Türk edebiyatı ve sinemasında siyasal hicvin en çarpıcı örneklerinden biri olan Zübük, Aziz Nesin’in 1961 yılında yayımlanan aynı adlı romanından sinemaya uyarlanmıştır.
Yönetmenliğini Kartal Tibet’in, senaryosunu Atıf Yılmaz’ın üstlendiği ve başrolünde Kemal Sunal’ın yer aldığı 1980 yapımı film, yalnızca bir güldürü eseri değil; Türkiye’nin siyasal ve toplumsal yapısına yöneltilmiş sert bir eleştiridir.
Aziz Nesin, romanına “İt, kağnı gölgesinde yürür de kendi gölgem sanırmış” atasözüyle başlar. Bu söz, romanın başkahramanı İbrahim Zübükzade’nin kişiliğini özetler niteliktedir.
Zübükzade, kendi yetenek ve erdemleriyle değil, çevresindeki insanların saflığını ve zaaflarını kullanarak yükselen bir tiptir. Yazarın bilinçli bir tercih olarak yarattığı bu karakter, bireysel bir kötülüğün ötesinde, toplumsal bir hastalığı temsil eder.
Romanın ikinci adı olan “Kağnı Gölgesindeki İt”, Zübükzade’nin sahte gücünü ve geçici iktidarını simgeler. Zübük, gücünü halktan aldığını iddia etse de, gerçekte halkın bilgisizliğinden, umutsuzluğundan ve çıkar beklentilerinden beslenir.
Olaylar, Türkiye–İran transit yolu üzerinde bulunan bir Doğu ilçesinde geçer.
Zübükzade İbrahim Bey, kasabanın esnafını, köylüsünü ve küçük memurunu “işlerini halledeceği” vaadiyle dolandıran uyanık bir politikacıdır. Ebe Hayriye Hanım’dan terzi Cemali’ye kadar pek çok kişi onun vaatlerine inanmış, zamanla hem maddi hem de manevi olarak zarara uğramıştır.
Zübük, rakiplerini ustalıkla saf dışı bırakarak önce belediye başkanı, ardından milletvekili olmayı başarır. Ankara’ya gönderilen heyetleri dahi dolandırabilecek kadar pervasızdır. Foyası ortaya çıktığında ise geçici bir düşüş yaşar; ancak yeni vaatler ve yeni yalanlarla yeniden halkın gözdesi hâline gelmeyi başarır. Bu döngü, bireysel bir düzenbazlıktan çok, sistematik bir siyasal çürümeyi işaret eder.
1980 yılında çekilen Zübük filmi, romanın temel ruhunu koruyarak geniş kitlelere ulaşmasını sağlamıştır. Kemal Sunal’ın canlandırdığı İbrahim Zübükzade karakteri, mizah ile trajediyi ustalıkla birleştirir.
Kemal Sunal’ın oyunculuğu sayesinde Zübük, yalnızca gülünç bir karakter değil, aynı zamanda rahatsız edici derecede tanıdık bir siyasal figür hâline gelir.
Filmde gazeteci Yaşar karakteri aracılığıyla, Zübük’ün geçmişi ve yükselişi geriye dönüşlerle anlatılır. Bu anlatım tekniği, seyircinin yalnızca bir kişiyi değil, o kişiyi var eden toplumsal yapıyı da sorgulamasına imkân tanır.
Zübük’ün kendisini “dürüst ve vatansever” olarak sunması, siyasal söylem ile gerçeklik arasındaki uçurumu gözler önüne serer.
“Zübük” kelimesi, zamanla halk arasında “yüzsüz, pişkin politikacı” anlamında kullanılan bir lakap hâline gelmiştir. Aziz Nesin’in yarattığı bu tipin günlük dile yerleşmesi, yazarın toplumsal eleştirideki başarısının en somut göstergesidir. Zübük, yalnızca bir roman ya da film karakteri değil; siyasal kültürün eleştirel bir aynasıdır.
Aziz Nesin, Zübük tipi üzerinden Anadolu kasabalarının aşırı ölçüde politize olmuş yapısını, küçük çıkarlar etrafında şekillenen ilişkileri ve bu ilişkilerin yarattığı ahlaki çöküşü anlatır. Kasaba aydınları, ağazadeler, küçük burjuvaya dönüşen kalantorlar ve dinî söylemi araçsallaştıran figürler, bu çürümüş yapının tamamlayıcı unsurlarıdır.
Zübük, bireysel bir düzenbazın öyküsünden çok daha fazlasıdır. Aziz Nesin, bu eserle yalnızca siyasetçileri değil, onları var eden ve sürekli yeniden üreten toplumsal yapıyı eleştirir.
Film ve roman, aradan geçen yıllara rağmen güncelliğini korumakta; Zübük tipi, farklı adlar ve yüzlerle toplumsal hafızadaki yerini canlı tutmaktadır.
Bu yönüyle Zübük, Türk edebiyatı ve sinemasında siyasal hicvin zamansız bir klasiği olarak varlığını sürdürmektedir.
Kaynak : VİKİPEDİ