Keçiören’de bir müze var.
Bir Millî Mücadele Müzesi.
Binanın, en son karakol olarak kullanıldıktan sonra terk edildiğini dün gibi hatırlıyorum. Yanacak, yıkılacak diye çok korkmadık değil. Bugün güzel bir müzeye dönüşmüş olmasını görmek çok sevindirici.
Bahçesi, Millî Mücadele’yi anlatan heykellerle donatılacaktı. ‘Belki yarınlarda onu da görürüz’ dileğimizi de hemen ekleyelim. Çünkü Keçiören, özellikle Milli Mücadele denildiğinde özel öneme sahip bir yer ve güzel işler yapma iradesine sahip.
Müze’de ilk bölüm
Müze, Osmanlı’nın Ziraat Mektebi’nin Numune Çiftliği binalarından elde kalanında.
Okul mezun verememiş. Kapanınca, adı Eski Ziraat Mektebi olmuş.
Temsil Heyeti Başkanı Mustafa Kemal ve arkadaşları Ankara’ya geldiklerinde bu okulun binalarında kalmışlar. Aylarca.
Atatürk’ün kaldığı oda bugün Meteoroloji Genel Müdürlüğü olarak kullanılan yapının içinde.
Bu binaysa Halide Edip’in yanı sıra Adnan Adıvar, Yunus Nadi ve Hamdullah Suphi Tanrıöver’in kaldığı yer.
Müze’nin ilk bölümünde sağ taraf, binanın tarihçesine ayrılmış. Resimler ve yazılarla destekli kronolojik bir anlatımla.
Daha ilk bölümde ‘Ankara’nın bir kent müzesi olsa işte bunlar olmalı’ dedirtecek vitrinler var.
Örneğin, ilk bölümden çıkmadan hemen sol tarafta bakalım.
Ankara’nın kaçırdığı keçisinin izleri var. Taraktan çıkrığa, yün eğirme aletleriyle...
Müze’de Atatürk
Atatürk var elbet.
Gerçekçi silikon heykelleriyle tanıdığımız Heykeltıraş Murat Daşkın’ın imzasını taşıyan balmumu heykeli var örneğin.
Atatürk'ün, zaferden önce,
“Bizim elimizde tek kuvvet vardı, telgraf direkleri!”
Zafer sonrası,
“Savaşı telgraf telleriyle kazandık.” sözlerini hatırlatan bir telgrafçıyla birlikte…
Bir başka odadaysa yine Daşkın imzalı Halide Edip heykelini de anmadan geçmeyelim.
Atatürk, sözlerinin yansıtıldığı panoların yanında diğer fotoğraflarının yanı sıra mavi ışık içinde veya Sakarya isimli atının üzerinde müzede yer alıyor…
Mili Mücadele Dönemi, silahla, teçhizatla anılmış ama İmalat-ı Harbiye unutulmamış. Zorlu günlerin yokluk içindeki, özverili, 7’den 70’e kadınlı-erkekli katılımlı, müthiş üretimin sembolü. Özel vitrini içinde yerini almış.
Müze’de isimler
Rıfat Hoca veya Hakan (Yahya Galip) de unutulmayan, fotoğraflarının yer aldığı panolarda anılan isimler.
Ve seğmenler…
Tarihe 27 Aralık günün Kızılca Gün olarak yazılmasında önemli katkısı olan Ankara’nın yiğitleri de unutulmamış.
Son notlar
Keçiören Atatürk Müzesi’nin sorumlusu Özge Zengil. Yazıdaki fotoğraflar da ona ait. Müze’nin kuruluş aşamasında görüşmüştük. O zamanki heyecanı azalmamış, artmış. Güvenlik görevlisinden içerdeki çalışanlarına, geleni güler yüzle karşılıyor, coşkuyla anlatıyor, adeta Müze’yi sarıyor, sarmalıyorlar.
Müze’nin kısa sürede Ankara’nın en çok ziyaret edilen müzeleri arasına girmesi beni hiç şaşırtmayacak.
Bir kez daha vurgulayayım! Müze’de, Ankara’da bir türlü açılamayan kent müzesinin içerik örneklerini görmek mümkün.
Müze, ücretsiz gezilebiliyor.
Bireysel veya grupla gitmeniz fark etmiyor, talep ettiğinizde rehberlik hizmeti veriliyor.
Gitmeden önce aramak isterseniz, (en kısa sürede müzenin bir telefonun olacağını düşünüyorum notuyla belediye üzerinden bağlanılan numarayı yazayım) 0312 361 1065.
Sadece Pazar günleri kapalı.
Pazartesi-Cumartesi, 09.00-18.00 açık olduğu saatler, yakında geçilecek yaz uygulamasında sürenin uzayacağını belirteyim.
Adresi, Kavacık Subayevleri, Meteoroloji Metro Durağı yanı, 06135 Keçiören/Ankara
Müze Sorumlusu Özge Zengil ile ‘Müze hatırası’