Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) öncülüğünde 2001 yılından bu yana her yıl 1 Haziran’da kutlanan Dünya Süt Günü, sütün beslenmedeki rolüne dikkat çekmenin yanı sıra süt değer zincirinin ekonomik, sosyal ve çevresel boyutlarına ilişkin farkındalığı artırmayı amaçlıyor.
1 Haziran Dünya Süt Günü dolayısıyla açıklamalarda bulunan Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Fatma Can Sağlık, süt ve süt ürünlerinin insan sağlığı, gıda güvenliği ve sürdürülebilir tarım açısından stratejik öneme sahip olduğunu söyledi.
Süt ve süt ürünlerinin içerdiği yüksek kaliteli protein, kalsiyum, vitamin ve mineraller sayesinde çocukluk döneminden ileri yaşlara kadar dengeli beslenmenin vazgeçilmez unsurları arasında yer aldığını belirten Can Sağlık, “Bu değerli gıdayı tarladan sofraya ulaştıran tüm üreticilerimizin ve sektör paydaşlarımızın Dünya Süt Günü’nü kutluyorum” dedi.
“SÜT SEKTÖRÜ TÜRKİYE İÇİN STRATEJİK BİR GÜÇ”
Sürdürülebilir süt üretiminin sağlıklı toplumların temel unsurlarından biri olduğunu ifade eden Can Sağlık, dünya nüfusunun artışıyla birlikte süt ve süt ürünlerinin günlük beslenmedeki öneminin daha da arttığını kaydetti. Son yıllarda özellikle ülkemizde sosyal medyada süt ürünlerine yönelik yanlış bilgilendirmeler artsa da, uluslararası beslenme politikalarında süt ürünlerinin dengeli beslenmedeki yerinin yeniden güçlü şekilde vurgulandığını belirten Can Sağlık, şu değerlendirmede bulundu:
“ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı ile ABD Tarım Bakanlığı tarafından Ocak 2026’da yayımlanan 2025–2030 Amerikan Beslenme Rehberi’nde; protein, süt ürünleri, sebzeler, meyveler, sağlıklı yağlar ve tam tahıllar gibi besin değeri yüksek gıdalara dayalı beslenme düzenine öncelik verilmesi tavsiye edildi. Bu yaklaşım, süt ve süt ürünlerinin sağlıklı beslenmedeki temel rolünü bir kez daha ortaya koyuyor.”
Türkiye’nin süt üretiminde güçlü bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Can Sağlık, süt sektörünün hem gıda güvenliği hem de tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından kritik bir rol üstlendiğini ifade etti.
Can Sağlık, “Türkiye, sahip olduğu üretim kapasitesiyle dünyanın önde gelen süt üreticileri arasında yer alırken, sektör aynı zamanda milyonlarca kişinin geçim kaynağını oluşturuyor. Çiğ süt üretiminden sanayiye, ihracattan kırsal kalkınmaya kadar geniş bir ekonomik ekosistemi besleyen süt sektörü, ülke ekonomisine önemli katkılar sağlıyor” diye konuştu.
“TÜRKİYE’DE GEÇEN YIL 21,3 MİLYON TON ÇİĞ SÜT ÜRETİLDİ”
2025 yılında Türkiye’de toplam 21 milyon 379 bin 88 ton çiğ süt üretimi gerçekleştirildiğini belirten Can Sağlık, bunun 20 milyon 202 bin 934 tonunu inek sütü, 798 bin 700 tonunu koyun sütü, 338 bin 530 tonunu keçi sütü ve 38 bin 924 tonunu manda sütünün oluşturduğunu aktardı.
Türkiye’de üretilen toplam sütün yaklaşık yüzde 50-60’ının sanayi tarafından toplandığını ifade eden Can Sağlık, “2025 yılında sanayi tarafından toplanan inek sütü miktarı 11 milyon 233 bin ton oldu. Bu sütün yaklaşık 1 milyon 650 bin tonu içme sütüne, 1,5 milyon tonu yoğurda, 1 milyon 50 bin tonu ayran ve kefire, yaklaşık 850 bin tonu ise peynire dönüştürüldü” dedi.
Türkiye’nin süt ve süt ürünleri dış ticaretinde ihracatçı konumda bulunduğunu belirten Can Sağlık, 2025 yılında 213 bin 76 ton süt ve süt ürünleri ihracatı gerçekleştirildiğini, bunun karşılığında 480 milyon 609 bin dolar gelir elde edildiğini söyledi.
BU YILIN TEMASI KADIN ÇİFTÇİLER
SETBİR Başkanı Can Sağlık, Dünya Süt Günü’nün bu yıl küresel ölçekte “Kadın Çiftçileri Kutluyoruz” temasıyla gerçekleştirildiğini belirterek, kadın emeğinin süt sektöründeki kritik rolüne dikkat çekti.
“Kırsalda çoğu zaman gün doğmadan başlayan mesai; hayvan bakımından sağıma, aile işletmesinin düzeninden üretimin devamlılığına kadar görünenden çok daha büyük bir sorumluluğu içinde barındırıyor” diyen Can Sağlık, şöyle devam etti:
“Kadın çiftçiler; toprağın, hayvanın, ailenin ve kırsal yaşamın sürdürülebilirliğini aynı anda omuzlayan güçlü aktörler. Kadın emeği yalnızca üretimin devamlılığını değil; kaliteyi, verimliliği, hayvan refahını ve güvenilir gıda arzını da doğrudan etkiliyor. Emekleri her türlü övgüyü hak eden kadın çiftçilerimizi onurlandırmak önceliklerimiz arasında olmalı.”
“KADIN EMEĞİNİN KAYIT ALTINA ALINMASI STRATEJİK BİR ZORUNLULUKTUR”
FAO verilerine göre kadınların, küresel tarım iş gücünün yaklaşık yüzde 40-43’ünü oluşturduğunu ifade eden Can Sağlık, Türkiye’de de tarımsal istihdamın yaklaşık yüzde 42’sinin kadınlardan oluştuğunu belirtti.
Buna karşın kayıtlı kadın çiftçi oranının düşük seviyelerde kaldığına dikkat çeken Can Sağlık, “Sektör değerlendirmelerine göre Çiftçi Kayıt Sistemi’ndeki kadın çiftçi oranı yaklaşık yüzde 13, tarım sektöründeki SGK kayıtlarında kadın oranı ise yaklaşık yüzde 25 seviyesinde. Kadınların üretimdeki etkin rolüne rağmen kayıtlı üretici yapısındaki bu düşük temsil oranı, sektörümüzün üzerinde önemle durması gereken temel başlıklardan birisi” dedi.
Kadın üreticilerin kayıtlı sisteme katılımının artırılması, sosyal güvence imkanlarının güçlendirilmesi, eğitim, finansman ve girişimcilik desteklerine erişimlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini vurgulayan Can Sağlık, şu değerlendirmede bulundu:
“Kadın emeğinin kayıt altına alınması; sürdürülebilir üretim, kırsal kalkınma ve Türkiye’nin gıda geleceği açısından stratejik bir zorunluluktur. Kadın üreticinin emeği görünür oldukça süt sektörü daha güçlü, daha verimli ve daha sürdürülebilir bir yapıya kavuşacaktır.”
Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde yürütülen kırsalda kadın ve aile çalışmalarının yanı sıra Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’nun kadın girişimcilere yönelik desteklerinin önemli katkılar sunduğunu belirten Can Sağlık, kadın üreticilerin kooperatifleşme, eğitim ve danışmanlık mekanizmalarıyla daha fazla desteklenmesinin önem taşıdığını söyledi.
Can Sağlık, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “1 Haziran Dünya Süt Günü vesilesiyle; üretimin her aşamasında büyük özveriyle çalışan başta kadın çiftçilerimiz olmak üzere tüm üreticilerimizi kutluyor, emekleri ve ülkemize kattıkları değer için teşekkür ediyoruz.”





