Geride bıraktığımız hafta sonu, sporun kalbi Katar’da final ve 3’lük 4’lük maçlarına gelinen Dünya Futbol Şampiyonası’yla...

Geride bıraktığımız hafta sonu, sporun kalbi Katar’da final ve 3’lük 4’lük maçlarına gelinen Dünya Futbol Şampiyonası’yla attı.

Ancak, bir önemli uluslararası spor etkinliği de Antalya’da gerçekleşen FIVB Kadınlar Dünya Kulüpler Şampiyonasıydı. Bu yıl 15. kez yapılan bu dev organizasyon için Antalya’daydım.

Ülkemizin son yıllarda kusursuz gerçekleştirip, dünyaya örnek olduğu büyük organizasyonlardan biri olan şampiyonaya katılan altı takımın da verdiği mücadele, gerçekten görülesi cinstendi. En ince detayına kadar ince elenip sık dokunarak ortaya konan voleybol şöleninin görünen-görünmeyen tüm kahramanlarını da, Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ’ın şahsında ve yürekten kutluyorum.

Geçtiğimiz yıl Ankara’da yapılan şampiyonada zirveye uzanan VakıfBank, en sonuncusu geçtiğimiz yıl olmak üzere, toplamda dört kez kazandığı bu kupayı, Antalya’da maalesef finalde 3-1 yenildiği İtalyan ekibi Imoco Volley’e kaptırdı.

Kaptırdı diyorum, çünkü gerek oyuncu kalitesi, gerek güç anlamında rakibine oranla daha ağır basan VakıfBank, beşinci kez müzesine götürebileceği kupayı, biraz da oyun konsantrasyonunda yaşadığı sıkıntılar nedeniyle alamadı.

Brezilya ekibi Gerdau Minas’ı 3-1 yenen Eczacıbaşı’nın 3. olduğu şampiyona, yerli yabancı voleybol tutkunlarını Antalya’nın ılıman ikliminde buluşturdu.

Voleyboldaki final coşkusuna VakıfBank’ın kaybetmesiyle biraz da buruk bir biçimde nokta koyduğumuz anlarda, bu kez de Dünya Futbol Şampiyonasının heyecanı sardı içimizi.

Katar’daki futbol şöleninde, finalde karşı karşıya gelen Arjantin ve Fransa, hani tabiri caizse final gibi bir final izlettirdi futbol severlere. İlk yarının tamamını forse eden ve 2-0 öne geçen Arjantin, neredeyse seksen dakika kalesine gelemeyen Fransa’ya Mbappe’nin golleriyle iki dakika içinde yakalandı. Uzatmada atılan karlıklı birer gol ve seri penaltı vuruşları sonrasında dünyanın en büyüğü unvanı Arjantin’in oldu.

Doğrusunu söylemek gerekirse, ne futbol modelini, ne de insan karakteristiğini asla kabullenemediğim ukala Fransızlar olacağına, ‘Tangocular’ kupayı alsın diyenlerdendim. Bu arada, 20 yıldır Avrupa dışına çıkmayan kupanın, artık başka diyarlara da gitmesinin, futbolun doğal değerleri adına doğru olduğunu düşünüyorum. İşte bu nedenle 1978 ve 1986’dan sonra 2022’de de mutlu sona ulaşan Arjantin’in önemli bir işe imza attığı kanısındayım.

Bu arada Messi’yi koleksiyonundaki tek eksik parça olan Dünya Kupası’nı da alması nedeniyle kutlamak gerek. Her ne kadar finalde hat trick yapan Mbappe’ye gol krallığında bir gol farkla geçilip, grup maçlarında çok da iç açıcı bir görüntü ortaya koymasa da Messi ve arkadaşlarının oluşturduğu Arjantin, bu zaferi en azından Fransa’ya oranla çok daha fazla hak etti diyorum.

Kalın sağlıcakla…