24 Ocak 2022 Günü bu köşede yazdığım “Küçürek Öykü” yazımı bugün sizlerle tekrar paylaşmak istiyorum. Birkaç gün önce bir arkadaşımla konuşurken küçürek öyküden söz ettim. Benden daha fazla bilgi istediğinde “Köşede Kalmasın” kitabımda konuyla ilgili bir yazım olduğunu, hatta Küçürek Öykü ile ilgili iki yazının da kitabımda olduğunu belirttim. Bana bu yazıyı tekrar yazmamı söyledi ve ben de 3 Şubat yazıma bunu tekrar koyacağımı belirttim. Arkadaşımın isteğini yerine getirerek yazımı tekrar buraya aldım. Hiçbir ekleme yapmadan yazımı paylaşıyorum.
“Bugün sizlerle Küçürek Öykü üzerine söyleşmek ve birkaç örnek vermek istiyorum. Severek okuduğum bir yazın türüdür küçürek öykü. Çoğu arkadaşıma küçürek öyküyü sorduğumda garip garip yüzüme bakıyorlar. Bu yüzden bugünkü yazımda küçürek öyküyü tanıtıp, birkaç örnekle size sunacağım.
Nedir küçürek öykü? Öykünün bir alt türü olarak tanımlanır genelde. Çok kısa anlatımlardır ama etkilidir. Vereceğim örnek öykülerde de bunu göreceksiniz. Şiirde olduğu gibi yoğun ve imgesel anlatımdan yararlanılarak öykü oluşturulur. Özellikle öyküde verilmeyen şeyleri okuyucunun tamamlaması beklenir.
Cemal Süreya, “Küçürek öykü, şiirin kısa saçlı kız kardeşidir.” der.
Küçürek öyküler, kişinin yaşamından ele alınmış kısa anlardır. Buna yaşanmış küçük olayları, kurulan düşleri, monoloğu ve anekdotları ekleyebiliriz. Bu tür öykülerde diğer öykülerde anlatıldığı gibi kişiye özgü gerçekler tematik yapıları oluşturur. Küçürek öykülerde kişiler, zaman ve mekan benzeri yapılar oldukça sınırlıdır.
Küçürek öykülerin kendine has özellikleri vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz. Kısa ve öz metinlerdir. Daha çok anlam yüklüdür. Toplumsal sorunları ele alır. Sembollerden sık sık yararlanılır. Genellikle 100-750 kelime ile yazılır. En kolay okunabilen öykülerdir.
Türk ve dünya edebiyatında bu türün önde gelen isimlerini belirtecek olursak: Türk edebiyatında; Ferit Edgü, Sevim Burak, Necati Tosuner, Tezer Özlü, Küçük İskender, Tarık Günersel, Haydar Ergülen, Vus’at O. Bener, Sevgi Can Yağcı Aksel ilk aklıma gelenler. Dünya edebiyatında ise, Oscar Wilde, Franz Kafka, Julio Cortazar ve Dino Buzzati.
Dünya edebiyatından Ernest Hemingway’le başlamak istiyorum paylaşımlara. “For sale : Baby shoes. Never worn. Satılık : Bebek ayakkabısı. Hiç giyilmedi.”
Necati Tosuner’in “Yakamoz Avına Çıkmak” kitabının birinci bölümünde küçürek öyküler yer almaktadır. Bu öyküler kısa kısa cümlelerden oluşur. Kısacık bir anı anlatıyor gibi görünse de zengin bir çağrışımı vardır.
Gelelim küçürek öykülere edebiyatımızdan örnek vermeye. İlk iki örnek Ferit Edgü’den. İlk öykümüzün adı “Öç”, ikinci öykümüzün adı ise “Yolcu”
Öç. “Köyün en hoppa kızını, köyün en aptal gencine verdiler. Sayısız çocukları oldu ama hiçbiri o aptal gençten değildi.” Yolcu : “ –Gidiyorum bu kez gerçekten gidiyorum. -Cehennemin dibine değin yolun var. – Ama ben o yolu bilmiyorum. – Bilmen gerekmiyor, yolun sonu zaten orası.”
Vus’at O. Bener’den “Tortu” adlı öykü. “ Sadece kemanını vermedim. Yıllar sonra yeğenine armağan ettim. O da öğrenememiş doğru dürüst, evlerinin bir duvarına asmış. Ben zaten hiç beceremedim, hiçbir şey, iç yangını anılar yaratmaktan başka.”
Tarık Günersel’den güzel bir küçürek öykü : “Yüzdüğümü sanıyor çölde sürünen.”
Okuduğum zaman beni çok etkileyen ve çevremdeki dostlarıma okumaları için önerdiğim, Sevgi Can Yağcı Aksel’in “Kapıya Not Bıraktım” adlı öykü kitabının aynı adı taşıyan öyküsüyle yazımı bitirmek istiyorum.
“Sevgili Hırsız, Bu eve kaçıncı gelişiniz? İçeride işe yarar bir şey olmadığını niçin kabullenemiyorsunuz? Yeni bir eve yerleşmek zaman alıyor, anlasanıza! Ayrıca geçen gelişinizde aldığınız ay taşlı yüzüğün bende büyük hatırası vardı. Aşk olsun size! İnsanın anadilinden başka bir dilde sitem edebilmesi ne kadar zor bir bilseniz!
Değerli Hanımefendi, Yüzüğünüzü ben almadım. Anısı olduğu çok belliydi. Çamaşır dolabınızda duruyor. Havluların altındaki kırmızı kadife kesede. Son ziyaretimden sonra oraya saklamıştınız.
Lütfen bu sardunyayı Macar misafirperverliğinin bir göstergesi olarak kabul edin. Sulamayı da dert etmeyin, ben geldikçe ilgileneceğim.”
Örnek öykülerde de görüldüğü gibi, çok kısa ama çok anlam yüklü öykülerdir küçürek öyküler.
Öykü dolu günlerde iyi okumalar.”