Popülist sağ politikacıların en önde gidenlerinden Süleyman Demirel tarafından hazır cevaplık kisvesi altında sarf edilen bu anlamsız slogan Türk siyasetine çok uzun bir süredir damga vurmaktadır.

Bir seçim öncesi CHP, Türkiye’nin planlı bir gelişime ihtiyacı olduğu görüşünde ve beş yıllık kalkınma planları hazırlıkları yapıyor. CHP’liler, iktidar olmaları halinde, Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki gibi hızlı ve planlı bir kalkınma hedefinde olduklarını vurguluyorlar. 

CHP’nin bu yaklaşımına karşı o dönem AP’nin başında olan Süleyman Demirel’den siyasi tarihimize geçen ve bu günümüzü dahi etkileyen o meşhur yanıt geliyor: “Halk plan değil, pilav istiyor.” 

Süleyman Demirel, o dönem her şeyin planlı bir şekilde yapılmasını savunan CHP’ye karşı bu sloganı kullanmış, bu söylemiyle planlı olan her şeyin komünist işi olduğunu ve halkın laf salatasına değil, yiyeceğe ihtiyaç duyduğunu belirtmişti. 

O günlerden bu günlere çok ama çok zaman geçti, köprünün altından çok sular aktı ama sağ siyaset ne yazık ki hala aynı kafada ve plana programa zerrece önem vermiyor.

Bu konuyu neden gündeme getirdim derseniz malum çiftçiler günlerdir ayakta, traktörleri ile yollara çıkıyor eylem yapıyorlar, kimi domatesi kimi çayı yollara saçıyor kimi de sütünü asfalta boca ediyor. Eylem gerekçeleri açık ürünümüz para etmiyor, üretiyoruz ama zarar yazıyoruz böyle giderse çifti çubuğu bozup, ekmekten vaz geçeceğiz diye isyandalar. Birçok çiftçi meyveyi dalında, sebzeyi tarlada bırakmış durumda çünkü toplama maliyeti satış fiyatını karşılamıyor. Üstelik bu durum istisnai birkaç yer ve üründe de değil hemen hemen her üründe ve her yerde aynı durum gözlemleniyor.

Peki, neden?

Nedeni ortada plansız üretim…

Türkiye’de plana programa önem verilmediği için tarım ürünlerinde bir üretim planlaması yapılmıyor. Bir sene az ekilip kıt olunca çok para eden ürünü bir sene sonra herkes bu çok para ediyor diyerek ekmeye kalkıyor, bu seferde ürün elde kalıp para etmiyor.

Bu planlamayı elbette bir çiftçi tek başına yapamaz bunu yapması gereken Tarım ve Orman Bakanlığıdır, bu planlama işi bu bakanlığın asli vazifesidir, amma ve lakin kafa planlamaya düşman bir kafa olunca plan falan yapılmıyor sonuçta hem üretici ve hem de tüketici zarar görüyor.

Bakınız sevgili okurlarım ekonomide hiçbir iş plansız, programsız rast gele yapılamaz! 

Böyle plansız programsız rast gele iş yapanların batması ise kaçınılmazdır…

Üstelik sadece ekonomide değil her işte plan şarttır, şöyle düşünün bir gecekondu inşa edilirken bile ustanın eline bir plan verilir, hiç değilse bir kesekâğıdına şurada şu oda burada bu oda olacak eni şöyle boyu böyle olacak diye çizilir değil mi?

Bir apartman inşa ediyorsanız çok daha detaylı, mimari özellikleri ve statik hesaplamaları içeren bir plan yapmanız gerekir. Bir apartman değil de bir gökdelen inşa etmek istiyorsanız doğal olarak her şeyin inceden inceye planlandığı çok daha detaylı projeler çizmeniz planlamalar yapmanız gerekir.

İşte ekonomide de planlama buna benzer bakkal dükkânı açıp işletmeye kalkan bile bir plan yapmak zorundadır. Bir holdinginiz varsa yapmanız gereken plan program çok daha detaylı ve hesaplı olmalıdır.

Peki, bu durumda koskoca bir ülkeyi plansız yönetmek mümkün müdür?

Elbette hayır bu yüzden plansız bir ekonomi olmaz, adam gibi doğru düzgün bir plan yapılmadan bir ülke yönetilemez.

Bir ülkeyi plansız programsız yönetmeye kalkar rast gele işler yaparsanız sonuç çok ağır bir ekonomik ve sosyal kriz patlamasıdır. Bu ülkede bu gün yaşananlarda tam olarak böyle bir şeydir.

Bize öncelikle bu krizden çıkmamızı sağlayacak doğru düzgün bir plan program ve o planı programı uygulayacak liyakat ehli kişilerden oluşan güvenilir bir iktidar lazımdır.