11. Yargı Paketi ile birlikte yeniden tartışmaya açılan infaz düzenlemeleri, ceza adalet sistemi ve toplumsal güvenlik açısından ciddi eleştirileri beraberinde getirdi.

Sonsöz Gazetesi’nden Goncagül Konaş’ın haberine göre; Avukat Doğan Erkan, mevcut ve önerilen infaz politikalarının ceza hukukunun caydırıcı gücünü zayıflattığını belirterek, infaz indirimleri ve denetimli serbestlik uygulamalarının fiili af yarattığını ifade etti. Erkan, mağdur ile fail arasındaki adalet dengesinin bozulduğunu, bunun da toplumda cezasızlık kültürünü derinleştirdiğini dile getirdi.

“CEZA ADALETİ MAĞDUR VE FAİL HAKLARI DENGESİNE DAYANIR”

Ceza adaletinin iki temel ayağı olduğunu ifade eden Erkan, bu dengenin bozulduğunu belirterek, “Birincisi mağdur bakımından mağdurun psikolojisi, adalet beklentisi ve ceza adalet sisteminden beklentisidir. İkincisi ise sanık bakımından, yani failin topluma yeniden kazandırılmasıdır. Çağdaş ceza hukuku, suçlunun cezasını çektikten sonra topluma yeniden kazandırılmasını amaçlar.” dedi.

Bu iki alanın bilimsel karşılıklarının bulunduğunu belirten Erkan, “Fail açısından penoloji, mağdur açısından ise viktimoloji söz konusudur. Ceza politikalarının bu iki alanı birlikte gözetmesi gerekir.” diye konuştu.

“İNFAZ İNDİRİMLERİ FİİLİ AF ANLAMINA GELİYOR”

Son yıllarda çıkarılan düzenlemelerin af niteliği taşıdığına dikkat çeken Erkan, infaz indirimleri ve denetimli serbestlik uygulamalarının sonuçlarına işaret etti: “Bizde af niteliğinde olan düzenlemeler, infaz indirimleri ya da denetimli serbestliğin artırılması yoluyla yapılıyor. Bu da fiili af yaratıyor. Cezanın infaz biçimi değiştiriliyor ama sonuçta suçlara indirim gelmiş oluyor.”

Bu durumun toplumda “cezasızlık kültürü” oluşturduğunu vurgulayan Erkan, “Toplumda suç ve şiddet oranları ne yazık ki artıyor. Suçluların ceza almadığı, bedel ödemediği yönünde güçlü bir kanaat oluştu.” dedi.

Ankara'da Okunur Mu ? Aşık Mı Olunur ?
Ankara'da Okunur Mu ? Aşık Mı Olunur ?
İçeriği Görüntüle

“YATAR-ÇIKARIM HESABI CEZA HUKUKUNU İŞLEVSİZLEŞTİRİYOR”

Toplumda yaygınlaşan “yatar-çıkar” algısının ceza adaletini aşındırdığını söyleyen Erkan, “‘Yatar çıkarım bir, yatar çıkarım iki’ şeklinde gündelik hayatta kullanılan bu retorik, ceza hukukunun suçtan caydırıcı gücünü yok ediyor. Ceza hukuku ve ceza infaz hukuku, insanları suç işlemekten uzak tutma yeteneğini yitiriyor.” ifadelerini kullandı.

Whatsapp Image 2026 01 16 At 16.05.05

“11. YARGI PAKETİYLE 50 BİN KİŞİ KISA SÜREDE TAHLİYE EDİLDİ”

Erkan, daha önce yapılan düzenlemelerin somut sonuçlarına dikkat çekerek, “2023’te kesinleşen suçlarda, dört yılın altında yatarı kalan failler cezaevlerinden çıktı. Bu yaklaşık 50 bin kişiye karşılık geliyor” dedi.

Bu tahliyelerin rehabilitasyon süreci gözetilmeden yapıldığını belirten Erkan, “Beklenen iyileştirme ve topluma kazandırma süreçleri gerçekleşmeden, toplu salıvermeler yapıldı. Nitekim bazı failler kısa sürede yeniden suç işledi, hatta kadın cinayetleri işlendi” diye konuştu.

“DEVLET AFFETME YETKİSİNİ YANLIŞ YERDE KULLANIYOR”

Affın sınırlarına ilişkin değerlendirmede bulunan Erkan, devletin affetme yetkisinin esasen siyasi suçlarla sınırlı olması gerektiğini savunarak, “Devletin affetme yetkisi, kendisine karşı işlendiği iddia edilen suçlarda olmalıdır. Protesto hakkının kullanılması gibi siyasal suçlarda devlet, ‘seni affediyorum’ diyebilir. Ancak vatandaşın vatandaşa karşı işlediği suçlarda bu yetki son derece sınırlı olmalıdır.” şeklinde konuştu.

Haberin daha geniş ve detaylı halini Sonsöz Gazetesi’nde okuyabilirsiniz.

Muhabir: Haber Merkezi