“Fazla konuşuyor.”
“Fazla bağımsız.”
“Fazla özgüvenli.”
Bu cümleleri ne kadar sık duyuyoruz…

Aslında söylenmek istenen çok basit: “Alıştığımız gibi değil”

Toplum güçlü kadından korkar. Çünkü güçlü kadın, yerleşmiş kalıpları bozar. Yüzyıllardır kurulan bir düzen vardır: erkek yönlendirir, kadın uyum sağlar; erkek konuşur, kadın dinler; erkek seçer, kadın seçilir.

Güçlü kadın bu denklemi reddeder. Kendi hayatının öznesi olur, karar verir, sınır koyar. Sessiz kalmaz, itaat etmez, onay aramaz. Gerekirse yalnız kalmayı göze alır. İşte tam burada başlar korku. Çünkü güçlü kadın kontrol edilemezdir ve alışılmış güç dengelerini sarsar.

Ama bu korku gerçekten kadından mı kaynaklanıyor? Yoksa onun temsil ettiği şeyden mi? Bir kadının kendi ayakları üzerinde durabilmesi, başkasına bağımlı olmaması demektir. Bu da bazı ilişkilerin, bazı rollerin ve bazı otoritelerin anlamını sorgulatır. Korku, çoğu zaman bilinmeyene değil, kontrolün kaybına aittir.

Toplum güçlü kadından korkar çünkü güçlü kadın değişim yaratır. O değişim sadece kadını değil, herkesi dönüştürür. Değişime hazır olmayanlar için güçlü kadın, sadece alışılmış sınırları tanımayan bir tehdittir.
O, cesurdur, kararlıdır ve kendi sesini duyurur.

Güçlü kadınlar her zaman rahatsız eder, çünkü onlar konfor alanlarımızı sorgular. Ama aynı zamanda onlardan öğreneceklerimiz vardır: kendi gücümüzle yüzleşmek ve alışılmışın ötesine geçmek.

Güçlü kadınlar iyi ki var!