Evet, bende biliyorum Suriye’de BAAS tipi kanlı bir diktatörlük rejimi vardı ve Beşar Esad bir diktatör olarak uzun yıllardır iktidar koltuğunda oturuyordu.
Diktatörlük rejimi kötü müdür?
İyi bir diktatör bulunabilse elbette kötü olmayabilir amma ve lakin iyi bir diktatör bulabilmek, dahası iyi bir diktatör bulunsa bilse bile iyi kalmasını sağlamak asla mümkün değildir!
Aynı şey monarşiler yani hanedan rejimleri içinde geçerlidir!
İyi bir kral ya da imparator bulunsa elbette cennetin krallığı kurulabilir amma ve lakin iyi bir kral ya da imparator bulmak hem çok zordur ve hem de böyle iyi bir kral bulunsa bile iyi kalmasını sağlamak mümkün değildir.
İşte bu yüzden tek adam rejimleri denilen diktatörlük ve hanedan rejimleri bir taraftan toplumsal evrimi yavaşlatırken diğer taraftan da sıradan insanlara çok büyük acılar çektirir sonuçta iktidar hemen hemen daima ölüm ve şiddet yolu ile el değiştirir.
Sonuç olarak diktatörlük rejimleri kötüdür ve muhakkak yıkılarak yerine demokratik rejimler kurulmalıdır.
Diğer yandan kalabalık halk kitlelerinin yönetilmesi ve herkesin mutlu edilmesi çok zor bir iştir, memnuniyetsiz kalabalıklar demokrasilerde fikrini açık seçik beyan edip tercihlerini değiştirerek iktidarı değiştirme özgürlüğüne sahiptir.
İktidara yönelik bu itiraz ve değiştirme özgürlüğü toplumsal basıncın kontrol altında kalmasını sağlar. Benzer bir özgürlük ise diktatörlüklerde ve hanedan yönetimlerinde yoktur! Bu tip yönetimler çoğu zaman itiraz ve değişim taleplerini şiddet ve korku ile bastırmaya çalışır. Şiddet ve korku ile itirazlar elbette ortadan kalkmaz sadece görünür olmaktan çıkar sessizce birikir ve bir noktada patlar ve başka bir şiddet sarmalına yol açar.
Bir benzetim yapmak gerekirse demokrasi ile yönetilen toplumlar kapağı açık kaynayan tencereye benzer. Herkes suyun kaynadığını, fokurdayıp köpük ve buhar saçtığını görür ona göre önlem alır, gerekiyorsa tencerenin altı kapatılır. Fakat hanedan ve diktatörlük yönetimleri tahliye vanası tıkalı düdüklü tencere gibidir. İçinde olan biteni kimse görmez, basınç sessizce birikir ve bir noktayı aştığı anda kimse tutamaz tencere patlar ortalığı darma duman eder.
Tamam, Suriye’de BAAS diktatörlüğü devrildi ama yerine kurulan yönetimin teokratik bir diktatörlük olacağı görünüyor, halk egemenliğine dayalı demokratik bir devlet kurulma umudu ise yok mertebesinde.
Zaten şu anda en az dört yıl boyunca seçimlerin yapılmayacağını da yönetim söylüyor. Anayasa’da yok, askıya alınmış bulunuyor ve yeni bir anayasa yazım sürecinin en az üç yıl süreceği söyleniyor.
Bu noktada Suriye’de artık sadece silah gücünün egemen olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.
Peki, BAAS tipi bir Sosyalist diktatörlükten teokratik bir diktatörlüğe geçiş Suriye halkı için özgürlük anlamına geliyor mu?
Elbette hayır olan “gitti eteri geldi beteri” özdeyişine uygun bir durumdur çünkü teokratik diktatörlükler diktatörlükler arasındaki en kötü diktatörlüktür!
En kötü diktatörlüktür çünkü toplumsal evrimi geri götürür ve bireysel hak ve özgürlükleri tamamen yok eder.
Dahası diktatörlüklerde iktidar güç ile elde edilip, güç ile korunabildiği için hem iktidar zemini son derecede kaygan ve hem de iktidardan düşmek ölümcül bir haldir. İşte tam da bu yüzden her diktatörlük rejimi bir şiddet sarmalına girer ve daima şiddet şiddeti doğurur. Böyle bir ortamda Suriye halkının özgür olacağını, refaha kavuşacağını beklemek ise abesle iştigaldir.