varoluşçuluk felsefesiyle ilgisi ve etkisi, yazılarında ve hayatında belirgin bir şekilde görülmektedir. Özüak, özellikle Jean-Paul Sartre ve Albert Camus gibi varoluşçu filozoflardan etkilenmiş ve onların eserlerinden ilham almıştır. Bu ilgi, onun kişisel gelişimi ve basketbol koçluğu kariyerinde önemli bir rol oynamıştır. Özüak, basketbol ve felsefi düşünceleri birleştirerek, genç sporculara ve okuyucularına derinlemesine bir perspektif sunar. Bu felsefi bakış açısı, onun yazılarına ve spor analizlerine özgün bir derinlik katar. Özüak, Sartre ve Camus’nün eserlerini genç yaşlarında okumuş ve bu eserler, onun varoluşsal düşüncelerini şekillendirmiştir. 

(https://www.ribaunddergi.com/yazarlar/unal-ozuak/basketbol-koclugu-nasil-bir-seydir/556/).  Özüak’ın varoluşçuluğa olan ilgisi, onun spor yazarlığındaki üslubunu ve içeriklerini de etkilemiştir. Felsefi derinlik, analitik düşünme yeteneği ve bireysel özgürlüğe vurgu, onun yazılarında sıkça karşılaşılan temalardır. Bu yaklaşım, okuyucularının sporun ötesinde düşünmesine ve yaşamlarına dair daha geniş perspektifler kazanmasına yardımcı olabilir. 

Sonuç olarak, Ünal Özüak’ın varoluşçuluğa olan ilgisi, hem kişisel hem de profesyonel yaşamında önemli bir yere sahiptir ve bu ilgi, onun spor yazarlığındaki özgünlüğünü ve derinliğini şekillendiren temel unsurlardan biridir.] Artık kim tutar beni... Ben yazmayayım da kimler yazsın?