Sosyal medyada, televizyon programlarında ve gazetelerde 2 Nisan boykotu tuttu tutmadı, başarılı oldu olmadı tartışmaları gırla gidiyor, herkes kendi meşrebince bir yorum yapıyor bu konuşulanların üstüne bir yorum da ben yapmasam olmazdı.
Bakın boykot tutmuştur; tutmuştur çünkü ülkede ister iktidar ister muhalefet cenahından olsun hiç fark etmez herkes bu boykotu duymuş ve kendi siyasi görüşü doğrultusunda bir tepki vererek kimi boykota destek olmuş, kimi de boykotu kırmaya uğraşmıştır.
Boykotu kırma çabalarına bazı bakanların da katılmış olması doğal olarak boykotun muhalif medyayı izlemeyen, muhalefetin sesini duymayan, iktidarı destekleyen halk kesimlerine de ulaşmasına epeyce yardımcı olmuştur.
Bu arada Ankara kulislerinde bir tevatür dolaşıyor, bahse konu tevatüre göre; boykotu kıracağız diye sokağa çıkıp çarşı pazar gezen bakanların fiyatları görünce dehşete kapıldığı, Recep Bey’i arayarak “bu pahallılığa bu bakan maaşı falan yetmez, aman evvel emir bize zam yapın” diye ricacı oldukları söyleniyor...
Yani bu boykot başkaca hiçbir işe yaramamış olsa dahi bir yan etki olarak bakanların çarşı pazar dolaşarak piyasa gerçeklerini görmelerine ve hayat pahalılığının farkına varmalarına yaramış bulunmaktadır.
Bakınız açıkça söylemek gerekirse boykot ya da benzeri sivil itaatsizlik eylemleri tamamen demokratik bir haktır!
Kimse kimseye dayatma yapmadığı, kişiler kendi rızaları ile katılma ya da katılmama kararı verebildiği müddetçe kimseye bir şey denilemez ya da cezai bir yaptırım uygulanamaz.
Diğer yandan bu güne kadar en az kırk defa boykot çağrısı yapmış olan bir iktidarın böyle bir boykota niye bu kadar sert tepki verdiğini ya da niye bu kadar rahatsız olduğunu anlamak da hiçbir şekilde mümkün değildir.
Peki, boykot yerli ve milli üretime zarar verir mi?
Elbette vermez, niye versin ki?
Örneğin bir kahve zincirini ya da bir medya grubunu boykot ettiğinizde tüketicilerin önünde yerli ve milli bir çok başka alternatif daha bulunmaktadır. Yani böyle bir durumda bir taraftan eksilen talep diğer tarafa kolayca kayar ve neticede toplama bir zarar veremez.
2 Nisan günü yapılan genel boykot çağrısı da sadece bir günlük alışverişi etkiler ki bu durumda da bireyler taleplerini bir gün önce ya da bir gün sonraya kaydırarak ihtiyaçlarını giderir neticede toplam talep de etkili bir daralma olmayacak yerli ve milli ekonomi ciddi biçimde olumsuz etkilenmeyecektir.
Yerli ve milli ekonomiye zarar verir gerekçesi ile bu boykotu eleştirenlere şunu söylemek isterim: Emin olun iktidarın Ekrem İmamoğlu’na yaptığı hukuksuzluğun ekonomiye verdiği zararın milyonda biri kadar bile bir zararın böyle bir boykot ile oluşması mümkün değildir.
Net bir şekilde söylemem gerekir ki; bir ekonomiye en büyük zararı daima rasyonel akla ve bilime aykırı olarak yapılan iş ve tercihler verir.
Örneğin; “nas var nas sana bana ne oluyor” ve “faiz sebep enflasyon sonuçtur” gibi söylemler ile uygulanan rasyonel akla ve bilime aykırı politikaların ekonomiye, yerli ve milli üretime verdiği devasa büyüklükteki zararı hep birlikte yaşadık gördük değil mi?
Ayrıca hangi firmanın yerli ve milli olduğu da fevkalade belirsizdir!
Örneğin size göre mağazasında yurt dışından ithal çekirdek çerez satan bir firma ne kadar yerli, ne kadar millidir?
Pek bilinen bir yabancı markanın isim hakkını kiralayıp franchise olarak faaliyet gösteren bir firma da tamamen yerli bir kahve markası da eninde sonunda kahveyi ithal etmiyor mu? Her iki firmada da çalışanlar yerli, dükkan milli değil mi?
İşin açıkçası kim ne kadar yerli, kim ne kadar milli bunu endazeye vurup, ölçüp biçmek de artık çok mümkün görünmemektedir...
Bu yüzden işin yerli milli geyiğini bırakıp demokratik olup olmamasına ve demokrasiyi korumaya yarayıp yaramamasına odaklanmak bence çok daha önemlidir.
Şuna da emin olun; demokrasiyi korumak için eylem yapmak ve en nihayetinde demokrasiyi korumayı başarmak eninde sonunda ekonomiye çok büyük bir fayda sağlayacak, hem yerli ve milli üretimi geliştirecek ve hem de ülkemizde kalkınmayı sağlayacaktır.