SSCB’nin çöküşü ile birlikte SSCB’yi kuran ideolojik zemin, sol, sosyalist dünya görüşü çok büyük ölçüde güç yitirmişti o gün bu gün tüm dünyada sol partiler ve sol liderler sağ ve otoriter siyasi hareketler karşısında epey bir patinaj yaptı.

Sıradan insanlar yaşadığı büyük başarısızlık sonucunda çöküp dağılan SSCB’nin günahını sol sosyalist siyasete yükledi, hesabını sosyalist ideolojiden sordu.

Bu siyasi ve ideolojik tavır doğru muydu?
Bence değildi ama bu önemli değil kitle faturayı sol ideolojiye kesti, bedeli sol siyasi hareketlere ödetti ve hatta birileri çıkıp “tarihin sonu” falan diyerek liberal dünya görüşünün nihai zaferini bile ilan etti...

Günümüzde hemen hemen tüm dünyada otokrat liderler ve otokrasiye alan açan sağ siyasi hareketlerin yükseldiği ve bu tipteki politikacıların güçlendiği görünüyor.

Türkiye’de de elbette manzara-i umumiye bu görünümün dışında değil. Sağ siyaset, otokrasi ve otokrat bir rejim Türk siyasetine de damga vurmuş bulunuyor...

Bulunuyor....

Ya da bulunuyor mu?

Aslında belki de bunu Türkiye için söylemek çok da doğru olmayacak...

Tamam, resmiyette çok otokrat ve tahkim edilmiş bir sağ siyaset var, rejim çok sert ve sağlam görünüyor, ortalığı yakıp yıkıyor yangın yerine çeviriyor amma ve lakin yangın yerine dönüşmüş isin karası çökmüş Türkiye’de yeniden filizlenen sol, sosyal demokrat ve sosyalist siyasi hareket bu rejime meydan okuyor ve hatta meydan okumakla da kalmıyor resmen rejimi kökünden sallıyor.

Aslında Kemal Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığında kaybedilen 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimleri otokrat sağ rejimden şikayet eden muhalif kitlede çok ciddi bir hayal kırıklığı yaratmış rejimin iyiden iyiye tahkim olmasına yol açmıştı.

Sonra biliyorsunuz bir kurultay ile genç ekip Kemal Bey’i devirdi, Özgür Özel Genel Başkan oldu.

Oldu olmasına oldu da bu noktada bir çok kişi Özgür Özel hakkında ciddi tereddüt taşıyordu...

Özgür Özel’in ilk başlardaki normalleşme siyaseti bu tereddütlerin daha da artmasına neden oldu.

Özgür Özel’in tamamen dağılan Millet İttifakına rağmen çöken moral motivasyonu yükseltip, partiyi derleyip toplayarak 31 Mart yerel seçimlerinde ağır bir yenilgi alınmasını engelleyebileceğini pek kimse ummuyordu.

Oysa bu taze kan CHP ve muhalif seçmende olağanüstü bir heyecan dalgası, yarattı sonrası malum; CHP ittifaksız mittifaksız girdiği 31 Mart yerel seçimlerinde AKP’yi ezdi geçti sandıkları sildi süpürdü...

Eh “ben asla yenilmem, girdiğim her seçimi kazanırım” diye övünen muktedirler için bu kabul edilip sindirilebilecek bir hezimet değildi...

Üstelik bu seferki hezimet 2019 yerel seçimlerini mumla aratacak kadar ağırdı da...

Sonuç “şu belediyeleri silkeleyin” talimatı ile başlayan operasyonlar 19 Mart tutuklamalarına kadar geldi ve bu günde devam ediyor.

Ekrem İmamoğlu, Zeydan Karalar, Muhittin Böcek ve Abdurrahman Tutdere gibi deve dişi gibi isimler sudan sabundan bahaneler ile tutuklandı ve görevden alındılar. Bu isimlerin yoldaşı olan diğer belediye başkanları ve bürokratların sayısı ise yüzleri aşıyor hepsinin ismini buradan saymam mümkün değil haklarını helal etsinler.

Operasyon bu kadar mı?

Elbette hayır!

İktidar hem İstanbul’a kayyum atamak ve hem de CHP’yi tekrardan “kontrollü muhalefet” haline getirecek Kemal Kılıçdaroğlu’na teslim etmek için de düğmeye bastı.

Lakin evdeki hesap çarşıya uymadı, baltayı sert taşa vurdular...

Bir çok kişinin performansından endişe ettiği CHP Genel Başkan’ı Özgür Özel’in içinden adeta bir ejderha çıktı...

Özgür Özel iktidarı böyle bir operasyona kalkıştığına bin pişman edecek bir direnişe önderlik etti...

Önce o muhteşem Saraçhane direnişi...

Sonra ele geçirilen sokağın nabzı...

Muhalefetin konsalidasyonunu sağladı.

O gün bu gün süren, otokrasiye direnip demokrasiye, hak, hukuk, adalet söylemine sahip çıkan muhalefetin dayanışmasını sağlayan bir önderlik gösterdi.

Bitmez tükenmez bir enerji, sert bir kararlılık, şiddete yer vermeyen tutarlı bir eylemlilik iktidarı yaptığına yapacağına pişman etti.

Fakat bu kadar da değil...

Özgür Özel’in gösterdiği direniş ve eylemlilik sadece Türkiye’de de değil tüm dünyada otokrasiye direnen sol ve demokrat güçler için saygın bir önderin, iyi bir örneğin doğmasına da yol açtı.

Dünya da “Türkler yapabiliyorsa biz de yapabiliriz, otokrat politikacı ve rejimlere direnebiliriz onları yenebiliriz” umudunun doğmasına neden oldu...

Neticeten demedi demeyin; bir lider doğuyor Özgür Özel Genel Başkan olmakla kalmayacak Türk ve dünya siyasetine damga vuracak bir lider de olacak gibi görünüyor