Ticaret Bakanlığı tarafından son açıklanan tabloya göre Ağustos ayı itibariyle dış ticaret hadlerimiz ve değişimleri şöyle:Yaklaşık...

Ticaret Bakanlığı tarafından son açıklanan tabloya göre Ağustos ayı itibariyle dış ticaret hadlerimiz ve değişimleri şöyle:

Yaklaşık 11 milyar 300 milyon dolarlık dış ticaret açığı bu güne kadar aylık bazda verilen en yüksek dış ticaret açıklarından biridir. Ocak – Ağustos döneminde verilen 73 milyar 454 milyon dolarlık açık ise bu trendin devam etmesi halinde yıllık dış ticaret açığının 100 milyar doların üzerine çıkabileceğine ve hatta 120 milyar dolara ulaşabileceğine işaret etmektedir. Bu elbette sürdürülebilir bir durum değildir ve Türk Lirasının hâlihazırda aşırı değerli olduğuna işaret etmektedir. Hazine ve Maliye Bakanı Nurettin Nebati’nin döviz artışı enflasyonun altında kalmıştır sözü de bu durumu doğrulamaktadır.

Dış ticaretimiz ile ilgili diğer bir önemli veri ise kiminle ne boyutta ticaret yaptığımızı ve ne satıp ne aldığımızı gösteriyor, buna göre:

Ağustos ayında en fazla ihracat yaptığımız ülkeler sırasıyla; Almanya %5,9 oranında artışla 1 milyar 662 milyon dolar, ABD %13,0 oranında artışla 1 milyar 480 milyon dolar ve Irak %34,2 oranında artışla 1 milyar 258 milyon dolar oldu. İhracatta en çok paya sahip ilk 10 ülkenin toplam ihracat içerisindeki payı % 47,4 oldu.

Ağustos ayında en fazla ithalat yaptığımız ülkeler sırasıyla; Rusya Federasyonu %135,0 oranında artışla 6 milyar 285 milyon dolar, Çin %46,2 oranında artışla 4 milyar 148 milyon dolar ve Almanya %17,7 oranında artışla 2 milyar 52 milyon dolar oldu. İthalatta en çok paya sahip ilk 10 ülkenin toplam ithalat içerisindeki payı % 60,9 oldu.

Ağustos ayında en çok ihracat 11 milyar 583 milyon dolarla (%15,5 artış) “Hammadde (Ara malları)” grubunda yapılırken, bu grubu sırasıyla 7 milyar 361 milyon dolarla (%10,7 artış) “Tüketim Malları” ve 2 milyar 203 milyon dolarla (%3,8 artış) “Yatırım (Sermaye) Malları” grupları takip etti.

Ağustos ayında, en çok ithalat 25 milyar 944 milyon dolarla (%40,8 artış) “Hammadde (Ara malları)” grubunda yapılırken, bu grubu sırasıyla 3 milyar 772 milyon dolarla (%34,0 artış) “Yatırım (Sermaye) Malları” ve 2 milyar 873 milyon dolarla (%51,2 artış) “Tüketim Malları” grupları takip etti.

Görüldüğü üzere Türkiye tüketim mallarından ziyade üretimde kullanılacak ara malları, hammadde ve yatırım malları ithal ediyor. Buradan üretimimizin büyük ölçüde ithalata bağımlı olduğu ortaya çıkıyor.

Bu dış ticaret yapısı elbette ki sürdürülebilir bir şey değildir ürettiğimizden fazlasını tüketerek nereye kadar gidebiliriz?

İktidar yeni ekonomi modelinde üretip satacağız, ihracat ithalatı geçecek, döviz kazanacağız bu şekilde hem döviz borçlarımızı ödeyebileceğiz ve hem de döviz sıkıntısı ortadan kalkacak, kurlar dengelenecek demişti. Bütün bu dediklerinin hikâye olduğu ortaya çıktı. Uygulanan akıl ve bilim dışı tutarsız ekonomi politikaları sonucunda hem enflasyon, hem dış ticaret açığı, hem kurlar ve hem de faizler patladı. Türk ekonomisi tarihte gördüğü en büyük krizlerden birinin içine savruldu ve bu durumu düzeltmek gerçekten de kolay olmayacak.