Goncagül KONAŞ / ANKARA
Emekli Astsubay Sabahattin Ünal, yetim ve öksüz çocuklar için kurulan yurt ve yuvaların zaman içinde nasıl kapatıldığını, arazilerinin ranta açıldığını ve devlet korumasındaki çocukların bilinmezliğe sürüklendiğini dile getirerek, “ Cumhuriyet'in kimsesizleri sahipsiz bırakıldı.” dedi. Ankara'da bir dönem yüzlerce çocuğun barındığı yetiştirme yurtlarının kapatılmasıyla çocukların izole edildiğini ve sistemin şeffaf olmaktan çıktığını vurguladı.
“DOĞUM YERİM VE GERÇEK KİMLİĞİM HÂLÂ MEÇHUL”
Sabahattin Ünal, küçük yaşta yetim kaldığını ve devlet koruması altına alındığını belirterek, “Devletin resmi kayıtlarına göre doğum tarihim 06.09.1956. Anne adım Selma, baba adım Şaban olarak görünse de, gerçek kimliğim ve doğum yerim hâlâ meçhul.” dedi.
Bebeklik döneminde Ankara Sami Ulus Çocuk Hastanesi'nde yattığını, kimse tarafından sahiplenilmediği için Keçiören'deki Atatürk Çocuk Yuvası'na yerleştirildiğini anlatan Ünal, “1963 yılında ilkokula başlamam nedeniyle Altındağ Nüfus Müdürlüğü'nden nüfus cüzdanım çıkartıldı ve 1960 tarihli mahkeme kararıyla Çocuk Esirgeme Kurumu'na verildim.” ifadelerini kullandı.
“ANKARA’DAKİ YETİŞTİRME YURTLARI BİRER BİRER KAPATILDI”
Öksüz ve yetimlerin barındığın yetiştirme yurtlarının ve çocuk yuvalarının zamanla kapanmasına dikkat çeken Ünal, “Atatürk Çocuk Yuvası, Atatürk'ün görevlendirdiği Dr. Fuat Umay tarafından 1925 yılında 39 dönüm arazi üzerine kuruldu. Ancak büyük bölümü zamanla parsellenerek binalarla kuşatıldı.” diye konuştu.
Ankara’da bir dönem aktif olan Ayaş, Kızılcahamam, Aktaş, Etimesgut, Zir, 50. Yıl ve Hırfanlı yetiştirme yurtlarının tamamına yakınının kapatıldığını belirten Ünal, “Bu yurtlar 2010 sonrası süreçte ya tamamen yıkıldı ya da farklı kurumlara devredildi. Özellikle Ayaş Yetiştirme Yurdu, TOKİ’ye ve başka kurumlara devredildi.” dedi.
Ünal, yurtların kapatılmasıyla çocukların küçük apartman dairelerine dağıtıldığını ve bu durumun çocukları toplumdan izole ettiğini söyledi. “Eskiden yetiştirme yurtlarında çocuklar tarımdan sanata, üretimden eğitime birçok alanda hayata hazırlanıyordu. Ancak yeni sistemde çocukların nasıl yetiştirildiği konusunda ciddi belirsizlikler var” dedi.
“ÇOCUK EVLERİ TOPLUMDAN SOYUTLANMIŞ DURUMDA”
Yetiştirme yurtlarının yerine “çocuk evleri” sisteminin getirildiğini vurgulayan Ünal, “Bugün Ankara'da 250'ye yakın çocuk evi var. 2010 yılından itibaren yetim yurtları kapatılarak, çocuklar 3-5 kişilik apartman dairelerinde barındırılıyor. Ancak bu sistemde çocukların gerçekten yetim olup olmadıkları ya da ne şartlarda yetiştirildikleri bilinmiyor.” dedi.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın bu konuda herhangi bir şeffaf rapor yayınlamadığını ifade eden Ünal, “Çocuk evlerinde kimlerin kaldığı, hangi şartlarda yetiştirildikleri meçhul. Apartmanların içinde, topluma entegre olamadan yaşıyorlar.” diye konuştu.
“YETİŞTİRME YURTLARI ÜRETEN VE TOPLUMA KAZANDIRAN KURUMLARDI”
Ankara'daki eski yetiştirme yurtlarında çocukların mesleki eğitime yönlendirildiğini hatırlatan Ünal, “Bizler yetiştirme yurtlarında 200’er kişi olarak yaşadık ve devletin farklı kademelerinde görev aldık. Özellikle Etimesgut Yetiştirme Yurdu'nda marangozluk, metal işleri ve tarım alanlarında eğitim aldık. Burada üretilen sıralar ve masalar devlet okullarına dağıtılıyordu. Çocuklar üretime katkı sağlıyor, hayata hazırlanıyordu.” dedi.
Ancak 2010'lardan sonra bu sistemin tamamen ortadan kaldırıldığını ve yetiştirme yurdundan gelen çocukların toplumdan dışlandığını belirten Ünal, “Bizler Cumhuriyet'in kimsesizleri olarak devletin her kademesinde görev aldık. Bugün ise çocuk evlerinde kalan çocuklar, toplumdan tamamen soyutlanmış durumda.” ifadelerini kullandı.
“SİNCAN VE ZİR YETİŞTİRME YURTLARI ENKAZ HALİNE GELDİ”
Sincan Yetiştirme Yurdu ve Yeni Mahalle Yetiştirme Yurdu’nda yaşanan olumsuz olaylara da değinen Ünal, “Bu yurtlar bilinçli olarak karalanarak kapatıldı. 50. Yıl Yetiştirme Yurdu ve Zir Yetiştirme Yurdu gibi kurumlar ya atıl kaldı ya da başka yapılara dönüştürüldü. Zir Yetiştirme Yurdu'nun bir kısmı enkaza dönüştü, bir kısmı ise farklı amaçlarla kullanılmaya başlandı.” dedi.
Ankara'daki birçok yetiştirme yurdunun izbe hale geldiğini ifade eden Ünal, “Yıllarca çocuklara yuva olan bu binalar şu an ya madde bağımlılarının mekânı haline geldi ya da tamamen yıkıldı. Devletin ve toplumun bu konuda duyarlı olması gerekiyor” diye konuştu.
“ÇOCUK EVLERİ KAPATILIP YETİŞTİRME YURTLARI GERİ GETİRİLMELİ”
Son olarak yetiştirme yurtlarının yeniden açılması gerektiğini belirten Ünal, “Biz Cumhuriyet’in kimsesizlerinin devlete borcu var. Bu nedenle yetim yurtlarının yeniden açılması ve çocukların sağlıklı bir şekilde yetişmesi için mücadele etmeye devam edeceğim. Ankara’da yetiştirme yurtları yeniden aktif hale gelmeli, çocuklar burada eğitim ve üretim içinde büyümeli.” diyerek sözlerini noktaladı.