Merhabalar canlar,
Sizlerle biraz hayattan & insandan dokunuşlarla bir arada olacağım. Her insan, yaradılışı gereği kendine özgü bir karaktere sahiptir. Doğduğumuz yer, içinde bulunduğumuz coğrafya ve ailemiz, kişiliğimizin şekillenmesinde büyük bir rol oynar. Bu
nedenle, her bireyin yaşam koşulları farklıdır ve insanların dışarıdan görünen hayatlarına bakarak yargıda bulunmak doğru olmaz. Her birimizin kendine ait bir hayat hikâyesi, farklı deneyimleri ve yaşanmışlıkları vardır. İçinde bulunduğumuz çevre, ailemiz ve yaşam koşullarımız, hayatımızın rengini ve kalitesini belirler.


Geçmişimize dönüp baktığımızda, bir film şeridi gibi gözümüzün önünden geçen olayların bize neler kattığını görebiliriz. Şimdiki zamanı ve geleceği anlamak için hayatı doğru okuyup analiz etmek gerekir. Bazen hayatı tam anlamıyla kavrayamayız, bazen de ancak ufkumuz kadar anlayabiliriz. Eğer farklı bir bakış açısı geliştirebilirsek, birçok şey öğrenebiliriz. Dünyamız ne
kadar küçükse, anlama kapasitemiz de o kadar sınırlıdır. Şu an sahip olduklarımız, geçmişten aldığımız dersleri doğru şekilde kullanmamızla şekillenir ve geleceğe sağlam adımlarla ilerlememizi sağlar. Sürekli eski yaşantılarımıza takılı kalırsak, kendimizi geliştirme şansımız olmaz. Geçmişin bize kattıklarını şimdiye doğru şekilde entegre ettiğimizde ve bu birikimi geleceğe taşıdığımızda, hayatta daha bilinçli ve güçlü bir birey hâline geliriz. Zamanla kendimizi güncelleyip yenilediğimizde, daha olumlu ve mücadeleci bir ruh yapısına sahip olabiliriz.


Hayatla ve dünyayla barışık bir insan olabilmek için öncelikle kendimizle barışık olmamız,  kendimizi sevmemiz gerekir. Çevremize yansıttığımız olumlu tavırlar, yaşam alanımızı doğrudan etkiler. Evrenin tüm canlı ve cansız varlıkları kendine özgü bir enerji taşır. Evrene sunduğumuz pozitif veya negatif enerjiler, bir şekilde bize geri döner. Günlük yaşamda sık sık olumsuzluklarla karşılaşırız ve işlerimiz yolunda gitmediğinde şikâyet ederiz. “Neden hep bu aksilikler beni buluyor?” diye söyleniriz. Ancak çoğu zaman bu aksiliklerin nedeni aslında bizizdir. Olaylara dar bir perspektiften bakmış, korkuyla yaklaşmış ve içten içe başarısız olabileceğimizi düşünmüşüzdür. Evren de bizim bu olumsuz bakış açımıza karşılık vermiştir.


Öte yandan, hayata olumlu gözlerle bakan ve pozitif düşünen bir insanın kazanımları farklı olur. Yapıcı bir bakış açısına sahip olan bireyler, yaşadıkları olaylardan olumlu şekilde faydalanır. Her insanın hayatında inişler ve çıkışlar elbette olacaktır, ancak olaylara yaklaşımımız ve çabalarımız, güzel sonuçlar elde etmemizi sağlar. Negatif düşünce yapısı ise yolumuzu tıkayabilir, hatta daha fazla engelle karşılaşmamıza neden olabilir. Hayatımıza yön veren, olumlu veya olumsuz düşüncelerimizdir. Her insan kendi tercihleri doğrultusunda bir yol çizer. Olumlu bir bakış açısıyla sorunları çözebiliriz ya da öfke ve
kızgınlıkla çıkmaza sürüklenebiliriz. Öfke, yakıcı bir duygudur ve en önemlisi de benliğimize zarar verir. Bu yüzden öfkelenirken dikkatli olmalı, duygularımızı kontrol edebilmeliyiz. Hem iş hayatında hem de sosyal çevrede doğru iletişim kurarak hedeflerimize ulaşabiliriz. Karşımıza çıkan fırsatları sağlıklı bir bakış açısıyla değerlendirdiğimizde, daha kolay ilerleyebiliriz. Bu nedenle hayatın akışı içinde karşılaşabileceğimiz durumları öncelikle gözlemleyip doğru kararlar almalı, ardından uygulamaya geçmeliyiz.


Duygularını kontrol edemeyen insanlar, hatalar zinciri içinde kaybolabilirler. Bu yüzden gözlem, karar ve eylem sürecini bilinçli bir şekilde yönetmeli, kendimizi kontrollü bir şekilde hayatın akışına bırakmalıyız. Sürekli olumsuzluklara odaklanmak ve negatif duygular beslemek, bizi hayata karşı mutsuz kılar. Hayatta karşılaştığımız her durumu iyi değerlendirip doğru yorumlamalı ve bize kazandırdığı dersleri anlayarak ilerlemeliyiz. İnsan koskoca bir alemdir. Hayatın kendisidir. Gelin bu alemi birlikte analiz edelim…
Sözün Özü köşemizde sizlerle tekrar buluşmak dileğimle …