Ekonomide 2025’in bir önceki yıldan daha iyi olacağına ilişkin sözlerin ne kadar afaki kaldığını şu son iki haftada açık-seçik bir kez daha gördük. Enflasyon ateşi tüm girişimlere karşın, olanca şiddetiyle yakmaya devam ediyor. Mutfaktaki yangın, her gün bir önceki günü aratıyor. Aralık’ ta yüzde 1.02 olan enflasyon, bir ay sonra yüzde 5.03’e yükseldi. Beş kat artışın bir açıklaması olmalı ama, kimse bu noktada “topa” girmiyor.

Elbette ki, sizler kadar biz de bunun temel sebebini biliyoruz ve konumuz şimdilik bu değil.
Bugünkü konumuz Merkez Bankası’nın yaptığı 2025 yılına ait ilk enflasyon değerlendirmesi. Merkez Bankası Başkanı Dr. Fatih Karahan, yaptığı açıklamada yıl sonu enflasyon tahminini, daha ilk ayda yüzde 24 olarak revize ettiklerini duyurdu. Bismillah daha ilk ayda dört puanlık artışın, yıl içinde birkaç kez daha yükseltilmesi gerekeceğini önceki tecrübelerimizden biliyoruz.
Hatırlayacaksınız; 2021 yılında yüzde 9.4 olarak tespit edilen yıl sonu enflasyonu, dönemi yüzde 36.08 olarak kapatmıştı. 2022’de yüzde 23.2 olarak hedeflenen yıl sonu enflasyonu yüzde 64.27, 2023’te yüzde 22.3 olan tahmin, yüzde 64.77, 2024’te yüzde 36 olan tahmin yüzde 44.38 seviyesinde gerçekleşmişti. Bugün için tahmin yüzde 24, yıl sonunda ne olacağı ise meçhul.
Başkan Karahan, 2026 yıl sonu tahminini yüzde 12 olarak koruduklarını, 2027 yılında yüzde 8’e, orta vadede ise yüzde 5 seviyesinde istikrar kazanmasını hedeflediklerini açıkladı.

Başkan Karahan, enflasyon tahminindeki artışa sebep olan unsurların sıralamasını yaparken, sağlık muayene katkı paylarına yapılan artışın etkili olduğunu söyleyerek buradan 1.7 puanlık yükselişe neden olduğunu belirtti. Karahan, yine hizmetler grubundaki artışların, gıda ürünlerinde yaşan zamların yıl sonu enflasyon tahminini güncellenmesinde etkili olduğunu ifade etti.
Buradan da anlaşılıyor ki, 2025 için tüm pembe hayaller, an itibariyla yerini karanlık bir belirsizliğe bırakıyor. Çünkü, görülüyor ki, özellikle gıda ve sağlıkta yaşanan sıkıntılar, dar gelirlileri derinden etkilerken, mali tabloları da bozuyor. Hal böyle olunca da, yapılan enflasyon hesaplamaları bir türlü tutturulamıyor.

Benim burada anlamadığım nokta, Merkez Bankası’nın enflasyon durum raporu ile Hazine ve Maliye Bakanlığının yaptığı açıklamalar arasında nasıl oluyor da böylesine büyük tezatlar oluşuyor. Bakanlık ile Merkez Bankası hangi parametreleri kullanıyor ve birinin “olumlu gidiyor, enflasyon rakamları geriliyor” derken, diğeri yıl sonu tahminini daha ilk aydan yükseltme ihtiyacı duyuyor.
Yukarıda enflasyona ilişkin yıllar itibariyle tahminleri ve gerçekleşme rakamlarını verdik. Tutan hiçbir yıl yok. Daha öncesine de gitsek durum çok farklı değil, rakamlar bir parça birbirine yakın ama, son yıllarda yaşadıklarımızı hiçbir dönem yaşamadık desem yeri var.

Şimdi ortaya çıkan bu tabloya göre, 2025 yılı enflasyon tahminleri üzerinden gerçekleştirilen emekli maaşları, asgari ücret ve memur maaşlarının yeniden belirlenmesi gerekmiyor mu? Maaşları düşük tutmak için, aralık ayında yüzde 1.02 olan enflasyonun ocak ayında yüzde 5,03 çıkması sizce bir tesadüf mü?
Bu şartlar altında, ilk birkaç gün önce açıklanan ve yılda 4 kez açıklanacak olan enflasyon raporuna bakarak, ücretlerin yeniden değerlendirilmesi gerekmiyor mu?
Elbette gerekiyor. Yapılacak olan düzenlemelerin, Merkez Bankası güncellemeleriyle orantılı olarak artırılması, zaten çok zor şartlar altında hayatta kalma mücadelesi veren dar gelirli kesimlere soluk aldırtacaktır.

Özetle;
Ekonomideki dağınıklık, kurumlar arasındaki koordinasyon eksikliği, Merkez Bankası’nın enflasyon raporuyla gün yüzüne çıkmıştır. Başta Hazine ve Maliye bakanlığı olmak üzere, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve diğer paydaş kuruluşların, vatandaşları rahatlatacak tedbirleri zaman geçirmeden almaları gerekiyor.
Sadece vatandaşlardan tasarruf bekleyerek, onların yapacağı fedakarlıklar ve omuzlarına binen vergi yüklerini görmezden gelerek, enflasyonla mücadelede başarılı olma şansımız ne yazık ki yok. Yönetim kadrolarının, atacakları adımlar, enflasyonla mücadelede başarılı olma şansını yükseltecektir. Enflasyonla mücadeleyi Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Merkez Bankası’nın sırtına yükleyerek başarılı olamayız, ancak havanda su döveriz. Bu işte, vatandaşların üzerine düşenleri yerine getirdikleri noktasından hareketle, ülkeyi yönetenleri top yekûn ellerini taşın altına koyma zamanı geldi de geçiyor!