Yeni bir yıla girerken, geride bıraktığımız dönemin yükünü omuzlarımızda hissederek takvimi değiştiriyoruz. Yeni yılın ilk günlerinde, başta ülkemiz olmak üzere tüm insanlığa sağlık, huzur, barış ve esenlik dilemek artık bir temenniden öte, ortak bir ihtiyaç hâline geldi. Çünkü geride bıraktığımız yıl, hafızalara kolay kolay silinmeyecek izler bıraktı.
Yaşananları uzun bir muhasebeye dökmek belki mümkün; ancak buna gerek de yok. Zira geçtiğimiz yıl boyunca olup bitenleri, gelişmeleri ve endişeleri bu köşede defalarca paylaştık. Türkiye, adeta jeopolitik bir çemberin içinde, çok yönlü bir baskı altında kaldı.


Kuzeyimizde, Rusya-Ukrayna Savaşı tüm acımasızlığıyla devam etti. Çatışmalar sadece cephelerle sınırlı kalmadı; etkileri doğrudan ülkemizin sınırlarına kadar uzandı. Ukrayna limanlarında vurulan gemilerimiz, başkentimize kadar yaklaşan insansız hava araçları bu savaşın Türkiye için de ne denli yakıcı olduğunu gösterdi. Türkiye’nin yoğun diplomatik çabalarına rağmen, barış adına somut ve kalıcı bir umut ışığı ne yazık ki henüz belirginleşmedi.


Güney sınırlarımızda da tablo iç açıcı değil. Suriye’de geçici yönetimin yetersizliği, bölgede güvenliği sağlamaktan uzak bir görüntü çizerken, “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda atılan adımlar da beklenen hızda ilerleyemiyor. SDG’nin silah bırakmaktaki isteksizliği ve Suriye resmi güçlerine katılmama konusundaki ısrarı, elde edilen sınırlı kazanımları dahi riske sokabilecek bir noktaya taşımış durumda.


Irak’la ilişkilerimiz ise yıllardır süregelen istikrarsızlığın gölgesinde zikzaklar çizmeye devam ediyor. İç dengeleri bir türlü oturmayan Irak’ta her yıl değişen siyasi tablolar, Türkiye’nin de sürekli yeni politikalara yönelmesini zorunlu kılıyor.
Doğu Akdeniz’de ise tablo daha karmaşık bir hâl aldı. Yunanistan ve Kıbrıs meselesine İsrail’in de dâhil olmasıyla birlikte bölgede yeni ve tehlikeli bir denge kurulmaya çalışılıyor. Filistin’de on binlerce insanın ölümüne yol açan Netanyahu yönetimi, cepheyi genişletme çabasıyla Suriye sınırlarından Güney Kıbrıs’a uzanan yeni ittifaklar oluşturuyor. Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail’in oluşturduğu bu yeni “üçgen”, Türkiye’yi karşısına alma pahasına bölgede güç gösterisine girişmiş durumda. Bu girişimlerin sonuçlarını önümüzdeki yıl çok daha net biçimde yaşayarak göreceğiz.


Dışarıda tablo bu kadar ağırken, içeride de ekonomik kriz her kesimi derinden sarsıyor. Asgari ücretin yüzde 27 artışla 28 bin 75 liraya yükseltilmesi, geniş toplum kesimlerinde ciddi bir hayal kırıklığı yarattı. Zaten geçim mücadelesi veren milyonlarca asgari ücretli için bu artış, açıklanır açıklanmaz açlık sınırının altında kaldı.
Bugün açıklanması beklenen enflasyon rakamları da emekliler için umut vermiyor. Görünen o ki, emekli maaşlarına yapılacak artış yüzde 15’leri dahi zorlayacak. 16 bin liraya mahkûm edilen milyonlarca emeklinin maaşları, hazine desteğiyle birlikte ancak 1.500–2.000 lira civarında artabilecek. Açlık sınırının 30 bin liraya dayandığı bir ülkede, 17–18 bin lira ile bir ayı geçirmek neredeyse imkânsız hâle gelmiş durumda.


Pazarlardan toplanan artıklarla, çürük sebze ve meyvelerle evinde tencere kaynatmaya çalışan emekliler için önümüzdeki yılın daha da zor geçeceği açık. Kira, faturalar ve temel ihtiyaçlar hesaba katıldığında, tablo daha da kararıyor. Yılın son günlerinde gündeme gelen af düzenlemeleri de eklenince, “Bizi daha neler bekliyor?” sorusu ister istemez herkesin zihninde yankılanıyor.
Her yazının sonunda olduğu gibi bir özetle noktalamak isterdim; ancak bu kez sözü, umutları en yalın ve en derin hâliyle anlatan dizelere bırakmak daha anlamlı. Ünlü şairimiz Cahit Sıtkı Tarancı’nın dizeleriyle, hepimizin ortak dileğini yeniden hatırlatalım:
Öyle bir yıl olsun ki;
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun.
Kuşların, çiçeklerin diyarı olsun.
Öyle bir yıl olsun ki;
Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun.
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.
Öyle bir yıl olsun ki;
Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun.
Kış günü herkesin evi barkı olsun.
Öyle bir yıl olsun ki;
Yaşamak sevmek gibi gönülden olsun.
Olursa bir şikâyet, ölümden olsun.
Yeni yılın; barışın, adaletin, bereketin ve insan onuruna yakışır bir yaşamın yılı olması dileğiyle…