Science Advances adlı bilim dergisinde yayımlanan çalışmada, dünya genelindeki 16 şehre ait 7 ila 17 yıllık verileri kullanarak sıçan sayısındaki eğilimleri inceleyen araştırmacılar, nüfus yoğunluğu, zamanla değişen ortam sıcaklıkları, yıllık minimum sıcaklık değerleri, şehirleşme düzeyi ve şehirler arasındaki sosyoekonomik farklılıkları değerlendirdi.
Çalışmaya göre, sıçan sayısındaki eğilimin yüzde 40,7'sinin şehirlerdeki uzun dönem sıcaklık ortalamalarına kıyasla yaşanan sıcaklık artışıyla bağlantılı olduğu tespit edildi. Bir kentin bitki örtüsüyle kaplı kara alanı, yüzde 34,3 ile ikinci en büyük faktör olarak belirlenirken onu yüzde 19,4 ile nüfus yoğunluğu, yüzde 3,4 ile gayrisafi yurt içi hasıla ve yüzde 2,3 ile şehirdeki ortalama minimum sıcaklık faktörü takip etti.
Çalışmadan elde edilen verilere göre 16 şehirden 11'inde sıçan sayısında ciddi artış kaydedildi. Washington, San Francisco, Toronto, New York, Amsterdam, Oakland, Buffalo, Chicago, Boston, Kansas City ve Cincinnati sıçan sayısının arttığı şehirler olurken Tokyo, Louisville ve New Orleans'da sıçan sayısı azaldı. Dallas ve Saint Louis ise değişim gözlemlenmeyen şehirler oldu.
Washington'daki artış eğilimi, Boston'ın 3, New York City'ninkinin 1,5 katı olarak hesaplandı.
Sıçan sayılarının türlerinin biyolojisiyle bağlantılı olarak daha yoğun insan nüfusu, daha yüksek kış sıcaklıkları, zamanla daha fazla artış gösteren sıcaklıklar, daha az bitki örtüsü, daha fazla şehirleşme ve daha düşük gayrisafi yurt içi hasılaya sahip şehirlerde hızla arttığı tespit edildi.
Sıçanların sayısındaki artışla en güçlü ilişkiyi gösteren çevresel değişken uzun dönem temel sıcaklık ortalamalarına göre sıcaklık değişikliği olurken, sıcaklık artışının fazla olduğu şehirlerde sıçan sayılarında yükseliş görüldü. Sıcaklık artışıyla birlikte nüfusun da daha yüksek olduğu ve şehirleşmenin yaşandığı bölgelerde sıçan sayısının daha fazla arttığı sonucuna varıldı.
- " ABD'de her yıl tahminen 27 milyar dolarlık zarara yol açıyorlar"
AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Doç. Dr. Buğra Genç, benzer davranış biçimlerine sahip kemirgenlerin Antarktika dışındaki tüm kıtalarda yaşayabildiğini ve doğada yaşayanlarının 50'den fazla patojen ve parazit bulundurabildiğini söyledi.
Kemirgenleri, bir seferde çok yavru verebilen, belli ısı şartlarında yaşayan ve üreyen, dişleri sürekli uzayan ve bu nedenle onları törpülemek için sürekli kemirme iç güdüsüyle hareket eden, çabuk öğrenen ve adaptasyon gücü yüksek canlılar olarak tanımlayan Genç, bu canlıların Amerika Birleşik Devletleri'nde her yıl tahminen 27 milyar dolarlık hasara yol açtıklarını bildirdi.
Kemirgenlerin, şehirlerdeki altyapıya ve kırsal bölgelerdeki tarımsal ürünlere zarar verebileceğini belirten Genç, her canlının doğal döngüde bir görevi olduğunu anlattı.
Şehirlerdeki atıkların kemirgenlerin erişemediği noktalarda tutulması ve bertaraf edilmesi gerektiğinin altını çizen Genç, şehirlerdeki kentsel ısı adası etkisi, çarpık yapılaşma, yeşil alan yetersizliği gibi nedenlerin kemirgenlerin sayısında artış yaşanmasına yol açan etmenler olduğunu aktardı.
ABD, Fransa ve İngiltere gibi ülkelere bakıldığında sokak hayvanlarının sayısının azalmasıyla av-avcı ilişkisinin zarar gördüğünü belirten Genç, kemirgenleri avlayan hayvanların sayısında düşüş yaşanmasıyla kemirgenlerin sayısında artış yaşandığını kaydetti.
- "Bulaşıcı hastalıkları tetikliyor"
İklim değişikliğine neden olan insan hareketlerinin kemirgenlerin yaşam şartlarına pozitif etkide bulunduğundan bahseden Genç, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Plansız kentleşme, yaşamları için bir temel sağlarken iklimsel açıdan kısır döngüye girmiş olan bir düzende av-avcı ilişkisi bakımından bazı türlerin kentleşmeyle de bölgeden uzaklaşması daha çok dışa dönük bir yaşamda insanla olan iletişimlerinin artması ve daha rahat görünür hale gelebilmelerini sayılabilir. Bu hayvanların vücut ısısını koruma zorunluluğu var ve dış ortam ısısı değişikliğinden etkileniyorlar. Fizyolojik düzenlerini sağlamak için kemirgenlerin optimal ısı şartlarında kalmaları gerek ki küresel ısınmayla bazı bölgelerde kış mevsimlerinde ortalama sıcaklıkların yüksek olduğu gün sayısı artıyor. Diğer şartların da müsait olmasıyla hayvanların üremeleri artabilir. Ancak ısınmanın çok yüksek olması durumunda yaşam şartları da zora girebilir bu sefer de bu çok uzun bir süre sonra belki olabilir ama tablo tersine dönebilir."
Vahşi ortamdaki kemirgenlerin sayısında artış yaşanmasının bulaşıcı hastalıkları tetiklediğini ifade eden Genç, yerel yönetimlerde kemirgenlerle mücadele için personel ve iş gücü ihtiyacı gerekliliğini vurguladı.
- Isınmadan her ülke farklı etkilenecek
Sera gazı emisyon tahminlerine göre kentsel sıcaklıkların 2100'e kadar 1,9 ila 4,4 derece artacağını hatırlatan Genç, "Bu ısınma dünya genelinde eşit gerçekleşmiyor yani her ülke bundan farklı etkilenecek. Kuzey Amerika'nın kuzeyi, Güney ve Orta Avrupa ile Orta Doğu'nun kentsel alanları sıcaklıkta daha hızlı artışlar yaşanması için müsait. Bu bölgelerde, bu hayvanların belki istila durumuna gelebilecek olan artışlarını görmek mümkün olabilir. Şehirlerdeki insan nüfusunda 2050'ye kadar yüzde 25 civarında artış tahmin ediliyor. Dünya genelindeki toplam kentsel arazi ölçüsünün de yaklaşık 30 yıl içinde yüzde 185 artacağı tahmin ediliyor. Bu da sıçanlar için daha uygun bir yaşam alanı ve yiyecek atığı sağlayacak, dolayısıyla sayılarının artacağını düşünebiliriz." şeklinde konuştu.
Genç, kemirgenlerle mücadelede çöplerin ortalığa bırakılmadan bertaraf edilmesi, çarpık olmayan bir kentleşme düzenine geçilmesi, yeşil alanların artırılması, gıda depolama ve sevkiyatlarının dikkatli yapılması gerektiği tavsiyesinde bulundu.