GONCAGÜL KONAŞ
Kadına yönelik şiddet, sadece özel alanlarla sınırlı kalmayıp akademik ortamlarda da kendini gösteren ciddi bir toplumsal sorun olarak karşımıza çıkıyor. Ankara Üniversitesi, bu soruna karşı net politikalar benimseyerek güvenli akademik alanlar oluşturma yolunda önemli adımlar atıyor. Üniversitenin kadına yönelik şiddetle mücadelesine dair çalışmaları ve bu kapsamda atılan somut adımlar, diğer yükseköğretim kurumlarına da örnek olacak nitelikte.
Kadına yönelik şiddet, yalnızca ev ve sokakla sınırlı kalmayan, akademik ortamlarda da kendini gösteren ciddi bir toplumsal sorun. Üniversitelerin bu konuda sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurgulayan Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Gülriz Uygur, akademik alandaki toplumsal cinsiyet eşitsizliğine ve şiddet vakalarına dikkat çekti. Uygur, üniversitelerin sadece eğitim kurumları değil, aynı zamanda bireylerin güven içinde kendilerini geliştirebilecekleri alanlar olması gerektiğini belirtti.
“KADINA YÖNELİK ŞİDDET AKADEMİK ORTAMDA DA VAR”
Kadına yönelik şiddetin temelinde toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yattığını ifade eden Prof. Dr. Uygur, “Bu eşitsizlik, akademide de kendini gösteriyor. Kadın akademisyenlerin oranı başlangıç seviyesinde erkek akademisyenlerle benzer olsa da, yükseldikçe bu dengenin bozulduğunu görüyoruz. Profesörlük ve yöneticilik pozisyonlarında erkekler ağırlıkta.” dedi.
Ankara Üniversitesi'nde yapılan araştırmaların da bu eşitsizliği ortaya koyduğunu belirten Uygur, “Öğrenci sayıları açısından kadın ve erkekler arasında büyük bir fark yok. Ancak akademik yükselmelerde kadınların karşılaştığı engeller, kariyer gelişimlerini olumsuz etkiliyor. Bu durumu değiştirmek için yapısal reformlar ve bilinçlendirme çalışmaları şart.” ifadelerini kullandı.
Öğrenciler de akademik ortamda şiddetin ve tacizin farklı biçimlerini deneyimleyebiliyor. Ankara Üniversitesi öğrencilerinden Ayşe K., kampüste yaşadığı bir olay hakkında “Akademik birimde staj yaparken bir hocamın sözlü tacizine maruz kaldım. Bunu dile getirdiğimde ise kariyerime zarar vereceği söylenerek uyarıldım. Kadın öğrenciler olarak bu gibi vakalarla ne yazık ki karşılaşabiliyoruz.” şeklinde konuştu.
“CİNSEL TACİZ VE SALDIRIYA KARŞI NET POLİTİKALAR UYGULANIYOR”
Üniversitelerde cinsel taciz ve saldırı vakalarının ciddiyetle ele alınması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Uygur, bu tür suçların yalnızca bireysel değil, aynı zamanda kurumsal politikalarla da önlenmesi gerektiğini belirtti. “Cinsel taciz, sözlü ifadelerden mesajlara, görsellere kadar farklı şekillerde karşımıza çıkabilirken, cinsel saldırı fiziksel temasla başlar ve daha ağır cezalara tabidir. Akademik veya idari yetkiye sahip kişilerin bu suçları işlemesi durumunda ise cezalar artırılmalıdır.” diye konuştu.
Ankara Üniversitesi'nin 2011 yılında Türkiye'de ilk kez “Cinsel Taciz ve Saldırıya Karşı Politika Belgesi” yayımladığını hatırlatan Uygur, “Bu belgeyle üniversitemiz, cinsel taciz ve saldırıya karşı net bir tutum sergileyerek, mağdurların destek alabileceği bir sistem oluşturdu. Ayrıca, Türkiye’de ilk kez ‘Cinsel Taciz ve Saldırıya Karşı Destek Birimi’ni kuran üniversite olduk. Bugün bu birime sahip üniversite sayısı 40’a ulaştı ve bu sayı daha da artırılmalı.” şeklinde konuştu.
"ÖNLEYİCİ ÇALIŞMALAR ARTMALI, BİLİNÇLENDİRME ŞART"
Cezalandırmanın tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Uygur, önleyici çalışmaların büyük önem taşıdığını belirtti. “Asıl hedefimiz, bu tür suçların hiç işlenmemesi olmalıdır. Bunun için üniversite olarak etik kodlar belirleyerek, akademik personelden güvenlik görevlilerine kadar herkesi bilinçlendirmeye çalışıyoruz.” dedi.
Özellikle flört şiddeti, dijital taciz ve ısrarlı takip gibi yeni tehditlerin de göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkat çeken Uygur, “ 2025 yılı için belirlediğimiz ana hedeflerden biri, dijital şiddetin ve ısrarlı takibin önlenmesi olacak. ‘Israrlı Takibe Geçit Yok’ sloganıyla öğrencilere ve akademik personele yönelik bilinçlendirme çalışmaları yapacağız.” diye konuştu.
"ULUSLARARASI MODELLERDEN FAYDALANMALIYIZ"
Ankara Üniversitesi, kadına yönelik şiddetle mücadelede uluslararası uygulamalardan da faydalanıyor. ABD ve Avrupa'daki üniversitelerde zorunlu toplumsal cinsiyet dersleri, sıkı cinsel taciz politikaları ve bağımsız şikâyet mekanizmaları gibi uygulamaların bulunduğunu belirten Uygur, “Bu modelleri Türkiye’de yaygınlaştırmalıyız. Özellikle akademik etik kurallarının daha net hale getirilmesi gerekiyor.” dedi.
“ÖĞRENCİLER VE AKADEMİSYENLER İÇİN GÜVENLİ ÜNİVERSİTE ORTAMI”
Ankara Üniversitesi, Türkiye’de akademik ortamda toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik en kapsamlı politikaları uygulayan üniversitelerden biri olarak öne çıkıyor. Prof. Dr. Gülriz Uygur’un vurguladığı gibi, üniversitelerde güvenli alanların oluşturulması ve bu alandaki çalışmaların yaygınlaştırılması, akademik başarının ve toplumsal gelişimin ön koşullarından biri olmaya devam ediyor.
Öğrenciler ve akademisyenler, sadece eğitim görmek ve öğretmekle sınırlı kalmamalı, aynı zamanda kendilerini güvende hissetmelidir. Ankara Üniversitesi'nin benimsediği politikalar diğer yükseköğretim kurumlarına da örnek teşkil edecek nitelikte. Ancak bu alandaki çalışmaların sürekli güncellenmesi ve geliştirilmesi gerektiği gerçeği de unutulmamalıdır.