Ankara’nın göbeğine, Elmadağ’ın stratejik tesislerinin dibine kadar elini kolunu sallayarak gelen o İHA aslında bir uyarı fişeğiydi. O gün "düşürdük" diye övünenlerin bugün bize bir cevap borcu var. Çünkü o gün Elmadağ’a sızan o teneke yığını, bugün tepemizde uçuşan füzelerin ve o füzeler karşısındaki çaresizliğimizin habercisiydi.

Gelin, şu milyar dolarlık denklemi tane tane çözelim.

Türkiye, tarihin en pahalı ve en maliyetli "savunma" hamlelerinden birini yaptı: S-400. Milyarlarca dolar nakit ödedik, yetmedi; dünyanın en gelişmiş uçak projesi olan F-35’ten kapı dışarı edildik. Paramızla rezil olmak yetmezmiş gibi, savunma sanayimizin geleceği olan beşinci nesil jet teknolojisinden koptuk. Peki, ne uğruna? "Hava sahamızı çelikten bir kubbeyle kapatacağız" vaadi uğruna.

Bugün tabloya bakıyoruz; S-400’ler nerede? Hangarlarda, paketleri açılmamış, aktif hale getirilmemiş birer "milyar dolarlık dekor" olarak duruyorlar. Savaş tamtamları çalarken, sınırda füzeler cirit atarken neden devrede değiller? Neden kendi paramızla aldığımız sistemi, tepemizde dolaşan füzeleri durdurmak için kullanamıyoruz?

Cevap, o acı verici "stratejik körlük"te saklı.

Bakın, daha iki gün önce Milli Savunma Bakanlığı, Malatya’ya Patriot bataryalarının yerleştirildiğini açıkladı. Birileri bana anlatsın; S-400’ümüz varsa neden NATO’nun, yani aslında ABD’nin insafına muhtaç kaldık? NATO’nun (okuyun: ABD’nin) koruması altında füze beklemek, egemenliğin tavanını başkasına emanet etmek değil midir? Hani S-400 bizi bağımsız kılacaktı? Hani artık başkasının bataryasına ihtiyacımız olmayacaktı?

Şu anki durum tam bir trajedi: Kendi sistemimiz (S-400) atıl, ortağı olduğumuz uçak (F-35) uçup gitmiş, elimizde ise NATO’nun "lütfettiği" ve yarın bir gün siyasi bir krizde geri çekmeyeceği meçhul olan emanet bataryalar var. Eğer bugün o NATO şemsiyesi olmasa, tepemizden düşen füzeleri kim durduracak? Elmadağ’a kadar sızan o İHA’ya "gel bakalım" diyen radarlar mı, yoksa hangarda yatan Rus füzeleri mi?

Bu milyarlarca dolar, senin, benim, bu halkın vergisiyle ödendi. Biz bu parayı, birileri stratejik hamle yaptım desin diye değil, bu ülkenin çocukları yatağında huzurla uyusun diye verdik. Bugün vatandaş olarak sormak zorundayız: Paramız nerede? Savunmamız nerede? S-400’ler neden hala kutusunda bekliyor?

Eğer bu sorunun bedelini sormazsak, daha çok para öderiz. Daha çok füze tepemizde fink atar ve biz her seferinde "NATO bizi korur mu?" diye el açıp bekleriz. Bir ülkenin güvenliği "belki buluşuruz" diyen tünel projelerine ya da hangarda saklanan füzelere emanet edilemeyecek kadar ciddidir.

Aksi takdirde, bir sonraki gelen İHA değil, egemenliğimizi yerle bir edecek bir felaket olabilir.