Son günlerde bir görüntü dolaşıyor. Bir okulda çocuklara İstiklal Marşı’nı Arapça okutuyorlar. İnsan izleyince gerçekten şaşırıyor. Çünkü akla gelen ilk şey şu: Buna neden gerek var?

İstiklal Marşı bu ülkenin marşı. Bu toprakların hikayesi. Kurtuluş Savaşı’nın, yokluk içindeki insanların umudunun yazıya dökülmüş hali. Ve Mehmet Akif o marşı Türkçe yazdı. Çünkü bu milletin dili Türkçe.

O yüzden kusura bakılmasın ama bana göre bu yapılan şey saygısızlık.
Hem marşa saygısızlık, hem de bu ülkenin diline.

Arapça kötü bir dil mi? Elbette değil. İsteyen öğrenir, isteyen konuşur. Ama İstiklal Marşı’nın başka bir dilde okutulmasının mantığını gerçekten anlamak zor. Çünkü marşın anlamı da ruhu da zaten kendi dilinde.

Ama mesele sadece marş da değil aslında. Son yıllarda eğitimin içinde sürekli aynı şeyleri konuşuyoruz. Okul dediğimiz yer giderek başka bir yere dönüşüyor. Sürekli din, sürekli başka tartışmalar…

Halbuki çocukların ihtiyacı olan şey çok başka.
Daha iyi eğitim.
Daha fazla kitap.
Daha fazla bilim.

Biz hâlâ çocukların hangi dili okuyacağını, neyi nasıl söyleyeceğini tartışıyoruz. Oysa dünyada ülkeler teknoloji konuşuyor, bilim konuşuyor.

Kimse yanlış anlamasın; inanç herkesin kendi meselesi. Ama okul dediğimiz yerin işi başka. Okul düşünmeyi öğretmeli. Sorgulamayı öğretmeli. Çocuklara dünyayı anlatmalı.

İstiklal Marşı’nı Arapça okutmak belki bazılarına küçük bir şey gibi gelebilir ama aslında çok şey anlatıyor. Çünkü mesele bir marşın dili değil, eğitimin nereye gittiği.

Bazen gerçekten insan şunu sormadan edemiyor:
Okul mu burası, yoksa başka bir yer mi?

İstiklal Marşı’nın dili zaten belli.
Onu değiştirmeye gerek yok.
Asıl yapmamız gereken şey, o marşın ne anlattığını çocuklara gerçekten öğretmek.