İran ve Umman, Hürmüz Boğazı'nda geçici bir deniz geçiş rotası üzerinde anlaşmaya vardı. Açıklanan plana göre yeni rotanın giriş bölümü İran'ın karasularından başlayacak, çıkışın bir bölümü de yine İran'ın karasularından geçecek.
Koridorun yaklaşık 11,3 kilometre genişliğinde olması planlanıyor. Ancak rotanın kesin koordinatları, uygulamanın ne zaman başlayacağı ve gemilerin hangi şartlarla geçeceğine ilişkin ayrıntılar henüz tamamen netleşmiş değil.
Bu durum İran'a önemli bir avantaj sağlıyor: Boğazın tamamen açık olduğunu ilan etmek zorunda kalmadan deniz trafiği üzerinde kontrol kurmak.
Asıl hamle: “Kısıtlı bölge” ilanı
İran'ın yeni stratejisinin daha dikkat çekici ayağı ise Hürmüz Boğazı'nın dışındaki bölgede kısıtlı bir deniz alanı oluşturulması.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, bölgeye girecek gemilerin yaptırım listesine alınabileceğini açıkladı. İran böylece yalnızca boğazın içindeki geçişleri değil, boğaza yaklaşan deniz trafiğini de baskı altına alma kapasitesini artırmayı hedefliyor.
Bu stratejinin temelinde “kapatma” yerine kontrollü geçiş anlayışı bulunuyor.
İran bunu neyle yapıyor?
Tahran'ın elindeki en önemli araçlardan biri deniz mayınları ve mayınlama tehdidi. ABD'nin son günlerde İran'ın Hürmüz'e yönelik mayınlama kapasitesini hedef alan saldırılar düzenlediği bildiriliyor. İran'ın ise küçük tekneler ve farklı fırlatma sistemleri üzerinden mayın tehdidini sürdürebileceği değerlendiriliyor.
Bunun yanında İran;
- Gemileri önceden izliyor,
- Belirli gemileri kara listeye alıyor,
- Geçişlerde izin mekanizmasını öne çıkarıyor,
- Yeni koridoru kendi karasularından geçiriyor,
- Deniz trafiğini elektronik ve istihbarat kapasitesiyle takip ediyor,
- Gerektiğinde askeri güç ve mayın tehdidini bir caydırıcılık aracı olarak kullanıyor.
İran'ın gemi kara listesini de genişlettiği bildiriliyor. Son güncellemeyle yasaklı gemi sayısının 56'ya çıktığı ve listede petrol tankerleri ile LNG ve LPG taşıyan gemilerin de bulunduğu aktarılıyor.
Stratejinin hedefi ne?
İran'ın hedefi yalnızca askeri kontrol değil.
Hürmüz Boğazı, çatışma öncesinde küresel petrol sevkiyatının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir enerji koridoruydu. Bu nedenle boğazdaki en küçük belirsizlik bile petrol fiyatlarını, sigorta maliyetlerini ve tanker trafiğini etkiliyor.
Tahran, deniz trafiğini kontrol ederek Washington üzerindeki ekonomik ve diplomatik baskıyı artırmaya çalışıyor.
ABD ise buna deniz ablukası ve yaptırımlarla karşılık veriyor. Reuters'ın son değerlendirmesine göre ABD'nin deniz ablukası İran'ın petrol ihracatını ciddi biçimde düşürmüş durumda.
İran'ın hesabı: Boğazı tamamen kapatmadan kozunu korumak
İran açısından en kritik nokta burada ortaya çıkıyor.
Boğazı tamamen kapatmak, küresel enerji piyasalarını sarsarken İran'ı da uluslararası baskının merkezine yerleştirebilir.
Bunun yerine “geçiş var ama benim kurallarımla” modeli, Tahran'a daha esnek bir seçenek sunuyor.
Umman'la kurulacak geçici koridor da bu nedenle önem taşıyor. İran, bir taraftan ticari gemiler için kontrollü bir güzergâh oluştururken diğer taraftan boğazın tamamının normal şekilde açıldığını kabul etmiyor.
Hürmüz'de yeni denklem
Ortaya çıkan tablo şu:
İran boğazı tamamen kapatmak yerine kontrolü elinde tutarak geçişi yönetmeye çalışıyor.
Bunun için de karasuları, yeni geçiş koridoru, gemi denetimi, kara liste uygulamaları ve mayın tehdidini aynı stratejik denklemde kullanıyor.
Bu hamle başarılı olursa Hürmüz Boğazı'nda mesele “açık mı, kapalı mı?” sorusundan çıkıp “kim, hangi şartlarda geçebilecek?” sorusuna dönüşebilir.




