Bazı değerler vardır; tartışılmaz, sadece hissedilir. Bir bayrak mesela… Sadece kumaş değildir. Bir milletin hafızasıdır; toprağa düşenlerin son nefesi, eve dönemeyenlerin yarım kalmış hayalleridir. Bir annenin yıllarca dinmeyen gözyaşı, bir çocuğun erkenden büyümek zorunda kalan vakur sessizliğidir.

Bu yüzden Türk bayrağına bakınca sadece kırmızı ve beyaz görülmez. O kırmızının içinde şehidin helal kanı; o ay yıldızın içinde bir milletin duası, direnci ve bin yıllık bağımsızlık yemini vardır.

“Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır;
Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.”

Vatan dediğimiz şey, haritadaki soğuk çizgilerden ibaret değildir. Vatan; uğruna can verilen, göğüs siper edilen kutsal emanettir. Ancak tarih bize şunu da öğretmiştir. Bazı oyunlar silahla değil, zihinle kurulur. Bir milleti yıkmanın yolu bazen sınırlarından değil, sinir uçlarından geçer. İnsanların öfkesini büyütmek, toplumsal fay hatlarını kaşımak, aklı susturup duyguları taşırmak asıl tehlikedir. Çünkü düşünen insan sorgular ama öfkeyle taşan insan sadece yönlendirilir.

Bugün oluşturulan öfke kime yarıyor?

Kim aynı bayrağın altında yaşayan insanları birbirine düşürmek istiyor?

Devlet refleksi ve millet iradesi tam burada başlar.

Soğukkanlılıkta ve sağduyuda.

Türk bayrağı bizim namusumuz, egemenliğimizin mührüdür. Bu bayrağa yapılan her türlü saygısızlığa karşı durmak boynumuzun borcudur. Ancak asıl mesele, bu hassasiyeti bizi birbirimize düşüren kör bir öfkeye kurban etmemektir. En büyük zafer, provokasyonun karanlığını sağduyunun ışığıyla boğmaktır.

Şehitler ölmez; çünkü onlar toprağa değil, milletin vicdanına gömülürler. "Vatan sağ olsun" sözü, dünyanın en ağır yükünü omuzlayan, ancak diz çökmeyen bir milletin iradesidir. Mustafa Kemal Atatürk’ün; “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır” emri, bugün sadece cephede değil; sokakta, okulda, fabrikada ve klavye başında da geçerlidir. Vatanı savunmak; birliğimizi, kardeşliğimizi ve aklımızı savunmaktır.

Bugün yapılması gereken şey öfkeye teslim olmak değil, mirasa sahip çıkmaktır. Bir milletin gerçek gücü, kriz anındaki vakarındadır. Sabrımızla, sakinliğimizle ve kenetlenmiş yüreklerimizle her türlü oyunu bozacağız. Türk bayrağı sadece gönderde değil, bu vatanın her bir ferdinin vicdanında dalgalanmaya devam edecek.

Bazı yalnızlıklar vardır; kalabalığın ortasında başlar. İnsan bazen aynı bayrağın altında yaşadığı halde kendini kimsesiz hisseder. Oysa bir millet olmanın anlamı, sadece aynı toprağa basmak değil; birbirinin acısını omuzlamak, birbirinin yarasını kendi yüreğinde hissetmektir. Çünkü bayrak; direğe çekilen bir kumaştan önce, birbirine sırtını dönmeyen insanların vicdanıdır.

En büyük bayrak sevgisi, o bayrağın altında yaşayan hiç kimsenin kendisini yalnız hissetmemesini sağlamaktır. Bir çocuğun üşümemesi, bir annenin sahipsiz kalmaması, bir gencin umudunu kaybetmemesi, bir emeklinin sessizce unutulmaması da vatan sevgisinin parçasıdır. Çünkü bazen bir ülkeyi ayakta tutan şey; sınırlar değil, insanların birbirine tutunma biçimidir.

SONSÖZ

Biz aslında yalnız değiliz…
Sadece aynı gökyüzünün altında birbirimizi unuturken kalabalık olduğumuzu da unutuyoruz. Oysa bu millet, en karanlık zamanlarda bile küllerinden omuz omuza doğrulmayı başarmış bir millettir.

Bir bayrağı en çok dalgalandıran şey rüzgar değil, altında birbirine güvenerek yaşayan insanların ortak yüreğidir.