Giriş

Ülkemizde mesleğin sorunları gün geçtikçe daha belirgin olarak ortaya çıkmaktadır. Teknolojideki gelişmeler, meslek mensuplarının iş yükünü azaltacak diye düşünülürken daha fazla artmasına neden olmuştur. İşlemlerin çeşitlenmesi, derinliğinin ve yoğunluğunun artması, ekonomik ve finansal krizler, mali idarenin ihtiyaçlarının artması, mali tablo kullanıcılarının mali tablolarda ortaya konulan bilgilere daha fazla ihtiyaç duyması,meslek mensuplarının daha fazla çalışmasına neden olmaktadır.

Diğer taraftan ülkede mali ve sair bilginin anlamlı hale getirilmesinde tek kaynağın muhasebe olması, diğer kurumların da bilgi ve belgeyi muhasebecilerden istemesi de ayrı bir yük oluşturmaktadır.

Meslekten ve uygulamalardan da kaynaklanan sorunlar ortaya çıkmaktadır. Aşağıdaki sorunlar mesleğin öne çıkmış sorunları olarak düşünülmektedir. Uygulamada bundan daha fazla sorunu olduğu da şüphe götürmez. Bu sorunlara dikkat çekmek üzere aşağıdaki konuları kısaca yazmaya çalıştım.

Teknolojik Gelişmelere Uyum

Muhasebe yazılımlarının ve dijital araçların hızla gelişmesi, muhasebecilerin bu teknolojilere ayak uydurmasını zorunlu kılıyor.  Ancak muhasebecilerin eğitim programında teknolojik gelişmeler ve kullanımıyla ilgili bir eğitimleri bulunmamaktadır. Daha çok bilgilerin işlenmesi düzeyinde eğitime tabi tutulmalarına rağmen, bilginin doğruluğundan emin olmak ve denetlemek, makinelerin birbiriyle iletişimi ve bağlantısı konusunda yeterli bir alt yapıya sahip olmamak gibi eğitimsel ve araçsal eksiklikleri bulunmaktadır.

Kamu idarelerinin özellikle Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın(Gelir İdaresi Başkanlığı’nın) bilgi giriş alt yapısının, bilgi girişine uygun olmaması meslektaşı çok yormaktadır. Alt yapı eksikliği giderilememesine rağmen daha fazla bilgi istenmesi meslek mensubunu tükenmişlik sendurumuna sokmaktadır. Bilgi girişlerinin sürekli her ay hata vermesi, meslektaşın zaman maliyetini artırmaktadır.

Yasal Düzenlemeler ve Değişiklikler

Sürekli değişen vergi ve muhasebe mevzuatına uyum sağlamak, muhasebeciler için büyük bir yük oluşturuyor.  Kanun yapıcının ihtiyaçları doğrultusunda kanunları sıklıkla değiştirmesi, kanun maddelerinin idarece nasıl anlaşılacağının tebliğ ve özelgeler yoluyla açıklanması, kanun maddesinin kapsamını aşacak büyüklükte ve bazen nitelikte olmaktadır. Kanun yapıcı, bir kanunu yapmadan önce taraflarla tartışıp  belirli bir uzlaşmaya gelecek şekilde düzenlemelidir. Aynı zamanda yasallaşan kanunların bir oryantasyonu (uyum süreci) olmalıdır. Bu süreç boyunca tarafları hazırlamalı, öncelikle muhasebecileri ilgilendiren konularda açıklayıcı, anlaşılır, güvenilir ve karşılaştırılabilirbilgileri içeren bir eğitim süreci olmalıdır. 

Mesleki Yetkinlik ve Eğitim

Muhasebecilerin mesleki yetkinliklerini sürekli olarak güncellemeleri gerekiyor. Pratik, güncel sorunlardan arınmış, kendine ve mesleğine zaman ayırabilen bir meslek mensubu yaratılmalıdır. Sürekli meslektaşın kişisel yeteneklerini ve becerilerini geliştiren, uygulama örnekleriyle zenginleştirilmiş bir eğitim ortamı oluşturulmalıdır. Seminer veya eğitim adı altında verilen ve yüzlerce insanın bir araya toplandığı toplantılar sadece farkındalık yaratmaktan, bazen de kafa karşılık yaratmaktan öteye geçemiyor.

Ülkemizde meslek örgütlerinin talep ettiği  eğitim saatlerinin( TÜRMOB-120 Saat,KGK 120 Saat) uzun olması da meslek mensuplarının kafasında soru işaretleri oluşturmaktadır. Verilen bazı eğitimlerde, uluslararası zorunlulukların da yerine getirildiğini göstermek amaçlı haddiden fazla konu ele alınarak , çoğu konu derinliğine inilmeden,yüzeysel olarak anlatılmaktadır. Eğitim bir zaman demektir, çok büyük maliyeti olan ve meslek mensupları için zorlukları olan bir süreç olarak bilinmektedir. ABD ‘de meslek mensuplarının eğitimi farklı eyaletlerde, saatleri farklı olsa da ortalama 40 saat olarak uygulanmaktadır. Bizim meslek mensuplarının üçte biri kadar. 

4- Ekonomik Ve Finansal Krizler

Muhasebe mesleğinin uygulanmasında en temel tutumlardan birisi muhafazakâr tutumdur. Belirli kuralara bağlıdır. Finansal uygulamalar ile gerçeğe uygun bir finansal tablonun hazırlanmasında, ilkelere bağlı olarak tarafların ihtiyaçlarına göre tabloların hazırlanması amaçlanmıştır. Muhasebeden daha çok finansın gelişmesi ve onun ihtiyaçlarının çeşitlenmesi,  işletmelerin çok büyümesi, işlem sayılarının ve çeşitlerinin artmasından kaynaklanmaktadır.

Muhasebe dünyası bir yandan buna maruz kalırken diğer taraftan genel ekonomik düzeyde ve makro düzeyde krizler ortaya çıkmaktadır. Yerel ve küreselanlamda yaşanan ekonomik krizler muhasebe uygulamalarında sürekli değişikliklerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Ekonomik dalgalanmalar ve finansal krizler muhasebecilerin iş yükünü artırmaktadır. Uygulamaların daha karışık olmasına, hata yapmaya açık hale gelmesine neden olmaktadır.  Vergi idaresinin uygulamaya ilişkin yapmış olduğu açıklamalar hem uygulamaya hem de ekonomik ve finansal olguların tamamına yönelik sorunların çözümüne ve çözüm ihtiyacına cevap verememektedir. Uygulamada birçok farklı sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. 

Bu durumu en yıkıcı bir şekilde enflasyon uygulaması çalışmalarında meslek mensupları yaşamaktadır. Enflasyon düzeltmesi uygulamasında idarenin açıklamalarının yetersiz olması, uygulama süresinin kısa ve yıllarca birikmişbilanço kalemlerinin bilgilerinin yetersiz olması, kullanılan araçların uygun hale getirilememesi gibi sebeplerle ekonomik kriz dönemlerinde muhasebecileri ne kadar zor duruma düşürdüğünün en çarpıcı örneğini ülkemizde oluşturdu.

SONUÇ:

Esas olarak işletmeler için yönetişimsel faktörler ne kadar önemli ise meslek mensupları içinde yapılan işin öngörülebilir olması ve belirlikurallar dahilinde yapılması önem taşımaktadır. Ekonomik ve finansal kriz dönemlerinde muhasebecilerden olağanüstü beklenti içerisinde olan tarafların bu istekleri istemeseler de meslek mensuplarına angarya olarak dönmektedir. Yeterli düzeyde bilgi ve altyapısı sağlanmamış, belirli süreye sıkıştırılmış talepler meslek mensuplarının hata yapma kaygısını artırmaktadır.   Meslek mensubunun çok stresli bir çalışma ortamına sürüklenmesine, bazen de hayatını kaybetmesine neden olmaktadır.

Öncelikle, muhasebe mesleğini yapan meslek mensuplarının insanca yaşayacağı bir ortamın oluşturulması artık kaçınılmaz hale gelmiştir. Dinlenme, çalışma ve eğitim ve vb. süreçlerin makul ve kabul edilebilir bir düzeye çekilmesi artık kaçınılmazdır. En temel sorunlardan birisi de iş yükü ile elde edilen kazanç arasındaki uyumsuzluktur. İş yükü artarken kazançların artmaması, aksine enflasyon karşısında erimesidir.

Meslek mensuplarının, çalışma hayatına hazırlanmasında yukarıdaki sorunların ve benzeri birçok sorunun taraflarca karşılıklı görüşler alınarak yapılması, meslek mensubuna bir nefes aldırabilir.

Bu sorunlar, muhasebe mesleğinin gelecekte daha etkin ve verimli bir şekilde icra edilebilmesi için çözüm yollarının bulunmasını gerektiriyor.