“Bir şey söylenmesini istiyorsan, bir erkeğe sor; bir şey yapılmasını istiyorsan, bir kadına sor.” Margaret Thatcher
Üstte, Demir Leydi olarak anılan, Avrupa'nın ilk kadın başbakanı Margaret Thatcher’ın bir sözü…
Altta, yazının konusu ressamımızın söyleşine yorum yapan kadınların sözleri…
“Uzuuunn yıllardır takibimde olan, her bir sergisini heyecanla beklediğim, harika arkadaş, anne, eş, mükemmel öğretmen, üretken sanatçı...” @sadiyeyakskan8333
“Kadınlar, belirttiğin gibi hayatın her alanında her yükün altında kadınlar…” @nimetfis90
“Duyguların ve kadının resimde can bulması.” @didempesek1827
“İşte o yaman duruş!” @meralulger8111
“Kadını öyle güzel anlatıyorsun ki ruhunla, renklerle, sıcacık yüreğinle… Tutku, aşk sonucu çıkan bu başarıların daim olsun saygıdeğer ressamım, sevgili öğretmenim.” @hulyasagr4875
“Çağdaş ressamlar içinde kadın temalarıyla bam başka bir çizgi Nadire Özbek… Renk ve leke anlayışı, kompozisyon günümüzün resmine farklı bir pencere açarak parıldıyor.” @berfinduva6750
“Nadire’nin şirinleri!” @aylaaksoyoglu
Ressam Nadire Özbek
Gazili, resim öğretmeni. Hemen ardından yüksek lisans. Akademik olarak ilerlemek istemiş aslında ama ev, evlilik, sürekli tekrardaki kesintisiz ev işleri ve yemek, çocuk, ikinci çocuk ve aynı zamanda öğretmenlik… Zaman kalmamış ki!
Görev yaptığı ilk okul, O günlerde Ankara’nın çöp yükünü kaldıran Mamak’ta.
Mamak Kuvayı Milliye İlköğretim Okulu.
Okul tepedeymiş, gecekondularla kaplı tepeleri görüyormuş.
Özbek, derslerden sonra oturmuş, gecekonduları resmetmiş.

Gecekondular
Kadın her gün başarır, yeniden, en baştan!
Nadire Özbek, ressam.
Bir söyleşi yaptık.
Atölyesinde.
İçinin dekorasyonunu ustalara rağmen keyfince düzenlediği, üst katı içinde terası ayrı yaşam alanı, alt katında çift bahçeli, içinde teraslı, tepede kendisinin, duvarlarda eş-dost sanatçıların tabloları, masada sevgili eşinin maket gemisi… Yan odada malzemelerini de koyduğu odayla, yerden tavana, duvardan duvara camla ayrıldığı bahçeden aldığı ışığına nazır şövalesini yerleştirdiği ferah atölyesinde.
Güneş batar ya her gün, yarın yeniden başlar… Pek güzel tanımlıyor. Kadın gözüyle.
“Yarının sayfası bembeyaz açılacak. Açılan o sayfanın içinde hem anne olacaksın hem eş olacaksın hem evinin düzeni, kedisi, köpeği… Bir de öğretmen olacaksın. Dünyaya bir daha gelsem yine öğretmen olurum herhalde.” dedi.
İşte! Ressam Nadire Özbek ile yaptığımız söyleşimizin bağlantısı:
https://www.youtube.com/watch?v=ROYbg6BgNDo
Kadının zarafeti
Özbek’in tablolarına göz atmak yetersiz kalacaktır.
İşte bu bölümdeki tabloları için Özbek’ten bilgi notu.
“Erkek ağırlığı, baskınlığı sadece gördüğümüz yüzey. İçerikte ise kadınların her alandaki zarafetle ağırlığını dillendirdiğim serilerim.”

Kendi cümleleriyle, ‘Balıklar’ ve ‘yelkenliler’, ekspresif bir anlatımla…


Tamamlayıcı renkleri kullanıyor, bu birlikteliği komşuluk ilişkileri gibi görüyor. Komşu ilişkileri gibi komşu renkleri de seviyor.
Dengeyi seviyor. Benekler olsun diyor. Lekeleri, dokuyla ilgili çalışmayı seviyor. Lekeler, dokular dağları, ağaçları oluşturabiliyor.
“Freni patlayan kamyonun kaçış alanı yok mu?” diye soruyor.
Dikey ve yatay çizgiler var, resme derinlik ve anlam katan. Çizgilerin bir kısmı altına serdiği kilim oluyor, saçakları unutulmamış, kadının üzerinde oturduğu… Dikeyler çit oluyor, hop diyerek geçilemeyecek. Yastıklar, rahat oturma için nasıl da konforludurlar değil mi? Kendi yaptığı, süslediği, benekli veya çizgili yastıklar…
İşte! Kadının kaçış alanı!
Datça’da olmak gibi!
Özbek’in tablolarındaki kadınlar şık ve bakımlı.
Bir tabloda birden fazla kadın olduğunu düşünebilirsiniz.
Elini başına koymuş, kırmış dizini göğsüne çekmiş oturmuş veya düşünceli ve ayakta, belki biri oraya biri buraya bakıyor…
Kadınlar görsel olarak farklılar ama onlar aynı kadın!
Hayatlarına renk katan kediler, köpekler. O hareketli, yük dolu ama durmaksızın ve sürekli akan hayatın içinde dinginliğin sembolü onlar. Sanırım kaçış alanını da genişletiyor ve ayrı bir huzur veriyorlar.
Yazları gittiği ve pek sevdiği Datça’da olmak gibi.

Kadın, zaman ve dolu yaşanan her an!


Bir söyleşi videosu, bir de yazı. Son zamanlarda pek hoşuma gidiyor.
Ressam Kürşad Yılmaz, inanmayacaksınız ama üst kat banyo atölyesine indiğinden(!), gelemedi, bir de bu satırlar geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum, Heykeltraş Aslan Başpınar ile gitmiş, Özbek’le söyleşiyi yapmıştık, sıra yazıya gelmişti…
“Kadının zamanı yoktur ki!” dedi Özbek.
“Yapacak çok işi vardır hep!”
“Hepsini de yapar!” diye eklemişti.
Kadınlar…
Hepsi birer demir leydi değiller mi?
Leydi, uzaktaki bir adadan!
Amazonlar geldi aklıma, bizim topraklardan.
Genel olarak ‘kadın savaşçı’ olarak anılan…
Samsun’da bir ada vardır adlarına. Terme’de Amazonlar adına her yıl festival düzenleniyor.
Film, dizi veya çizgi romanlarda Xena veya Wonder Woman, Dede Korkut eserlerinde Alp Kızları…
Özbek’i dinlerken, şimdi de bu satırları yazarken fark ettim ki, Amazonlar hiç yok olmadılar!
Rahmetli annelerimizi, sevgilimi, kızımı da anmak isterim yazıya nokta koymadan.
Kadınlarımız onlar.
İyi ki varlar.
Kaynaklar
* ‘Margaret Thatcher’, https://www.britannica.com/biography/Margaret-Thatcher
* ‘If you want something said, ask a man; if you want something done, ask a woman. Margaret Thatcher’, https://www.goodhousekeeping.com/life/g38335193/strong-women-quotes/
* ‘Ressam Nadire Özbek ile resim’, https://www.youtube.com/watch?v=ROYbg6BgNDo

Ressam Nadire Özbek ile söyleşiye Heykeltıraş Aslan Başpınar ile birlikte gitmiştik. Günün anısı fotoğraf.