“Komşum, çiçeklerinin ne kadar güzel açtığını söylüyor, mutluluk bu kadar kolay mı ya? Akşam yolucam hepsini” diyen bir kadın içeriğine denk geldim. Belki parodi olabilir; ancak o kadar güzel, mutsuz yanına isyan ediyordu ki, gerçek diye düşündüm.
Hepimiz için aynı mı peki? “Bize kötü gün değil, iyi gün dostları da lazım” demişti birisi. Mutluluğuna sevinen bir nefesin desteğine ihtiyaç duyarak…
“Mutluluk, güzel bir hayat akışıdır” diyor Elealı Zenon. Peki bu akış halindeyken bizlere destek olabilecek kişilerin akışını nasıl dengelemeliyiz? Bazen iliklerine kadar güneşi bile mutsuzluk kokan bir iklimde mutluluk çığlıkları atmak, insana düşman kazandırabilir mi?
İş dünyasında öyle zamanlar olur ki, kime “işler nasıl” deseniz, durumunu olduğundan kötü anlatır. Bu, bizim toplumun genetik kodlarına işlenmiş gibi geliyor bana. Pozitif olmak, mutlu görünmek aslında başarının buseleridir ve bunu birçok iş kitabında da görebilirsiniz. Bir komedyen şöyle diyordu:
“Bana devlet doktorları daha inandırıcı geliyor. Özelde doktorlar çok kibar davranıyor, sanki işi bilmiyorlar gibi geliyor.”
Belki bu da bizim kodumuza işlenmiş olabilir.
“Cahil adamın yanında kitap gibi sessiz ol” diyen Mevlânâ, mutsuz adamın yanında da nötr kalın mı demek istedi? Çünkü mutsuzlukla çevrelenmiş bir dünyada mutluluk resitali sunmak, çiçeklerin baharında koparılmasına kadar gidebilir. Bizim coğrafyamızda mutluluğu göstermek, insanın başına bir şey açıyor olabilir mi?
Bu düşünceden bağımsız, sosyal medya ile arama mesafe koymaya karar verdim. Paylaşımlarımı Salı ve Cuma ile sınırlandırdım. Genelde iş ve yazılarımı paylaşıyorum. Hatta bir gün aile meclisinde, telefondaki sayaçtan “bugün Instagram’a 23 dakika girmişim” dediğimde büyük bir hayretle karşılanmıştım. Ama hissettiğim şu: Bu platformlarda “işte bakın mutluyum” pozu paylaşmayınca, insanlar otomatik olarak mutsuz olduğunu düşünüyor. Belki paylaşmayanlar, papatyalarının koparılmasını istemiyordur, kim bilir.
İçten kahkahalar atarken, Marilyn Monroe’nun trajik kaderine bürünen çok insan var artık. Mutluluğundan korkar hale gelenler…
Bir iş konuşmacısı “Bana nasılsınız diye soran herkese süperim diyorum” diyordu. Onun içeriklerine baktığımda ise gündemin nabzına göre Superman pelerinine karamsarlık yamaları diktiğini gördüm. Yani o da karamsarlığın ağına düşmüştü.
Ben mutluluk tarifi yazmadım. Çünkü mutluluğun bazen mutsuzluk üretebileceğini anlatmak istedim. Bir projede, “fazla iyimser” diye dışlanan birine şahit olmuştum. Mutluluk iş bitirmez gibi görülüyordu. Sert doktorun daha inandırıcı tedavi uygulaması gibi…
Ve işte bütün sorunun düğümü burada:
“Mutluluğunuz başkalarını mutsuz ediyorsa, siz gerçekten mutlu musunuz?”
“Mutluluk Gösterilince Mutsuzluk Mu Doğurur?”
Serhat Yıldız
Yorumlar
Trend Haberler

ABD Dışişleri Bakanı Rubio, IAEA Başkanı Grossi ile görüştü

Valilikten Uyarı: Ankara Semalarında Yüksek Ses Olacak!

Suriye’de Alevi Katliamı Sürüyor!

Çankaya’da Eğitime Destek YKS Başarılarına Yansıdı

Etimesgut’ta Havacılık Tarihi Sergisi Büyük İlgi Gördü

İzmir'de korkutan kaza