EBRU APALAK

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), 2026-2027 yıllarını kapsayacak 8. Dönem Toplu İş Sözleşmesi (TİS) sürecine ilişkin taleplerini kamuoyuyla paylaşmak üzere Ankara’daki genel merkezinde 14 Temmuz 2025 Pazartesi günü bir basın açıklaması düzenledi. Açıklamayı KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz okudu. Karagöz, “Emeğin ve emekçinin haklarını savunmak için mücadelemizi büyütüyoruz.” diyerek dört bölgede, 30 ilde kamu emekçileriyle sahada buluşacaklarını ve talepleri doğrudan toplayarak ortak bir mücadele hattı oluşturacaklarını söyledi.

Karagöz, kamu emekçilerinin temel taleplerine dikkat çekti. Grevli ve gerçek bir toplu sözleşme hakkının anayasal güvenceye kavuşturulmasını isteyen Karagöz, “Kamuda güvenceli istihdam sağlanmalı, emeklilikte insan onuruna yakışır bir ücret sistemine geçilmeli, mülakat kaldırılmalı, vergide adalet sağlanmalı ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu demokratik biçimde yeniden yazılmalıdır.” dedi. Birinci dereceye ulaşan tüm kamu emekçilerine 3600 ek gösterge verilmesini talep eden Karagöz, “Bugün kamu çalışanları yoksulluk sınırının yarısı kadar ücretle yaşamaya çalışıyor, emeklilikte ise açlık sınırının altında maaşlara mahkûm ediliyor.” ifadelerini kullandı.

Halay çekerken kalp krizi geçirdi
Halay çekerken kalp krizi geçirdi
İçeriği Görüntüle

“TOPLU SÖZLEŞME MASASI EMEĞİN MÜCADELE ALANIDIR”

KESK’in 1 Ağustos’ta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın önünde alternatif bir toplu sözleşme masası kuracağını duyuran Karagöz, “Toplu sözleşme masası yandaşların masası değil, emeğin mücadele alanıdır.” dedi. Siyasal iktidarın desteklediği sendikal yapılara karşı eşitlikçi, güvenceli ve demokratik bir çalışma yaşamı için mücadele edeceklerini vurgulayarak, tüm kamu emekçilerini “Bu sefalet tuzağına karşı birleşmeye ve taleplerini Ankara’ya taşımaya” davet etti.

Konfederasyon, TİS ve 4688 Sayılı Yasa’ya dair değerlendirme ve önerilerini de toplantıda paylaştı. Kamu emekçilerinin ekonomik, sosyal ve demokratik haklarının yıllardır geriletildiğini, mevcut toplu sözleşme sisteminin iktidarın güdümünde işlediğini savundu. 4688 sayılı yasa ile kamu emekçilerine grev hakkı tanınmadığını, örgütlenme özgürlüğünün kısıtlandığını ve sendikal ayrımcılığın yaygınlaştığını belirtti. Kamu görevlilerinin büyük bir kısmının yoksulluk sınırının altında ücretlerle yaşadığını vurguladı. Ayrıca, Hakem Kurulu'nun bağımsız olmadığını, kamu işvereninin belirleyici rolde olduğunu ve toplu sözleşme görüşmelerinin adil, katılımcı ve şeffaf yürütülmediğini ifade etti. Anayasal güvenceler ve uluslararası sözleşmeler çerçevesinde grevli, gerçek bir toplu pazarlık sisteminin hayata geçirilmesini talep etti.

Muhabir: Uğurcan Bayrakdar