Son yıllarda doğadan elde edilen bileşiklerin kanser tedavisinde potansiyel rolü üzerine yapılan araştırmalar, bal arısı (Apis mellifera) zehrinin meme kanseri hücreleri üzerinde etkili olabileceğini ortaya koydu. Arı zehrinin ana bileşeni olan melittin ve diğer aktif bileşiklerin, laboratuvar ortamında kanser hücrelerinde hücre ölümü ve büyümenin baskılanmasına yol açtığı bilimsel çalışmalarla gösterildi.

Araştırmalarda arı zehri ve melittin bileşiğinin, meme kanseri hücre hatları üzerinde doz ve zamana bağlı olarak hücre sayısını azalttığı ve apoptoz (programlı hücre ölümü) süreçlerini tetiklediği görüldü.

Yapay zeka ve biyoteknoloji insanlığı nereye götürüyor?
Yapay zeka ve biyoteknoloji insanlığı nereye götürüyor?
İçeriği Görüntüle

Bazı çalışmalar, agresif ve tedaviye dirençli alt tipler olarak bilinen triple-negatif ve HER2-zengin meme kanseri hücrelerinde bile hücre ölümünü artırdığını bildirdi.

Bilim insanları ayrıca arı zehrinin, kanser hücrelerinin çoğalması ve yayılmasında kritik sinyal yollarını etkileyerek hücre içi süreçleri bozduğunu ve metastaza yol açan genlerin ifadesini değiştirdiğini gösteren ön bulgular da elde etti. Bununla birlikte bu çalışmaların çoğu laboratuvar ortamında (in vitro) veya hayvan modellerinde gerçekleştirilmiş olup, insanlar üzerinde güvenli ve etkili tedavilere dönüşmesi için kapsamlı klinik deneylere ihtiyaç var.

Araştırmacılar, melittin gibi bileşiklerin kanser tedavi edici ilaçlarla birlikte kullanıldığında etkilerini artırabileceğini ve yan etkileri azaltma potansiyeline sahip olabileceğini belirtiyor.

Umut Verici Bilimsel Sonuçlar, Ama Henüz Tedavi Değil

Uzmanlar, arı zehrinin meme kanseri hücrelerini laboratuvar koşullarında öldürmesinin heyecan verici bir bulgu olduğunu vurguluyor; ancak bunun “kanseri tedavi eder” anlamına gelmediğini belirtiyor. Şu aşamada bu tür sonuçlar test tüplerinde ve laboratuvar modellerinde elde edilen öncü veriler olarak değerlendiriliyor ve insanlar üzerinde uygulanabilir, güvenli bir tedavi haline gelmesi için uzun süreçli araştırmalar şart. Klinik denemeler, doz, güvenlik ve etkinlik üzerine kapsamlı değerlendirmeler gerektiriyor.

Bilimsel literatürde yer alan bu çalışmalar, arı zehrinin kanser biyolojisi üzerinde etkili olabileceğini gösterse de, mevcut tedavi yöntemlerinin yerini alacak bir kanıt veya onaylanmış bir ilaç geliştirilmiş değil. Bu nedenle hastaların mevcut tedavi planlarını bırakarak arı zehrine dayalı uygulamalara yönelmesi önerilmiyor; uzman onkoloji profesyonellerinin rehberliği her zaman birincil kaynak olmalıdır.

Muhabir: Şevval Ateş