Mutlak butlan ve CHP Genel Merkezine yapılan polis baskını ile seçilmiş genel başkanın partiden uzaklaştırılması konusu Meclis’te tartışmalara neden oldu.

CHP Diyabakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Türkiye’de anayasada yazılı olan düzenin değiştiğini Siyaset Bilimi literatüründe bu düzenin adının 'Seçimli Otokrasi' olduğunu ve bugün buna uygun adımların atıldığını, buna uygun uygulamaların hayata geçirildiği bir dönemde olduğumuzu ifade etti

“HEP BEN KAZANAYIM”

CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, “seçimlerin her zaman seçim olsun, ancak her zaman Adalet ve Kalkınma Partisi ve onun liderliği kazansın; başka bir seçenek ortaya çıkmasın.” anlayışının hakim olduğunu söyledi.

Cumhuriyet Halk Partisi ile ilgili olarak Bölge Adliye Mahkemesi’nin verdiği karar da bu anlayışın bir göstergesi olduğunu belirten Tanrıkulu “Otokrasilerde siyasal iktidar ya bir kişinin ya da bir grubun elindedir. O kişi ya da grup devletin bütün kurumlarını kontrol eder. Meclis etkisiz hâle getirilir. Yargı bağımsız ve tarafsız olmaktan çıkar. Denge ve denetleme mekanizmaları ortadan kaldırılır. Bugün karşı karşıya olduğumuz karar da bu anlayışın bir ürünüdür.” dedi

“SEÇİMLERİ GARANTİ ALTINA ALMAK”

CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, iktidarın önümüzde yapılacak seçimlerin, seçim gününe bırakılmadan garanti altına alınmak istendiğini ileri sürdü.

Tanrıkulu şöyle konuştu “Seçimli otokrasilerde bunun yolu bellidir: Ya rakiplerinizi ve adaylarınızı devre dışı bırakırsınız ya da iktidarı değiştirme potansiyeline sahip siyasi partileri etkisiz hâle getirmeye çalışırsınız.

Nitekim bunu yaptınız. Cumhurbaşkanı adayımız ve seçilmiş bir belediye başkanı olan Ekrem İmamoğlu’nu tutukladınız. Hakkında yürütülen soruşturmalar 14 aydır sürüyor. Eğer bu süreçten istediğiniz sonucu alabilseydiniz, belki de bugün Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik bu operasyonu gerçekleştirmeye ihtiyaç duymayacaktınız.

Ancak sonuç alamadığınız için şimdi hukukla açıklanamayacak başka bir yola başvuruyor, rejimin temel ilkelerini ortadan kaldırıyorsunuz.

Bakınız, Anayasa’ya göre siyasi partiler demokratik hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Siyasi partilerin varlığı, faaliyetleri, kongreleri ve seçimleri; herhangi bir üyenin ya da delegenin herhangi bir zamanda açacağı davalarla sürekli tehdit altında bırakılamaz. Çünkü siyasi partilerin işleyişi seçim yargısının denetimine tabidir. Bu hem Anayasa’da hem de Siyasi Partiler Kanunu’nda açıkça düzenlenmiştir.

Aksi hâlde herhangi bir siyasi partiden herhangi bir üye veya delege bulunur, harcını yatırır ve istediği zaman dava açar. Böyle bir anlayışın kabul edilmesi hâlinde ne siyasi partiler kalır ne çok partili siyasi hayat kalır ne de seçimlerin anlamı kalır.

Son derece yanlış bir iş yapıyorsunuz. Üstelik yarın aynı yöntemler sizin için de kullanılabilir.

Örneğin Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kuruluşundan bugüne kadar yapılan ilçe, il ve büyük kongrelerinin tamamına yakını tek adaylı gerçekleşmiştir. Bu durumda herhangi bir üye ya da delege, Türkiye’nin herhangi bir yerindeki bir mahkemeye başvurarak partinin işleyişinin demokratik esaslara uygun olmadığını ileri sürebilir. Açtığınız yolun sonucunda ortaya çıkabilecek tablo budur.

“Bizim bundan haberimiz yoktu” demeyin.”

Özgür Özel İkinci Bir Parti mi Kuruyor: Partinin Adı Ne Olacak?
Özgür Özel İkinci Bir Parti mi Kuruyor: Partinin Adı Ne Olacak?
İçeriği Görüntüle

Muhabir: Haber Merkezi