Murat Özbülbül, Ebru Güngör'ün konuk olduğu programın dünkü bölümünde ilk olarak Bolu'da yaşanan felaket hakkında konuştu. Daha sonra ise ülke ve dünya ekonomisine yönelik açıklamalarda bulundu. 

'BİR ÜLKENİN NASIL YÖNETİLDİĞİNİ ANLAMAK İÇİN İNSANLARIN NASIL ÖLDÜĞÜNE BAKACAKSIN'

Program, Bolu'da yaşanan yangın felaketinde vefat edenleri anarak başladı. Özbülbül, ''İnsan bazen hakikaten deliriyor. Bir ülkenin nasıl yönetildiğini anlamak için, insanların nasıl öldüğüne bakacaksın. Normal bir ülkede felakete dönüşmeyecek doğa olaylarında ve insani hatalarda bir felaket yaratmayı becerebiliyoruz. Amerika Los Angeles'ta dev bir orman yangını olmasına rağmen oradaki kayıp, buradaki bir otel yangınından daha az. Şunu da buradan net olarak söyleyeyim ve Sayın Bakanı istifaya davet edeyim. Normal olan her ülkede, iyi yönetilen ve demokratik bir hukuk ülkesinde böyle bir olay gerçekleştiğinde öncelikle Turizm Bakanı istifa eder. Niye? Çünkü bu otelin denetlenmesi tamamen Turizm Bakanlığı'nın yetkisinde. Sonra vali istifa eder çünkü burası vilayete bağlı bir merkez. Sonra İl Turizm Müdürü ve sıralı amirler istifa eder. Turizm Bakanlığına bağlı bir başka otel olan 'İsias Otel'de depremde çöktü ve birçok insan öldü. Normal şartlar altında bir afet yönetimi vardır. Çok sayıda insanın bir araya geldiği okul, hastane, hapishane, otel gibi yerlerde özel önlemler alınması gerekir.'' dedi. 

'BU ÖNLEMLERİ ALMAZSAN BİR FELAKET OLUR'

Özbülbül konuşmasına, ''Bu önlemleri almazsan herhangi bir felaket olduğunda burada çok sayıda insan ölür veya yaralanır. Turizm Bakanlığı'nın bu konuda becerikli olmadığı bu iki olayda ortaya çıktı. Gerekli denetimleri yapmıyor ve bu yapıların herhangi bir afette içinde bulunan insanları korumakta yeterli mi? Böyle bir araştırma yapmıyor. Felaket korkunç, bunu da eklemeden geçemeyeceğim. Bu felakette yakınını kaybeden biri olduğunu düşün ve yakının cesedinin bir piliç kamyonuna  konduğunu düşün. Bu insanın içini çok acıtacak bir şey. Almanya bizi kıskanıyor diye atıp tutan arkadaşlarımız var. Şu tablo Uganda'nın bile bizi kıskanamayacağı bir tablo. Bu tabloyu yaratan kötü yönetimi de şiddetle protesto ediyorum. Çok fazla detaya girip insanları daha fazla incitmemek lazım. İşin başka bir boyutu daha var. Türkiye turizm sektörünün çok önemli olduğu bir ülke. Turizmde patlayacağız diyoruz ama dünyadan baktığımızda, otel yandı üstelik kış turizmi oteli ve burada kalanların yarısı öldü ya da yaralandı. İnsanlar neye güvenip gelecek. İnsanlar düşünmez mi? Bunların otelleri nasıl? Ben bunların oteline çoluk çocuk girersem sağ çıkabilecek miyim? Bunu düşünmezler mi? Birde bakan bu işleri bilen ve bilmesi gereken bir insan.'' diyerek devam etti.

'BİLMEK BAŞKA BİR ŞEY YÖNETEBİLMEK BAŞKA BİR ŞEY'

Özbülbül yangın ile alakalı konuşmaya devam ederek, ''Bilmek başka bir şey, yönetebilmek veya kontrol edebilmek ayrı bir şey. Burada olağanüstü kötü bir yönetim var. Ülkenin kötü bir imaja sahip olmasına neden oldu. Bu yüzden sayın bakana acilen istifa etmesi çağrısı yapıyorum, sorumluluk tamamen onun.'' dedi. 

KREDİ KARTI HARCAMALARI ÖNCEKİ YILIN İKİ KATINA YAKLAŞMIŞ

Programın devamında ise kredi kartı harcamalarının bir önceki yıla oranla iki kat fazlalaşması hakkında konuşuldu. Özbülbül, ''Aslında bu artışı şöyle analiz etmek lazım. Demek ki TÜİK gerçekleri söylemiyor, TÜİK'in açıkladığı enflasyon rakamı gerçek değil. 2024 yılında insanların geliri artmadı. Asgari ücrete veya maaşlara zam yapılmadı. İnsanlar eline bol para geçtiği için har vurup harman savurmadı. Eğer bu gerçekse kredi kartlarındaki artış nominaldir, insanlar aynı hatta daha az mal ve hizmet tükettikleri halde daha fazla para harcamışlardır. Bir sene önce benzine yüz bin lira harcayan insan, bu sene iki yüz bin harcamış. Gıdaya elli bin lira harcayan insan bu sene yüz bin lira harcamış demektir. Bunu da bence ENAG'ı ve Veysel hocayı doğrulayan bir gösterge olarak görmek lazım. İktidar yanlıları veya ekonomi programı yürüdüğünü söyleyenler. ''Efendim insanlar kredi kartı ile çok harcama yapıyor.'' diyor. Kardeşim sen o harcamayla gerçek enfasyonu düşünürsen ancak o zaman anlarsın çok mu harcanıyor. Sen TÜİK'in açıkladığı enflasyona göre düşünürsen evet çok harcama yapıyor ama gerçek rakama bakarsan iş değişir. İnsanlar kredi kartıyla ev kirası ödeyemezler ama benzin, yemek, gıda alır. Temel ihtiyaçlarını alır ve vergisini öder. Görünen o ki gerçek enflasyon TÜİK'in açıkladığı orandan çok üstünde. Bu da kredi kartı harcamaları ile ispatlanıyor. Memleket kötü yönetilince hiçbir şey düzgün açıklanmıyor.'' açıklamasında bulundu.

ALTIN REKOR KIRIYOR

Özbülbül programın devamında altının rekor kırarak yükselişini değerlendirdi. Özbülbül, ''Altının yükseleceğini söylemiştik. Trump'ın yarattığı belirsizlik devam ediyor. Trump'ın yaratacağı ekonomik modele az sonra değineceğim. Adam 500 milyar doları yapay zeka yatırımına aktarmış. Yapay zeka demek çip demek, çip demek altın gibi maddelere talep demek. Altın sadece para ya da yatırım aracı değil. Aynı zamanda elektrik endüstrisi için çok önemli bir madde. Dolayısıyla bunu bilenler konuyu iyi okuyor ve ona göre hareket ediyor. Trump'a gelirsek, yapay zekaya 500 milyar dolarlık yatırım yapmak müthiş bir şey. Bu yatırım yapay zeka çalışmalarını çok hızlandıracak. Devasa veri merkezleri inşaasından ve onlara enerji sağlayacak devasa tesislerden bahsediliyor. Yapay zekanın bu kadar hızlı değişmesi, bütün üretim ve tüketim alışkanlıklarımızı değiştirecek. Trump'ın, Çin ile büyüyerek rekabet etme stratejisine geçtiğini düşünüyorum. Önümüzdeki 4-5 yıl yaşamımız çok değişecek. Hem üretim hem de tüketim biçimlerimiz değişecek. Dünyayı değiştirecek asıl adımlar bu tip adımlar. Değişen dünyaya kendimizi ayarlayabilecek bir yöntem bulamazsak, insanlarla tanrılar arasındaki fark kadar büyük bir fark oluşacaktır. Çünkü bir ülkenin gücünü belirleyen temel aktör o toplumun ne yapabildiğidir. Şimdi Amerika uçak gemisi yapabiliyor, Uganda'da nehirde kütükten kano yapabiliyor. İki toplum arasındaki güç farkı dengesi bundan kaynaklı. Önce yapmayı bilmek önemli, bunu yapabilecek kaynakların olması gerekiyor. Şimdi Amerika yapabilirliğini bir üst seviyeye taşıyıp, başka toplumların yapamadığı şeyleri yaparsa gerçekten de dünyadaki yerini çok değiştirir. Geçmişte büyük şirketler derken petrol, silah şirketleri akla geliyordu. Şimdi ise değişen üretim modelinde yazılım şirketleri ya da çip üreten şirketler akla geliyor. Bu değişimi iyi anlamak lazım. Biz izleyicileri sıkmayacak şekilde bunu anlatmaya çalışıyoruz. Sonsöz'de ise daha detaylı anlatmaya çalışıyoruz. Büyük değişimleri algılamazsak, gelişemeyiz ve hedef oluruz. Sanayi Devrimi'nde doğu toplumları bunu anlamadı ve devrimi başaran ülkeler tüm doğu toplumları üzerinden tank gibi geçti.'' ifadelerine yer verdi.

Hayranları, Volkan Konak'ı yalnız bırakmadı Hayranları, Volkan Konak'ı yalnız bırakmadı

VİDEONUN TAMAMI İÇİN: 

https://www.youtube.com/watch?v=CYISfot24X0

Muhabir: Haber Merkezi