Cumhuriyet Bayramı Türkiye’nin dört bir yanında kutlanır; ancak Ankara’da bu coşku, tarihin izleriyle iç içe geçer. Başkentin sokaklarında yürürken Millî Mücadele’nin kararlılığını, yeni bir devletin kuruluş heyecanını ve Cumhuriyet’in dönüştürdüğü yaşamı aynı yolculukta görmek mümkün.

Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Heyeti’nin 27 Aralık 1919’da Ankara’ya gelişi, şehrin tarihindeki önemli dönüm noktalarındandır. Birkaç ay sonra, 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi burada açıldı. Bugün Kurtuluş Savaşı Müzesi olarak ziyaret edilen İlk Meclis binası, 1920’den 1924’e kadar milletin bağımsızlık mücadelesini yöneten meclise ev sahipliği yaptı. Müze salonlarında dolaşırken, o günlerin yokluk ve belirsizlik içinde alınan kararlarını düşünmeden edemiyor insan. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın müze tarihçesi bu binanın meclis olarak kullanıldığı yılları ve sonraki dönüşümünü aktarıyor.

İlk Meclis’in yakınındaki İkinci Meclis binası da Cumhuriyet’in ilk dönemine tanıklık ediyor. Bu iki yapının yan yana durması, Ankara’yı yalnızca başkent değil, yeni devletin kuruluşuna sahne olan canlı bir tarih mekânı hâline getiriyor. Ziyaretçiler için aralarındaki kısa mesafe, aslında büyük bir değişimin iki önemli durağı arasında yürümek demek.

Çankaya’da tarihe açılan bir akşam

Cumhuriyet’in ilanından önceki akşam, 28 Ekim 1923’te, Mustafa Kemal Paşa Çankaya’da yakın çalışma arkadaşlarıyla bir araya geldi. İsmet Paşa, Fethi Bey, Kâzım Paşa, Kemalettin Sami Paşa, Halit Paşa, Fuat Bey ve Ruşen Eşref Bey’in de bulunduğu bu buluşmada, “Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz” sözleriyle kararını paylaştı. Ertesi gün Meclis’te yapılan anayasa değişikliğiyle Türkiye Devleti’nin yönetim biçimi cumhuriyet olarak belirlendi. Bu tarihî buluşmanın katılımcıları ve karar süreci Atatürk Ansiklopedisi’nde ayrıntılı biçimde anlatılıyor.

Çankaya’daki Atatürk Müze Köşkü, bu nedenle yalnızca bir konut olarak değil, Cumhuriyet tarihinin önemli kararlarının alındığı mekânlardan biri olarak da hatırlanıyor. Burada verilen kararın etkisi, aradan geçen yıllara rağmen 29 Ekim kutlamalarının anlamında yaşamayı sürdürüyor.

Kahramanların izinde

Ankara’daki Cumhuriyet yolculuğunun duraklarından biri de Devlet Mezarlığı. Millî Mücadele’de ve Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında görev almış devlet ve ordu insanlarının anısını yaşatan bu alan, ziyaretçiye tarihî kişilikleri yalnızca isimleriyle değil, üstlendikleri sorumluluklarla da düşünme fırsatı veriyor. Kâzım Özalp, Kemalettin Sami ve Halit Karsıalan gibi isimler, bağımsızlık mücadelesinin askerî ve siyasi yüzlerini hatırlatıyor. Mezarlıktaki Cumhuriyet Yolu boyunca sıralanan heykeller de bu geçmişi açık havada anlatan bir anıt dizisi oluşturuyor.

Balolardan bugünün sokaklarına

Cumhuriyet’in ilk yıllarında Ankara’da yeni bir toplumsal ve kültürel hayat da şekilleniyordu. Ankara Palas, dönemin davetleri ve Cumhuriyet balolarıyla hafızalarda yer edindi. Pembe Köşk ise İnönü ailesinin evi olarak Ankara’nın tarihî mekânları arasında özel bir yere sahip. Ziyarete açıldığı dönemlerde köşkün odaları, erken Cumhuriyet yıllarının gündelik yaşamına ve aile anılarına yakından bakma imkânı sunuyor.

Ulus’taki Zafer Anıtı’ndan Anafartalar Caddesi’ne, Ankara Kalesi’nden Atatürk Bulvarı’na uzanan şehir manzarası, başkentin değişen yüzünü gözler önüne seriyor. Müzeler, eski yapılar, meydanlar ve geniş bulvarlar aynı hikâyenin farklı parçaları gibi: mücadeleyle kurulan bir devletin, zamanla büyüyen ve dönüşen başkentinin hikâyesi.

29 Ekim’de Ankara’da yürümek, yalnızca geçmişi anmak değil; Cumhuriyet’in bugün taşıdığı anlamı da yeniden düşünmek demek. Bu şehirde her durak, bağımsızlık iradesini ve ortak geleceğe duyulan inancı hatırlatıyor.

Yaşasın Cumhuriyet!