Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde, karbon piyasaları ve küresel iklim politikalarına ilişkin değerlendirme raporunu kamuoyuyla paylaştı.
Sonsöz Gazetesi’nden Goncagül Konaş’ın haberine göre; TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber Çakar, “Sıfır Emisyon mu, Emisyon Ticareti mi? Karbon Piyasalarının Gölgesinde COP31” başlıklı raporda, uluslararası iklim anlaşmalarına ve emisyon ticaret sistemlerine rağmen küresel emisyonların artmaya devam ettiğine dikkat çekti. Çakar, “İklim değişimi bilimsel gerçektir. Ancak çevre sorunlarının çözümü, karbon piyasalarının ve finansal araçların insafına bırakılamaz” ifadelerini kullanırken, TMMOB’nin COP31’in resmi ve yan etkinliklerinde yer almayacağını açıkladı.
“KÜRESEL EMİSYONLAR AZALMADI, ARTTI”
COP toplantılarının 1995 yılında başladığını hatırlatan Çakar, aradan geçen 30 yılı aşkın sürede Kyoto Protokolü’nün yürürlüğe girdiğini, Paris İklim Anlaşması’nın imzalandığını ve karbon piyasalarının oluşturulduğunu ifade etti. Buna karşın küresel emisyonların azalmadığına dikkat çeken Çakar, “Küresel emisyon miktarı, 1995 yılında yaklaşık 33 milyar ton seviyesinden 2025 yılında yaklaşık 54 milyar ton seviyesine yükselmiştir. Bu artış devam etmektedir” dedi.
Uluslararası iklim politikalarının sonuçlarının sorgulanması gerektiğini belirten Çakar, “Kısaca ifade etmek gerekir ise, bütün bu süreç sonunda küresel emisyonlar azalmamış, artmıştır. Çevresel sorunlar katlanarak artmaya devam etmektedir” ifadelerini kullandı. Çakar, karbon piyasalarının işlevine ilişkin ise şu soruyu yöneltti: “Otuz yıldır uygulanan sistem gerçekten emisyon azaltmak için mi kurulmuştur, yoksa karbon üzerinden yeni bir ticari alan mı oluşturulmuştur?” İklim politikalarının yalnızca çevresel sonuçlar üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Çakar, asıl tartışmanın bu politikalardan kimlerin yarar sağladığı ve maliyetleri kimlerin üstlendiği olduğunu belirtti.

“İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİ KABUL ETMEK, BÜTÜN POLİTİKALARI KABUL ETMEK DEĞİLDİR”
İklim değişikliğinin bilimsel gerçekliğine ilişkin herhangi bir tereddütlerinin bulunmadığını ifade eden Çakar, insan faaliyetlerinin iklim üzerindeki etkisine dikkat çekti. Ancak bilimsel gerçeklerin, bu gerçekler etrafında geliştirilen bütün politikaların sorgulanmadan kabul edilmesini gerektirmediğini kaydeden Çakar, şöyle konuştu: “İklim değişimi bilimsel bir gerçektir. Dünya, doğal sistemlerinin dinamik yapısı nedeniyle tarih boyunca sürekli bir değişim ve dönüşüm içerisinde olmuştur. Ancak insan kaynaklı faaliyetlerin bu süreç üzerinde önemli ve belirgin bir etkisi bulunmaktadır. Bu konuda herhangi bir tereddüdümüz yoktur.” Çakar, “Bu gerçeği kabul etmek, bu gerçek etrafında geliştirilen tüm politikaları sorgusuz kabul etmek aynı şey değildir. Bizim itirazımız tam da bu noktadadır” ifadelerini kullandı. Küresel ölçekte uygulanan iklim politikalarının önemli bir bölümünün çevresel sorunların çözümünden ziyade yeni finansal mekanizmaların kurulmasına hizmet ettiğini savunan Çakar, raporda emisyon ticaret sistemlerinin, karbon piyasalarının ve net sıfır hedeflerinin bu açıdan değerlendirildiğini aktardı.
Haberin daha geniş ve detaylı halini Sonsöz Gazetesi’nde okuyabilirsiniz.




