CHP Kurultayı öncesi kritik açıklama CHP Kurultayı öncesi kritik açıklama

EBRU APALAK

 Türkiye’de sahte içki tüketimi son günlerde birçok kişinin ölümüne neden oldu. Yeni yıldan itibaren artan ölümcül vakalarda İstanbul ve Ankara başı çekiyor.

İstanbul'da geçen ay 70 kişi öldü. Ankara’da son 24 saatte 54 kişi öldü, 35 kişi ise yoğun bakım ünitesinde tedavi görüyor.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) ve Jandarma Genel Komutanlığı, sahte içki üretimi ve kaçakçılığına karşı birçok operasyon düzenledi. EGM Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığı, 9 Ocak 2025 tarihli Çengel-16 operasyonlarında 50 bin 105 litre sahte içki ve etil alkolle 4 bin sahte bandrolü ele geçirdi, 46 şüpheliyi yakaladı.

Ankara İl Jandarma Komutanlığı ise 6 Şubat 2025’teki operasyonunda başkentte sahte içki üretimi ve ticareti yaptığını belirlediği bir kişiyi gözaltına aldı, ev ve işyerinde yaptığı aramalarda etil alkol ve kaçak viskiyi ele geçirdi.

Ankara Cumhuriyet, Ankara Batı ve Polatlı başsavcılıklarının yürüttüğü soruşturmada "kaçakçılık" ve "olası kastla ölüme sebebiyet verme" suçlarından 28 şüpheli tutuklandı, 25 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Normal alkollü içeceklerde etanol bulunurken sahte alkollü içeceklerde zehirli bir endüstriyel kimyasal olan metanol (metil alkol) bulunuyor. Halk sağlığı açısından tehdit oluşturan sahte içki tüketimi, metanol zehirlenmesine yol açarak ciddi sağlık sorunlarına ve ölümcül sonuçlara yol açıyor. Metanol zehirlenmesinin belirtileri arasında kusma, baş dönmesi ve bilinç kaybı yer alıyor. Bu yüzden vatandaşların alkollü içecekleri güvenilir ve yetkili satıcılardan temin etmeleri yaşamsal bir önem taşıyor.

Ölümlerin artmasında ekonomik kriz nedeniyle sahte içkiye yönelim, denetimlerin yetersiz kalması ve metanol içeren kaçak üretimlerin artması gibi faktörlerin etkili olduğu söylenebilir.

SON 5 YILDA SAHTE İÇKİDEN KAÇ KİŞİ ÖLDÜ?

Türkiye'de 2024 yılında sahte içki kaynaklı ölümler arttı. İstanbul'da 110 kişi sahte içki nedeniyle zehirlendi, 48'i hayatını kaybetti. Ankara'da ise 33 kişi sahte içki tüketimi sonucunda öldü. Sadece iki büyük şehirde toplam 81 kişi sahte içki nedeniyle yaşama veda etti. Diğer şehirlerdeki vakalar göz önünde bulundurulduğunda, ülke genelindeki toplam ölüm sayısının daha yüksek olması muhtemel.

Son beş yılda sahte içki tüketimi sonucunda ölenlerin sayısında dalgalanmalar yaşansa da ölümlerin genel olarak artış eğiliminde olduğu söylenebilir. Verilere göre, 2023’te ölü sayısı azalırken, 2024 ve 2025'te yeniden arttı.

Son beş yıla ait veriler şöyle:

2020: En az 98 kişi

2021: En az 128 kişi

2022: En az 38 kişi (sadece İstanbul)

2023: En az 17 kişi (sadece İstanbul)

2024: En az 81 kişi (sadece İstanbul ve Ankara)

YÜKSEK VERGİLER SAHTE İÇKİLERİN YAYILMASINA NEDEN OLUYOR

Yüksek vergiler, vatandaşları daha ucuz ve sağlıksız alternatiflere yönlendirdi. Alkollü içkilerin arzı son beş yılda arttı ve 2024’te alkolden alınan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV), Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre bir önceki yıla göre yüzde 52,1 oranında yükseldi.

Sayıştay, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2019 denetim raporunda, sahte içki üretimi ve tüketimiyle ilgili önemli bulgulara yer verdi. Rapora göre, etil alkolün piyasada satılmasının, merdiven altı üretime ve amaç dışı alkol kullanımına yol açtığı, bunun da gelir kaybına neden olduğu belirtildi. Ayrıca, 2018’de 50 milyon litre olan alkollü içki üretimi, 2019’da 40 milyon litreye düşerek 1,56 milyar TL’lik ÖTV kaybına yol açtı.

Türkiye, Avrupa’da alkollü içeceklerin en pahalı olduğu ülkelerden biri ve fiyatları Avrupa Birliği ortalamasının iki katı.

CHP Toplumsal Felaket ve Mağduriyet Komisyonu’nun 2020’de hazırladığı “Tüm Boyutlarıyla Sahte İçki Gerçeği” başlıklı raporda alkol fiyatı ve sahte içki tüketimi kaynaklı ölü sayısındaki artışa dair şu ifadeler kullanıldı:

“İçki fiyatlarına art arda yapılan zamlar ve içkiden alınan vergilerin son yıllarda olağanüstü seviyelerde artışı başta olmak üzere, tıbbi amaçlı etil alkol satışlarındaki artış ve metil alkol satışlarının yeterince denetlenmemesi gibi hususlar sahte içkiye bağlı ölüm ve kalıcı sağlık sorunları yaşayan insan sayısındaki artışa neden olmuştur.”

Bu veriler, sahte içki üretimi ve tüketiminin artışına, bunun sonucunda ise devletin vergi kaybına uğradığına işaret ediyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığı'nın verilerine göre, alkollü içkilerin piyasaya arzı son beş yılda arttı. Özellikle 2019'dan 2023'e kadar olan dönemde, alkollü içkilerin litre bazında toplam arz miktarında belirgin bir artış gözlemlendi.

Son beş yılda Türkiye'de alkollü içeceklerden alınan ÖTV tutarı arttı. 2024’te alkollü içeceklerden tahsil edilen ÖTV, 2023’e göre yüzde 52,1 oranında artarak 104,9 milyar TL'ye ulaştı.

TÜİK’in Temmuz 2024’te açıkladığı Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi'nde son altı ayda meydana gelen yüzde 19,49'luk artışa paralel olarak, alkollü içecekler üzerindeki maktu ÖTV tutarları yüzde 19,49 arttı.

Maliye Bakanlığı'nın verilerine göre, alkolden elde edilen ÖTV geliriyle alkolden alınan toplam verginin, vergi gelirleri içindeki payı yıllık olarak değişiklik gösteriyor. 2021’de alkolden elde edilen ÖTV geliri yaklaşık 20 milyar TL idi. Toplam vergi gelirleri içinde yüzde 2,5'lik bir paya sahip olan bu gelire ilişkin 2022 ve 2023 yıllarına ait kesin veriler henüz açıklanmadı.

Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığı, sahte içki üretimi ve kaçakçılığıyla mücadele kapsamında operasyonlar yapıyor. 9 Ocak 2025 tarihli Çengel-16 operasyonlarında 50 bin 105 litre sahte ve etil alkol ile 4000 sahte bandrol ele geçirildi, 46 şüpheli yakalandı.

Ankara İl Jandarma Komutanlığı’nın 6 Şubat 2025’teki operasyonunda ise Ankara'da sahte içki imal ve ticareti yaptığı belirlenen bir şahıs gözaltına alındı, ev ve işyerinde yapılan aramalarda çeşitli miktarlarda etil alkol ve kaçak viski ele geçirildi.

Avrupa İstatistik Ofisi (EUROSTAT) ve Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) 2022 verilerine göre, Türkiye, Avrupa'da alkollü içeceklerin en pahalı olduğu ülkelerden biri olmayı sürdürüyor. EUROSTAT verilerine göre, Türkiye, alkollü içecek fiyat düzeyinde Avrupa ortalamasının yaklaşık iki katı bir fiyata sahip. 2022’de Türkiye alkollü içecekler için yaklaşık 193,5 fiyat düzeyi endeksiyle AB ortalamasının üzerinde yer aldı.

OECD'nin 2022 raporlarına göre, Türkiye'de alkollü içkilere uygulanan vergi oranları, özellikle ÖTV nedeniyle son yıllarda arttı. Söz konusu rapora göre, rakı ve bira üzerindeki vergi artışı, Türkiye'yi alkollü içkilerle ilgili vergi sıralamasında dünyada 6. sıraya taşıdı. Türkiye Avrupa'da ise 3. sırada yer aldı.

“ÇOK YÜKSEK VERGİLER TÜKETİMİ KAYIT DIŞINA KAYDIRIR”

Türkiye’de alkol üzerindeki yüksek vergilendirme politikalarının tüketici davranışlarına etkisine ilişkin tartışmalar sürüyor. Uzmanlar, yüksek vergilendirmenin yan etkilerini azaltmak için daha dengeli bir vergi politikası oluşturulması gerektiğini savunuyor.

“Küreselleşme, Yoksulluk, Eşitsizlik ve Sürdürülebilirlik” isimli kitaba “Günah Vergilerinin Olumsuz Etkileri: Türkiye’de Yasadışı Uyuşturucu Kullanımı ve Kayıt Dışı Alkol Tüketimi” başlıklı bölümü yazan İstanbul Üniversitesi Mali İktisat Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Cihan Kızıl, Sonsöz’e yaptığı açıklamada fiyat artışlarının tüketicileri kaçak alkole ve daha tehlikeli maddelere yönlendirme riski taşıdığına dikkat çekti. Dr. Kızıl, yüksek vergilerin alkol tüketimini azaltma hedefiyle konulsa da bağımlılığı olan kişilerin alternatif yollar aradığını belirtti. “Bir ürünün fiyatı yükseldiğinde insanlar ikame bir ürüne yönelir. Türkiye’de alkol fiyatlarının aşırı yükselmesi nedeniyle bazı tüketiciler kaçak alkol veya daha ciddi sağlık riskleri taşıyan uyuşturucu maddelere yönelmek zorunda kalıyor.” dedi.

“VERGİ POLİTİKALARI, HALKIN EKONOMİK GERÇEKLERİ GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURULARAK DÜZENLENMELİ”

Vergi politikalarının etkisini değerlendiren Kızıl, Türkiye’deki mevcut vergi oranlarının hem tüketimi azaltmada hem de devletin vergi gelirlerini artırmada beklenen etkiyi yaratmadığını ifade etti. “Çok yüksek vergiler tüketimi tamamen bitirmez, sadece kayıt dışına kaydırır. Bu da hem devletin vergi gelirlerinin azalmasına hem de halk sağlığı açısından ciddi risklerin ortaya çıkmasına neden olur.” diye konuştu.

Alternatif bir model önerisi sunan Kızıl, optimal vergi düzeyinin ekonomik araştırmalarla belirlenmesi gerektiğini vurguladı. “Alkol üzerindeki verginin, tüketicilerin alım gücüyle dengeli bir şekilde belirlenmesi gerekiyor. Örneğin Norveç’teki bir bireyin geliriyle Türkiye’deki ortalama gelir kıyaslandığında, alkol fiyatlarının etkisi farklı oluyor. Bu yüzden vergi politikalarının, halkın ekonomik gerçekleri göz önünde bulundurularak düzenlenmesi daha sağlıklı olur.” ifadelerini kullandı.

Muhabir: Haber Merkezi