Cumhuriyet fikri Mustafa Kemal’in yıllarca sakladığı bir milli sır olarak kaldı. Mustafa Kemal Paşa iyi bir asker ve iyi bir siyaset adamı idi. Manastır’da bulunduğu yıllardan beri kafasına koymuş olduğu cumhuriyeti getirmek fikrini askerî bir plan uygularcasına dikkatli bir şekilde uyguladı.

Cumhuriyet fikri Mustafa Kemal’in yıllarca sakladığı bir milli sır olarak kaldı.

Mustafa Kemal Paşa iyi bir asker ve iyi bir siyaset adamı idi. Manastır’da bulunduğu yıllardan beri kafasına koymuş olduğu cumhuriyeti getirmek fikrini askerî bir plan uygularcasına dikkatli bir şekilde uyguladı.

1923 yılında çok kritik bir antlaşma olan Lozan Antlaşması’nın imzalanıncaya kadar yurt içi ve yurt dışı dengeler göz önünde tutularak bu sembolik halifeliğe tahammül gösterildi. 1923 yılında Lozan Antlaşması’nın imzalanmasından sonra artık Cumhuriyet’in ilanına sıra gelmişti.

22 Eylül 1923 tarihinde Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Avusturya’nın Neue Freie Presse gazetesine verdiği demeç 27 Eylül 1923 tarihinde Türk gazetelerinde yayınlanıyor ve Gazi “Yürütme ve kanun yapma salâhiyeti milletin yegâne hakiki temsilcisi olan mecliste tecelli etmiştir ve toplanmıştır”. Bu iki maddeyi bir kelime ile özetlemek mümkündür: Cumhuriyet… Gazi, bu demecinde Türkiye’nin yenileşmesinin devam edeceği müjdesini de vermekteydi ( T. Akyol, Atatürk’ün İhtilal Hukuku, s. 311).

5 Ekim 1923 tarihinde Gazi Mustafa Kemal Paşa başkanlığında toplanan Halk Fırkası Başkanlık Divanı, 6 saat süren toplantısı sonunda yeni Türk devletinin isminin Türkiye Cumhuriyeti, başkentinin de Ankara olmasına karar vermişti. Bu karar Gazi’ye yakınlığı bilinen Yunus Nadi’nin Anadolu’da Yeni Gün gazetesinde ve muhafazakâr-liberal çizgide yayın yapan Velid Ebuzziya’nın Tevhid-i Efkâr gazetesinde yayınlanarak kamuoyuna duyurulmuştu. Böylece kamuoyu Cumhuriyet fikrine alıştırılmış, muhtemel psikolojik tepki kırılmış oluyordu.

13 Ekim 1923 tarihinde İsmet Paşa ve 15 arkadaşının önergesi üzerine Ankara’nın başkent olması kanunlaştıktan sonra sıra artık cumhuriyetin ilanına gelmişti. Manastır’da başlayan cumhuriyetin yolunun kilometre taşları artık birer birer yerine oturuyordu.

21 Ekim 1923 tarihinde subayların maaşına zam yapıldı. Seferberlik sırasında ödenen ek ödemeler kesildiği için subaylar ekonomik bakımdan zor durumda kalmışlardı. Bu yüzden Fethi Bey hükümetinin hazırladığı maaş zammı önergesi Gazi Paşa’nın üç defa söz alarak tasarıya destek vermesinin de etkisiyle hiçbir karşı görüş olmaksızın kısa bir müzakereden sonra kabul edilecektir.

23 Ekim 1923 tarihinde Ali Fuat Paşa (Cebesoy) Meclis İkinci Reisliğinden istifa ediyor ve yerine muhalif kesimden Rauf Bey (Orbay) seçiliyordu.

23 Ekim tarihinde 11 Eylül 1923 tarihinde resmen kurulmuş olan Halk Fırkası (CHF)’nın kuruluş dilekçesi Halk Fırkası Genel Başkanı Gazi Mustafa Kemal ve Genel Sekreter Recep Bey (Peker)’in imzalarıyla Dahiliye Vekaleti’ne verilecektir. Böylece Meclis Başkanı, Başkomutan Mustafa Kemal aynı zamanda ülkenin tek partisi olan Halk Fırkası’nın da genel başkanı olmaktaydı.

24 Ekim 1923 tarihinde Rauf Bey, bir kanun teklifi verdi. Osmanlı saltanatı 1 Kasım 1922 tarihinde kaldırılmıştı. Bu tarih Hicrî takvime göre Hz. Peygamber’in doğum tarihi olan 12 Rebiyülevvel tarihine rastlamıştı. Bu uğurlu bir tesadüftü. Bu uğurlu tesadüfün bir bayram olarak kutlanması için Rauf Bey’in’bu teklifi TBMM tarafından kabul edilecek ve 1 Kasım Hakimiyet Bayramı olarak resmen kabul edilecektir. Ancak politikanın cilvesi olarak saltanatın kaldırılmasını bayram olarak ilan edilmesini sağlayan Rauf Bey kısa bir süre sonra “saltanatçı” olmakla suçlanacaktır. 1 Kasım Hakimiyet Bayramı da prematür doğmuş bir bebek gibi doğar doğmaz ölecek ve bir daha hiçbir zaman kutlanmayacaktır.

25 Ekim 1923 başvekil Fethi Bey, İçişleri Bakanlığı görevinden; Ali Fuat Paşa Meclis İkinci Reisliği görevinden istifa ederek ayrılmış olduklarından bunların yerine seçim yapılacaktı. 1921 Anayasasına göre bu görevler için Meclis’te seçim yapılacaktı. Ama seçim Milli Mücadele dönemindeki gibi doğrudan Meclis’in yetkisinde değildi. Önce Halk Fırkası Meclis Grubu’nda adaylar belirlenecek ve bu isimler Meclis’e iletilecek ve bu grup kararı onaylanacaktı. Halk Fırkası Meclis Grubu’nda yapılan seçimde Gazi Paşa’nın desteklediği Sinop Mebusu Yusuf Kemal Bey Meclis İkinci Başkanlığı için aday olarak gösterilmişti. İçişleri Bakanlığı görevi için Gazi’nin adayı Çorum Mebusu Ferit Bey idi.

İşte bu iki görevlinin seçimi sırasında olmaması gereken bir şey oldu. Gazinin partisinin milletvekilleri parti grubunda belirlenen adayları seçmek yerine Meclis İkinci Başkanlığı’na o sırada Mecliste bile bulunmayan Rauf Bey’i seçmişlerdi. Hem de büyük bir çoğunlukla. Meclis, Erzincan mebusu Sabit (Sağıroğlu) Bey’i de İçişleri bakanlığı için daha uygun bulmuştu.

Bu istenmeyen ve hoş görülmeyen seçim bardağı taşıran son damla oldu. Gazi Paşa’nın deyimiyle bu “muhteris hizip” yüzünden Meclis’in ahengi bozulmuştu. Gazi Paşa özellikle 24 Ekim tarihinde 1 Kasım’ı Millî Hakimiyet Bayramı olarak kabul ettirmiş olan Rauf Bey’e çok kızmıştı.

Gazi Paşa bütün siyasi ve askeri dehasını ortaya koyarak 26 Ekim 1923 Cuma günü Bakanlar Kurulunu (Vekiller Heyeti) Çankaya köşküne çağırıyor ve onları ahenkli bir hükümetin kurulmasına yardımcı olmaları için istifa etmeleri gerektiğine inandırıyor. Hükümet Ferit Bey ve Fevzi Paşa dışında toptan istifa ediyor. Gazi Paşa, vekillerin istifa dilekçelerini alıyor ve onlara kurulabilecek muhtemel bir hükümete girmemeleri gerektiği yolunda da ikazda bulunuyordu. Belli ki Gazi Paşa hazretlerinin kafasında bir plan vardır. Başvekil ve Genel Kurmay Başkanının istifa ettirilmemiş olması kısa süre önce siyasi görevini bırakarak ordusunun başına dönen Ali Fuat Paşa’nın durumu ile ilişkilendirilmektedir.

26 Ekim Cuma günü vekillerin istifa dilekçelerini cebine koymuş olan Gazi Başkomutan Cumartesi günü saat 13.00’de TBMM binasında Halk Fırkası’nın meclis grubunu topluyor ve tek tek okutuyor. Milletvekillerinin çoğunluğu hükümetin istifasını normal bir hükümet krizi sanmakta ve kendi çevrelerinde yeni hükümeti kurma çalışmaları yürütmekteydiler. Ancak Gazi hazretlerinin gizli planından çoğunun haberi yoktur. Akşama kadar tartışıldığı halde bir hükümet listesi hazırlanamıyor ve Gazi’nin görüşüne başvuruluyor. Gazi, düşünülen isimlerle bizzat konuşulmasını öneriyor. Ancak vekil adaylarının tamamı önceden tembihli oldukları için hiç birisi teklifi kabul etmiyor ve dolayısıyla da hükümet kurulamıyor.

Akşam olup da Çankaya’ya dönüş saati geldiğinde Mustafa Kemal’in yanında İsmet Paşa, Fethi Bey ve Kazım (Özalp) Paşa olmak üzere toplam 6 kişi daha vardır. Halit Paşa, Gazi ile görüşmek için koridorda beklerken o da Çankaya’ya yemeğe çağırılmış ve bu toplantıya o da katılmıştır. Ancak ona bir görev verilip verilmediğini bilemiyoruz.

Gazi Paşa yine stratejik planını arkadaşlarına güzelce anlatıyor. Kâzım Paşa’nın görevi Paşa’nın yakın çevresindeki mebuslardan Vasıf (Çınar) Bey, Mustafa Necati ve Recep (Peker) gibi isimlerin Meclis Grubu toplandığı zaman nasıl konuşacaklarını, nasıl davranacaklarını kendilerine anlatmaktır. Bu kişilerin görevi hükümetin kurulması yolunda verilecek önergeleri engellemek ve hükümetin kurulmasının önüne geçebilmekti.

Yapılan dahice plan gereği işler açmaza girip netice çözümsüzlüğe gidince Kemalettin Sami Bey bir önerge verecek ve krizin çözümü için Gazi Paşa’nın hakemliğine başvurulmasını teklif edecekti. Görevlerini öğrenen mebuslar Çankaya’dan ayrıldılar. Çankaya’da sadece İsmet Paşa kalmıştı.

29 Ekim Pazartesi günü sabaha karşı Gazi Paşa, cumhuriyetin ilanına ilişkin daha önceden hazırladığı 5 maddelik taslağı İsmet Paşa’ya yazdırıyordu. 1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun (Anayasa) ilk 5 maddesinin değiştirilmesi için önerge taslağı böylece gün yüzüne çıkıyordu. Sonradan bu taslağa devletin dininin İslam dini olduğuna dair bir madde eklenecek, birkaç ay sonra da halifelik kaldırılacaktır.

Halk Fırkası Meclis Grubu cumhuriyetin ilan edileceğinden habersiz hükümet krizini çözmek için toplanıyor. Her şey tıpkı Çankaya Köşkü’nde kararlaştırıldığı gibi gelişiyor. Bakan olması teklif edilen hiçbir isim bakanlığı kabul etmiyor ve plan gereği Kemalettin Sami Paşa önceden hazırladığı Gazi Paşa’nın hakemliğine başvurulması konusundaki önergesini veriyor. Gazi Paşa, kürsüye geliyor ve çözüm için 1 saat süre istiyor. Odasına çekiliyor.

Gerekli gördüğü mebusları odasına çağırıyor ve onlara sabaha karşı hazırlanan 5 maddelik Kanun-ı Esasi değişikliği önerisini anlatıyor. Böylece mebus beyler cumhuriyetin kurulacağını öğrenmiş oluyorlar.

  1. Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir. TÜRKİYE DEVLETİNİN ŞEKL-İ HÜKÜMETİ CUMHURİYETTİR.
  2. ….
  3. TÜRKİYE REİSİCUMHURU DEVLETİN REİSİDİR. BU SIFATLA LÜZUM GÖRDÜKÇE MECLİSE VE BAKANLAR KURULUNA BAŞKANLIK EDER.

    Saat 14.00’te mebuslara durum anlatılıyor ve Halk Fırkası Grubu tekrar toplanıyor. Gazi kürsüye geliyor ve çözüm formülünü açıklıyor.