İslamofaşist güçlerin CHP’ye ve CHP’lilere kurduğu kumpasta piyon olup, bir koltuk uğruna “kayyum” sıfatına razı olmak bırak bir solcuyu insan olan bir insan için son derecede utanç verici bir durum değil midir?

CHP’li olsun ya da olmasın sokakta konuştuğum, fikrini dinlediğim, basından ve sosyal medyadan takip ettiğim çok büyük bir çoğunluk “evet son derecede utanç verici bir durumdur” diye düşünüyor...

Peki, bir insan bunu kendine neden yapar?

Neden bir ayağı çukurda, siyasi hayatının sonunda olan biri jübilesini böyle bir sıfat altında yapmak ister?

Bunu sadece siyasi ya da kişisel bir hırs ile açıklamak mümkün olabilir mi?

Elbette hırs çok ama çok önemli bir faktör ama bu konuda bence yeterli ve tatmin edici bir izah getirmiyor, korkarım ki çok daha derin ve zorlayıcı başka faktörler de bulunmaktadır.

Öncelikle şunu söyleyeyim bu yapılan iş, rıza gösterilen kayyum sıfatı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ilk vukuatı ve salt kızgınlıkla ortaya çıkmış bir şey değil.

Benim düşünceme göre Kılıçdaroğlu yıllara sari ve çok daha önceden başlamış bir projenin son derecede kilit bir unsurudur.

Anlaşıldığı kadarı ile Kılıçdaroğluna yüklenen misyon ya da verilen görev islamofaşist güçlerin iktidara gelip iktidarda kalabilmesi için muhalefeti dizayn etmesi ve etkisiz hale getirmesi olarak planlanmış bulunmaktadır.

Yani 10 küsur yıldır izlediğimiz etkisiz ya da kontrollü muhalefet bir beceriksizlik ya da basiretsizlik değil, taammüden yapılmış, plana sadık kalınarak uygulanan bir siyaset sonucunda ortaya çıkmış bulunmaktadır.

Bu son yaşanan olaylarda da gördük ki Kayyum Kemal CHP’yi politik arenaya kazanmak için değil kaybetmek için çıkarmış!

Bugün fark ediyoruz ki ortada danışıklı bir dövüş, teşbihte hata olmaz ama futbol tabiri ile dile getirirsek şikeli maç varmış...

Malum hastalığı teşhis etmeden tedavi edemezsiniz...

Bu gün artık itibaren muhalefetin duçar olduğu hastalık açıkça teşhis edilmiş bulunmaktadır!

Muhalefetin hastalığı başta Kılıçdaroğlu olmak üzere muhalefet yöneticilerinin iktidar ile işbirliği içinde hareket etmesiymiş.

Her şerden bir hayır doğar derler ya bundan sonra muhalefetin yakalandığı hastalığın tedavi edilmesi artık çok ama çok daha kolay olacaktır.

Muhalefetin ne yapsak kazanamıyoruz endişesi ve girdiği her seçimi kazanan lider efsanesi artık buharlaşmıştır!

Buharlaşmıştır çünkü; sorunun kaynağı ve kimin ne yaptığı, kaybedenin neden kaybettiği kazananın nasıl kazandığı açık ve net olarak belli olmuştur.

Temel sorunun CHP Genel başkanı olduğu halde iktidar ile işbirliği halinde hareket eden, iktidarın işine gelen politikaları uygulayıp, aday ve söylemleri ortaya çıkaran Kemal Kılıçdaroğlu olduğu ayan beyan ortadadır.

Bu noktadan sonra yapılacak şey bellidir: İktidarın güdümündeki işbirlikçi siyasileri afişe edip seçmenlerin onların peşine takılmasını engelleyecek politikalar uygulamaktır.

CHP Kılıçdaroğlu ve onun etrafındaki Dersim çetesinden arındırılmalıdır...

Bu noktada CHP’nin kurumsal kimliği ve tüzel kişiliği elbette önemlidir ama bu tek ve vazgeçilmez seçenek de değildir çünkü:

1- Öncelikle siyaseti gerçek kişiler yapar tüzel kişilikler değil! Tüzel kişilikler sadece ve sadece içinde bulunan kişiler kadar anlam ve değer taşır.

2- Siyaset en temelde savunulan ve dava olarak adlandırılan ideoloji, ideal ve değerler ile yapılır. Herhangi bir tüzel kişilik savrulur, davayı satar, seçmenin savunduğu ideal ve değerlerden uzaklaşırsa tamamen anlamsız hale gelir.

Bu noktada önemli olan vatandaşlarımızın isteği olan ideal ve değerleri savunmaya devam etmektir, bunun hangi çatı altında ve hangi unvan altında yapıldığı çok da önemli değildir.

Son olarak siyasi hareketler kurumsal kimlikleri doğurur kurumsal kimlikler siyasi hareketleri değil ve ayrıca liderlik mahkeme kapısında değil halk nezdinde kazanılır.

Bugün itibari ile Özgür Özel artık tam anlamı ile rüşdünü ispatlamış gerçek bir liderdir.

Özgür Özel koltuktan ya da ihsan edilmiş ünvanlardan güç alan değil koltuğa güç ve değer katan bir siyasi kişiliktir.

Özgür Özel’in tüm sıfatlarını alsanız, tüm makamlarına el koysanız da arkasından milyonlar gider ama mahkeme kararı ile koltuğa oturup, kayyum unvanını kazanan Kılıçdaroğlu’nun ardına kendini bilen hiç kimse düşmez.