Yalova açıklarında 10 Ekim 2026'da meydana gelen 3,5 büyüklüğündeki deprem sonrasında Marmara Denizi'ndeki fay hatları yeniden tartışılmaya başlandı. Ancak küçük bir depremin meydana gelmesi, daha büyük bir sarsıntının kesin olarak yaklaştığı anlamına gelmediği gibi, bölgedeki deprem tehlikesinin ortadan kalktığını da göstermiyor.
NACİ GÖRÜR YALOVA İÇİN NEDEN SİSMİK BOŞLUK DEDİ?
Prof. Dr. Naci Görür, Yalova çevresindeki deprem hareketliliğini değerlendirirken bölgedeki bazı kesimlerin sismik boşluk olarak ele alınması gerektiğini belirtti. Görür'ün değerlendirmesinde, çevredeki bazı bölgelerde deprem meydana gelmesine rağmen arada kalan kesimin durumunun ayrıca incelenmesi gerektiği görüşü öne çıktı.
Sismik boşluk kavramı, deprem bilimi açısından belirli bir fay segmentinin geçmişteki deprem davranışları ve çevresindeki tektonik hareketler dikkate alınarak değerlendirilmesini ifade ediyor. Bir bölgede uzun süredir büyük bir deprem yaşanmamış olması, tek başına o bölgede mutlaka büyük bir deprem meydana geleceğini kanıtlamıyor.
Uzmanlar, sismik boşlukları değerlendirirken geçmiş depremlerin tarihlerini, fayın uzunluğunu, hareket özelliklerini, jeolojik yapıyı ve bölgedeki güncel ölçümleri birlikte inceliyor. Bu nedenle kavramın yalnızca “uzun süredir deprem olmayan yer” şeklinde yorumlanması eksik kalabiliyor.
SİSMİK BOŞLUK NEDİR, DEPREM RİSKİ AÇISINDAN NE ANLAMA GELİR?
Sismik boşluk, bir fay sistemi üzerinde geçmişte büyük depremler meydana gelmiş çevre kesimlere kıyasla uzun süre büyük bir deprem üretmemiş olan bölüm için kullanılan bilimsel bir kavramdır. Bu tür alanlar, gelecekte deprem oluşturma potansiyelleri bakımından araştırılabilir.
Ancak her sismik boşluğun aynı özelliklere sahip olmadığı unutulmamalı. Bir fayın geçmişte ne sıklıkta kırıldığı, ne kadar gerilim biriktirdiği ve hangi koşullarda deprem üretebileceği birbirinden farklı olabilir.
Bir bölgede uzun süre büyük deprem yaşanmaması, fayın kesinlikle büyük bir deprem hazırlığında olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde çevrede meydana gelen küçük depremler de o bölgedeki bütün enerjinin boşaldığını göstermez.
Bu nedenle sismik boşluk değerlendirmeleri, tek başına bir deprem tarihi tahmini olarak değil, bölgesel deprem tehlikesini anlamaya yardımcı olan bilimsel çalışmaların bir parçası olarak ele alınmalı.
YALOVA AÇIKLARINDAKİ DEPREM İSTANBUL İÇİN NE ANLAMA GELİYOR?
Marmara Denizi'nde Yalova açıklarında meydana gelen 3,5 büyüklüğündeki deprem, İstanbul ve çevresindeki fay sistemlerine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdi. Sarsıntının ardından özellikle Yalova, Kocaeli, İstanbul'un Anadolu Yakası ve Adalar çevresindeki fayların durumu merak edilmeye başlandı.
Bir depremin İstanbul'da hissedilmesi, mutlaka İstanbul'un hemen güneyindeki belirli bir fayın kırıldığı anlamına gelmiyor. Depremin merkez üssü, derinliği, meydana geldiği fayın yönelimi ve sismolojik özellikleri birlikte incelenerek hangi yapıyla ilişkili olduğu değerlendiriliyor.
Yalova çevresindeki bir sarsıntıdan hareketle İstanbul'da büyük depremin ne zaman meydana geleceğini söylemek mümkün değil. Bunun için çok daha kapsamlı jeolojik ve sismolojik verilerin değerlendirilmesi gerekiyor.
Dolayısıyla 3,5 büyüklüğündeki deprem, tek başına yaklaşan büyük İstanbul depreminin kesin habercisi olarak yorumlanmamalı. Ancak bu sarsıntı, Marmara Bölgesi'ndeki fayların ve deprem tehlikesinin bilimsel çalışmalarla izlenmesinin önemini de ortadan kaldırmıyor.
MARMARA'DAKİ FAY HATLARINDA HANGİ BÖLGELER İNCELENİYOR?
Marmara Denizi, Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun önemli bir bölümünü barındırıyor. Deniz içerisindeki fay segmentleri ve bunların birbirleriyle ilişkileri, olası büyük depremlerin değerlendirilmesi açısından bilim insanları tarafından inceleniyor.
Yalova çevresi, Kocaeli açıkları, Adalar çevresi ve Marmara Denizi'nin batısındaki fay kesimleri farklı araştırmalara konu oluyor. Bu bölgelerin tamamını tek bir fay gibi değerlendirmek doğru değil. Fayların geometrileri, uzunlukları ve hareket özellikleri birbirinden farklı olabiliyor.
Büyük bir depremin hangi segmentte başlayacağı, ne kadar uzun bir bölümün kırılacağı ve başka fay parçalarının da aynı depremde harekete geçip geçmeyeceği gibi konular, deprem senaryolarının temelini oluşturuyor.
Naci Görür'ün sismik boşluk değerlendirmesi de Marmara'daki fayların yalnızca meydana gelen son depremler üzerinden değil, bölgenin geçmişi ve tektonik yapısı dikkate alınarak ele alınması gerektiğini ortaya koyan tartışmalardan biri olarak öne çıkıyor..
İSTANBUL'DA BÜYÜK DEPREM NE ZAMAN OLACAK?
İstanbul'da beklenen büyük depremin tarihi, büyüklüğü ve tam olarak hangi noktada meydana geleceği kesin biçimde bilinmiyor. Bilim insanları fayların özelliklerini, geçmişteki kırılmaları ve güncel hareketleri inceleyerek olası deprem senaryoları oluşturabiliyor. Ancak mevcut bilimsel yöntemlerle depremin gününü ve saatini önceden kesin olarak belirlemek mümkün değil.
Marmara Denizi'ndeki bazı fay segmentlerinin büyük deprem üretme potansiyeli taşıdığına ilişkin değerlendirmeler bulunuyor. Bu değerlendirmeler, İstanbul'da deprem hazırlıklarının sürdürülmesi gerektiğini gösteriyor. Bununla birlikte sismik boşluk kavramı kullanılarak belirli bir tarihte deprem yaşanacağı sonucuna ulaşılamaz.
Deprem riskinin değerlendirilmesinde yalnızca fayların durumu değil, kentteki yapıların dayanıklılığı, zemin koşulları, nüfus yoğunluğu ve acil durum hazırlıkları da önemli rol oynuyor.
DEPREM RİSKİNİ AZALTMAK İÇİN NELER YAPILMALI?
Marmara'daki faylarla ilgili bilimsel tartışmalar devam ederken vatandaşların alabileceği önlemler de önemini koruyor. Depremin ne zaman gerçekleşeceği bilinmese de hazırlıklı olmak, olası bir afetin sonuçlarını hafifletmeye yardımcı olabilir.
Öncelikle yaşanılan binanın deprem güvenliği, yetkin uzmanlar tarafından değerlendirilmelidir. Bina hakkında yalnızca yapım yılına veya dış görünüşüne bakarak kesin bir güvenlik kararı verilmemelidir.
Evlerde devrilebilecek dolaplar ve ağır eşyalar sabitlenmeli, aile bireyleriyle birlikte acil durum planı hazırlanmalıdır. Su, temel gıda, gerekli ilaçlar, fener ve iletişim için ihtiyaç duyulabilecek malzemelerin bulunduğu bir afet çantası hazır tutulmalıdır.
Ayrıca ikamet edilen bölgedeki toplanma alanları önceden öğrenilmeli ve AFAD'ın yayımladığı deprem hazırlığı bilgileri takip edilmelidir.
NACİ GÖRÜR'ÜN UYARISINDA ÖNE ÇIKAN NOKTA NE?
Naci Görür'ün Yalova çevresi için kullandığı sismik boşluk ifadesi, Marmara'daki fay sistemlerinin ve geçmiş deprem kayıtlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini yeniden gündeme taşıdı. Yalova'nın doğusu ve batısındaki deprem hareketliliği arasında kalan bölgenin durumu, bu çerçevede tartışılan konular arasında yer aldı.
Ancak sismik boşluk kavramı, İstanbul'da veya Yalova çevresinde büyük bir depremin belirli bir tarihte kesinlikle meydana geleceği anlamına gelmiyor. Deprem tehlikesi, tek bir açıklama veya sarsıntı üzerinden değil, bilimsel verilerin bir arada değerlendirilmesiyle anlaşılabiliyor.
Marmara Bölgesi için en önemli yaklaşım, uzman değerlendirmelerini doğru bağlamda takip etmek, doğrulanmış bilgilerle olasılıkları birbirinden ayırmak ve yapı güvenliği ile afet hazırlıklarını ihmal etmemek. Depremin zamanı önceden kesin olarak bilinmese de hazırlıkların bugünden yapılması büyük önem taşıyor.