Ülkemizin dört bir yanında gün geçmiyor ki, yeni bir “iş kazası” veya “iş cineyeti” haberi duymayalım.
Sonsöz Gazetesi’nden Goncagül Konaş’ın haberine göre; Sadece inşaat veya sanayi değil birçok sektörde “iş kazaları” iş karşı karşıya kalabiliyoruz. Peki neden ülkemizde bu kadar çok iş kazası oluyor? Bu kazaları durdurabilmek için neler yapılabilir?
İş Sağlığı ve Güvenliği Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Şeyhmus Ensari, ülkenin farklı bölgelerinde meydana gelen ve önlenebilir nitelikte olduğunu vurguladığı iş kazalarına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Yaşanan can kayıplarının münferit olmadığını ifade eden Ensari, gerekli önlemlerin alınmaması, denetim eksikliği ve cezasızlık nedeniyle çalışanların anayasal yaşam hakkının sistematik biçimde ihlal edildiğini belirtti. İş sağlığı ve güvenliğinin bir tercih değil hukuki zorunluluk olduğunu kaydeden Ensari, sorumlular hakkında gecikmeksizin adli ve idari işlem yapılması çağrısında bulundu.

“ANAYASAL HAK SİSTEMATİK BİÇİMDE İHLAL EDİLİYOR”
Açıklamasında anayasal düzenlemelere de atıf yapan Ensari, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 17. maddesinin yaşama hakkını güvence altına aldığını hatırlatarak, “Herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir” dedi.
Anayasa’nın 49. ve 56. maddeleriyle devlete çalışanların hayat seviyesini yükseltme, çalışma barışını sağlama ve herkesin sağlıklı ve güvenli bir çevrede yaşamasını temin etme yükümlülüğü yüklendiğini belirten Ensari, “Bu hükümler açık ve bağlayıcıdır.” ifadelerini kullandı.
Buna rağmen işyerlerinde temel koruyucu önlemlerin alınmadığını savunan Ensari, “Etkin denetimlerin yapılmaması, mevzuatın uygulanmaması ve sorumluların caydırıcı şekilde hesap vermemesi; çalışanların en temel anayasal hakkı olan yaşama hakkının sistematik biçimde ihlal edilmesi anlamına gelmektedir.” dedi.

“İSG BİR TERCİH DEĞİL, HUKUKİ ZORUNLULUKTUR”
İş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının birçok işyerinde kağıt üzerinde kaldığını dile getiren Ensari, “İSG uygulamalarının birçok işyerinde yalnızca evrak düzenlemekten ibaret bırakılması, risk değerlendirmelerinin fiilen uygulanmaması, çalışanların yeterli eğitim almadan tehlikeli işlerde çalıştırılması ve İSG profesyonellerinin uyarılarının dikkate alınmaması; hukuki sorumluluğu doğrudan artıran ağır kusurlu davranışlardır.” dedi.
Haberin daha geniş ve detaylı halini Sonsöz Gazetesi’nde okuyabilirsiniz.





