28 Haziran tarihli ve “Kirletenler…İzleyenler “ başlıklı yazımın girişi cümlesi şu. “ Türkiye, 4 mevsim, küllük ve çöplük haline getirildi.”
Yazının bir bölümünde ise şöyle yazmışım. “Gittiğim illere, ilçelere[P1] bakıyorum, tüm sokakları, parkları küllük ve çöplük. Hatta köy meydanları, tarlalar, meralar, ormanlar.”
Aydınlık Gazetesi’nden usta meslektaşım Mustafa Mutlu’nun, 21 Haziran 2024 tarihli ve “Avrupa’nın En Pis İnsanlarının Ülkesi “ başlıklı yazısını büyük bir üzüntü ve utançla okudum.
Daha başlığını gördüğümde, içimden “Eyvah, bu ülke mutlaka Türkiye’dir” dedim. Yanılmamışım.
Sevgi ve saygı ile alnından öptüğüm Mustafa Mutlu’nun yazısından yaptığım alıntıları okuyanlar ve inceleyenler, mutlaka çok üzülecekler, çok da utanacaklardır.
Gazeteci-Yazar Mustafa Mutlu, sahillerde veya ülkenin iç kesimlerinde yaşayan, doğayı, çevreyi kirletmeyen, kirletilen yerleri, çevre yöneticilerinden ve temizlik görevlilerinden çok daha özenle temizlemeye çalışan insanlardan yazılı veya sözlü görüş almış gibi Türkiye’nin en baştaki sorunlarından birisini dillendirdi.
Yazısından alıntı yapabildiğim bölümler şöyle.
“…İstanbul ve Ankara başta olmak üzere bütün tatil beldelerimize tüm yurttan büyük bir akın yaşandı. Altı gün boyunca güzel beldelerimize geldiniz, yediniz, içtiniz, denize girdiniz.
….Bütün hayatını bir sahil kasabasında geçiren bir vatandaşınız olarak şunu söyleyebilirim ki geride iki şey bıraktınız.
Bir: Para! Hem de çok para…Yağmalanmadık market, dondurmacı, lokanta bırakmadınız!
İki: İnanılmaz bir pislik…Sahillerimizin, sokaklarımızın, nefes alacak bütün alanlarımızın içine …tınız.
Elli metre yürümemek, belki de beş lira tuvalet parası vermemek için sahillerde çalıların, sokaklarda duvarların arkasına gizlenerek resmen …tınız. Bu iki maddeyi biraraya getirirsek…Paranızla bizim hayatımızın içine ..çıp gittiniz. Sizden geriye kalan ise inanılmaz bir pislik. Hepinizi suçlamıyorum elbette…Ama biz buyuz ne yazık ki! …Bunda suçlu ne devlet, ne belediyeler. Suçlu biziz!
….Bir saat önce sahildeydim. Dün üst üste denize girdiğiniz yerler, bugün neredeyse bomboş…Biz burada yaşayanlar ne yapıyoruz biliyor musunuz?
Sizin kuytulara gizlediğiniz kirli bebek bezlerinizi, çöp dolu poşetlerinizi, yerlere ve denize attığınız pet şişeleri temizliyoruz. Yani sizin içine …tığınız yerlerde yaşamaya devam edebilmek için yurt bellediğimiz toprakları, sahilleri temizliyoruz. Her türlü pisliğinizden bıktık…
Çekirge sürüsü gibisiniz.
….Bu pisliğiniz…Etrafa yaydığınız bu kir; sadece sağa sola fırlattığınız kutularla, şişelerle, çöplerle sınırlı değil. Beyniniz kirli sizin. Yüreğiniz kirli. O yüzden kendiniz gibileri seçiyorsunuz; sizi yönetmeleri için!
Şimdi yılda iki defa birkaç günlüğüne giriyorsunuz hayatımıza ve ..çıp gidiyorsunuz.
… güzel ülkemi Avrupa’nın tartışmasız en pis ülkesi yapan yaratıklar!”
Üstad Mustafa Mutlu, yerlere, sahillere ve kumlara atılan çöplerin tümünü isimlendirseydi mutlaka sigara izmaritlerini de yazardı.
Kirli çocuk bezleri var atılan çöplerin arasında. Kadınlar, anneler nasıl yapar bunu, böyle bir suçu anneler nasıl işler değil mi?
Sevgili Mutlu, yazısında, temiz Avrupa ülkelerinden gelen insanlarımızın, önce vatan toprağını öptüklerini, daha sonra ise araçlarından her türlü çöpü vatan toprağına attıklarını da yazdı.
Yazıda, devletin ve belediyelerin değil çöplerle çevrelerini kirletenlerin suçlu olduğuna vurgu yaptı. Doğrunun bir yani.
Ancak, 28 Haziran’daki yazımda dile getirdiğim gibi, eğitim ve çevreden sorumlu bakanlıklar ve belediyeler başta olmak üzere görevli ve yetkili kuruluşlar önleyici, davranış değiştirici çalışmalar yapmamaktadırlar. Halkın önemli bir kesimi, yaşadıkları alanları acımasızca kirletirken, kamu kurum ve kuruluşları ile yerel yönetimler kirletmeyi ve kirliliği sanki izlemekteler. Eğitim, uyarı ve ceza süreçlerinin olmadığı toplumlarda, bir de insanlar gerçekten sorumluluk, akıl ve vicdandan yoksun iseler koca bir ülke küllük ve çöplük haline böyle getirilir.
Halkın büyük bir bölümünün kirlettiği, halkın bir bölümü ile siyasal partilerin, üniversitelerin, meslek örgütlerinin, eğitim, iletişim, çevre, tarım, güvenlik, adalet, kültür, turizm ve yerel yönetimlerden sorumlu kuruluşların, kirletme süreçlerini ve kirlilikleri izlediği canım Türkiye, Avrupa’nın en pis insanlarının yaşadığı bir ülke haline gelir…mi?
Dahası var, çok acıklı ve çok ayıp. Ormanlık ve tarım alanlarının yakıldığı, yağmalandığı, sonra bu topraklara ve sahillere çirkin yapıların inşa edildiği, köylü, kentli yurttaşlarımızın karşı çıkışlarına ve çığlıklarına karşın, kamulaştırma adı altında işgal edildiği bir ülkedir Türkiye. Neredeyse bir fetih türü.
Bizler, bu güzel vatanımızın yerin üstündeki cennet olması için çalışırken, hoş olmayan görüntüler ve kokular size seslenir.
“Burası, Doğayı Yağmalama ve Kirletme Cehennemi” .