Türkiye Cumhuriyeti’nin 101. Kuruluş yıldönümü idi 29 Ekim 2024 Salı günü. O gün, Sonsöz Gazetesi ile Sonsöz İnternet Haber Sitesinde yayınlanan “TÜRKİYE’NİN En Büyük SORUNU” başlıklı yazımda “Demokrasi” için şöyle bir tanımlama yaptım, okurlar anımsayacaklardır.
“Şiddet içermeyen her görüşün ve inancın temsil edildiği veya şiddetsiz her görüş ve inancın güvence altında olduğu yönetim ve yürütme şekli, tam ve eksiksiz demokrasi.”
Aklını ve vicdanını sevginin gücü ile besleyen her insanın, yazımın devamındaki şu iki bölümün altına imza atacağına inanıyorum.
“Demokrasinin eksiksiz sağlandığı bir yerde, bir ülkede, şiddet yaşanmaz, adalet, sevgi ve dostluk vardır oralarda.
Demokrasi varsa, kimse aç, yoksul ve yoksun değildir, insanlar özgürdür, örgütlüdür, yüz yüze iletişim, kadın ve erkek cinsiyet eşitliği, ırk ve dinsel inancın ölçü alınmadığı eşit yurttaşlık, çağdaş, bilimsel ve laik eğitim, can güvenliği, sosyal güvenlik konularında sorun yaşanmaz. Doğaya ve hayvanlara kıyılmaz. Sorun yaşanırsa melek niteliğinde evrimleşmiş insanlar, şiddet kullanmadan, uzlaşarak çözer bu sorunları, kimse rahatsız olmaz.”
Birçok ülkede, yönetim biçimine Cumhuriyet deniyor. Çok güzel. Çok güzel de, adında cumhuriyet kelimesi bulunan bazı ülkelerde gerçek anlamda demokrasi yok. Çünkü, cumhuriyet, herkesin kendisini görebildiği bir demokrasi ile anlam taşır, büyük çoğunluklar için.
Türkiye’nin en büyük sorun alanı olan demokrasinin sorunları neler olabilir?
Demokrasinin temel ögeleri siyasal partilerdir. Yetmez. Kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler, her düzeydeki eğitim-öğretim kurumları, başta üniversiteler, özel kuruluşlar, eksiksiz demokrasi ile yaşamalı, çalışmalı.
Bunlar da yetmez. Ailelerde, evlerde de tam demokrasi yaşanmalı, yaşatılmalı, anneler, babalar, çocuklar, varsa diğer aile bireyleri veya büyükleri, eşit söz ve oy hakkına sahip olmalıdır. Murat Parıltı’nın önderliğinde Ankara’da kurulan “Eşit Ebeveynlik Derneği” bu bakımdan çok önemli. Büyük zorluklara karşın her alanda sürdürülen eşitlik çabalarına güzellikler katmalarını dilerim Murat Parıltı ve arkadaşlarının.
Siyasal Partiler Yasası sorunludur. Milletvekili seçimlerinde siyasal partiler için uygulanan yüzde 7’lik seçim barajı çok büyük bir demokrasi engelidir. Ülke genelinde aldığı oylarla tek milletvekili çıkarabilen bir siyasal parti bile Türkiye Büyük Millet Meclisinde temsil edilmelidir. Tek milletvekili çıkarabilse bile, halkın bir bölümünü TBMM dışında bırakmak demokrasiye uygun değildir, asla ve kesinlikle.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet şekli, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gücünün zayıflatılması, yetkilerinin azaltılması da Türkiye’nin en büyük demokrasi sorunlarındandır.
Siyasal partiler arasında, sözlü veya yazılı şiddet yaşanması da bu topraklarda yaşayanların hak etmediği çok ağır bir durumdur, sorundur. Siyasal alanlarda, özellikle iktidarların ve iktidarlara yakın olanların ürettiği sözlü şiddet örnekleri, yalan, iftira, hakaret ve tehditler, demokrasimizin taşımakta zorlandığı çok ağır sorunlar arasındadır.
Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu 1923 yılından beri silahlı veya silahsız şiddet çeşitleri ile bugünlere gelmiştir.
Kadınlara, çocuklara, hayvanlara, doğaya ve çevreye yönelik insan şiddeti, kıyımlar, çok ağır bir sorun olarak büyümeyi sürdürmektedir. Toplumsal güven giderek azalmakta, buna karşılık korku ve güvensizlik artmaktadır.
Sokaklar ve diğer ortak yaşama alanları, yakalanamayan veya aflardan yararlanan suçlularla doludur. Bunlara, suçları kanıtlanamayanları da ekleyebiliriz.
Açık alanlarda, görüşlerini ve sorunlarını dillendirmek isteyenlerle güvenlik politikalarını yürütenler ve güvenlik güçleri arasındaki ilişkiler şiddet ağırlıklıdır ve demokrasi sorunudur. Kolluk güçleri, şiddetsiz yöntemlerle tepki göstermek isteyenlerin güvenliklerini sağlamakla yükümlüdür. Güvenlik güçlerinin, kadın, erkek göstericilere sert müdahaleler yapmaları da demokrasi ve iletişim sorunudur.
Haykıran, çığlık atan kadınlara, annelere gözyaşı döktürenlerin yaptıkları da demokrasi ve insanlık ayıbıdır. Ormanların, tarım alanlarının ve yerleşim birimlerinin, uzlaşmadan kamulaştırılması, şirketlerin kıyımlarına açılması ve madencilik uygulamaları da ulusal birliğin ve demokrasinin ağır sorunlarından biridir. Gerçekten ayıp ve yazık oluyor.
Bunlarla sınırlı değil Türkiye demokrasisinin sorunları.
Tüm kamu yönetimleri, herkese eşit ve parasız olması gereken eğitim ve sağlık hizmetleri, Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay, Hakimler ve Savcılar Kurulu, Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Üniversiteler, Diyanet İşleri Başkanlığı, Yüksek Seçim Kurulu, Türkiye İstatistik Kurumu, Basın İlan Kurumu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), Kamu bankaları, demokrasi anlamında sorunludur.
Demokrasi sorunları üretenler ve halkın sonsuza dek sorunlar yumağında yaşayacağına inananlara şunları söylemek isterim.
Ülkemdeki, yerin üstündeki gerçek ve insan melekler, kaç yıl geçerse geçsin, şiddet içermeyen her görüşün ve inancın yer aldığı ve güven duyduğu eksiksiz demokrasiyi mutlaka ve mutlaka gerçekleştireceklerdir. Şiddet yapmadan, silah kullanmadan, kişiliklerini ve umutlarını sandıklarda birleştirerek.
Sizler de “iyi”leşeceksiniz, insan melekler tarafından “iyi”leştirileceksiniz.
Haydi, yerin üstündeki insan melekler, haydi…