Türkiye’de tarımsal üretimde yaşanan sorunlar, çiftçilerin geleceğe ilişkin kaygılarını artırıyor. Denizli’nin Çalkebir bölgesinde yüzyıllardır sürdürülen bağcılık kültürü de artan maliyetler ve üreticinin ürününü değerinde satamaması nedeniyle tehlike altında. Çalkebir Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Ahmet Akbay, kaleme aldığı değerlendirmede tarımda yalnızca desteğin değil, üreticinin üretme isteğinin ve geleceğe güveninin de önemli olduğunu vurguladı.

“ÜRETİCİ TOPRAĞINA KÜSTÜRÜLMEMELİ”
Tarımın Türkiye ekonomisi ve toplumsal yaşamı açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Akbay, geçmişte üretimin ve köy yaşamının toplumdaki yerinin daha güçlü olduğunu belirtti. Bugün ise üreticilerin giderek isteksizleştiğini, üretimden vazgeçenlerin şehirlere göç ettiğini ve bunun sonucunda köy kültürünün zayıfladığını ifade etti.
Akbay, üreticinin emeğinin karşılığını alacağına inanmasının önemini vurgulayarak, çiftçinin toprağını terk etmek zorunda kalmadığı bir üretim düzeninin kurulması gerektiğine dikkat çekti.
ÜZÜM ÜRETİCİSİ ARTAN MALİYETLERİN ALTINDA EZİLİYOR
Çalkebir’deki üzüm üreticilerinin yaşadığı sorunlara değinen Akbay, artan girdi maliyetleri ve düşük alım fiyatlarının üreticiyi zorladığını belirtti. Üreticilerin ürünlerini geçen yılın fiyatlarının dahi altında satmak zorunda kaldığını, düzensiz alımlar ve fiyat belirsizliği nedeniyle hasadın gecikebildiğini ifade etti.
Üzüm toplama işçiliğinin günlük 1.400-1.800 TL arasında değiştiğini belirten Akbay, bir işçinin günde yaklaşık 300-400 kilogram üzüm toplayabildiğine dikkat çekti. Sepet taşıma ücretiyle birlikte yalnızca hasat işçiliğinin bile önemli bir maliyet oluşturduğunu kaydetti.
Budama, çapa, sürüm, ilaçlama, kükürt uygulamaları, gübre, mazot ve sulama gibi yıl boyunca devam eden giderler de hesaba katıldığında, kilogramı 12 TL seviyesindeki bir fiyatın üreticiye kazanç sağlamasının mümkün olmadığını ifade etti.
Geçen yıl 20-23 TL arasında satılan üzümün fiyatının belirlenmesinde enflasyonun ve artan maliyetlerin dikkate alınması gerektiğini belirten Akbay, üreticinin emeğinin karşılığını alabileceği gerçekçi bir fiyat politikasına ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.
“NE EKSEN, NE DİKSEN ZARAR EDER HALE GELDİK”
Tarımda yaşanan ekonomik sıkıntıların yalnızca üzüm üreticileriyle sınırlı olmadığını belirten Akbay, arpa ve buğday üreticilerinin de benzer sorunlarla karşı karşıya olduğunu ifade etti.
Arpa ve buğdayın 10-12 TL seviyelerinde satıldığı, gübre çuvalının 2.500 TL'ye, mazotun ise 100 TL seviyelerine ulaştığı bir ortamda üretim yapmanın giderek zorlaştığına dikkat çekti.
Akbay, üreticilerin sorunlarının ilgili kurumlar ve siyasi partiler tarafından yeterince gündeme getirilmediğini belirterek, tarımsal üretim potansiyeli yüksek olan Türkiye'nin kendi üreticisi ürününü değerinde satamazken yurt dışından tarım ürünleri ithal etmesinin önemli bir çelişki oluşturduğunu dile getirdi.

ÇALKEBİR'İN BAĞCILIK MİRASI TEHLİKEDE!
Çalkebir’de üzüm yetiştiriciliğinin bin yılı aşkın bir geçmişe sahip olduğunu belirten Akbay, bölgenin bağcılık kültürünün korunması gerektiğini vurguladı. Üzümün şarap üretiminden pekmeze kadar farklı alanlarda değerlendirildiğini ifade eden Akbay, bu üretim geleneğinin bölgenin ekonomik ve kültürel değerlerinden biri olduğunu kaydetti.
Geçmişte Alaşehir’deki Asuma Fabrikası ve TARİŞ gibi kurumların alım yapmasının üreticiye fiyat güvencesi ve üretim teşviki sağladığını belirten Akbay, bugün yaşanan sorunların güvenilir ve örgütlü alım mekanizmalarına duyulan ihtiyacı ortaya koyduğunu ifade etti.
Akbay ayrıca bağların çevresindeki tavuk çiftliklerinden kaynaklandığı belirtilen sinek, kötü koku ve atık sorunlarının da bölgedeki bağcılığı tehdit ettiğine dikkat çekti.
GENÇLER TARIMDAN UZAKLAŞIYOR!
Üretimin geleceği açısından gençlerin tarımdan uzaklaşmasını önemli bir tehlike olarak değerlendiren Akbay, köylerde 60-80 yaş arasındaki üreticilerin hâlâ bağlarının başında çalışmaya devam ettiğini, genç nüfusun ise tarımdan uzaklaştığını belirtti.
Üreticinin zararına çalışmasının yalnızca bugünü değil, geleceğin tarımsal ekonomisini de tehdit ettiğini vurgulayan Akbay, çiftçinin üretimde kalabilmesi için emeğinin karşılığını alması ve geleceğe güvenle bakabilmesi gerektiğini ifade etti.
“ÇİFTÇİ YAŞASIN Kİ TÜRKİYE ÜRETSİN”
Akbay, yaş ve kuru üzüm üreticisinin ürününün maliyetler ve güncel ekonomik koşullar dikkate alınarak, emeğin karşılığını verecek gerçekçi fiyatlarla alınması gerektiğini belirtti. Üreticinin yalnızca hasat döneminde değil, yılın tamamında desteklenmesi ve alım dönemindeki belirsizliğin ortadan kaldırılması çağrısında bulundu.
Çiftçilerin yardım değil, emeklerinin karşılığını istediğini vurgulayan Akbay, üreticinin toprağını terk etmek zorunda kalmadığı ve çocuklarına üretilebilir bir gelecek bırakabildiği bir düzenin önemine dikkat çekti.
Akbay’ın değerlendirmesi, Çalkebir’in bağcılık kültürünün korunması ve Türkiye’de tarımsal üretimin sürdürülebilmesi için üreticinin yaşatılması gerektiği mesajıyla öne çıktı.




