Mart seçimleri bittikten sonra ülkede yeni bir durum ortaya çıktı. Sonuçlar üzerinden bakıldığında birçok kesim tarafından beklenen sonuçtan daha fazla bir şey olduğu, birçok kesim tarafından kabul edilmektedir.

CHP'nin  uzun yıllar sonra, seçim sonuçlarına göre ilk kez birinci parti oldu. Genel başkanın seçim sonunda yaptığı konuşmasında, zafer havasından özellikle kaçınılması ve toplumun her kesiminin kucaklanmasının hedef olarak konulması konusunda, halkla bütünleşeceklerinin mesajını topluma vererek kendi partililerini uyardı.

1989 yılında o zamanki SHP olarak solun elde ettiği belediyelerdeki başarının ardından bu başarı, CHP’lileri sevindirdi. Birçok kesim SHP’nin belediyelerdeki başarısız yönetimleri nedeniyle çok fazla eleştiriye tabi tutulması, seçim başarısının CHP'de yeni bir kâbusa neden olmaması için oluşacak sorunların önüne geçilmeye çalışılıyor. Bunun için yolsuzluk, kayırmacılık, hizmet başarısızlığı gibi olumsuzluklar olsun istenmiyor.

 Bunun için kısa sürede yeni seçilen belediye başkanları ile yapılan toplantılar, belediye başkanlarınca iyi anlaşılmamış ki, yakın ve akrabalarından başlayarak belediyelerde görevlendirilmelerin yapılmaya başlandığı basına yansımaya başlıyor. Belediye hizmetleri ve kadrolar, liyakat ve eşit şartlar sağlanarak bütün yurttaşların faydalanmalarına açık hale getirilmelidir.

CHP, Genel Başkanı Özgür Özel, seçimden sonra Cumhurbaşkanı, AKP Genel Başkanı, Erdoğan ile görüşebileceğini kamuoyu ile paylaştı. Bu uzun zamandır toplumun da beklediği ve özlediği bir durumdu. Ancak 22 yıldır ülkenin sorunlarına çözüm bulamamış ve sorunların gittikçe ağırlaşmasına neden olan bir iktidarla ne konuşulabilirdi ki? Ülkenin parasının pul olması mı? Enflasyonun almış başını gitmiş olması mı? Gıda da durmak bilmeyen fiyat artışları mı? Çalışanların sorunlarını mı? Sendikalı olmak isteyen işçilerin işten atılmasını önlemek mi? Emeklilerin aldığı ücretin kiralarına yetmemesi mi? Talan edilen doğa mı? Bunları zaten iktidar da biliyor ama çözüm üretmek için yeterli gücünü ve yeteneğini yitirmiş görünüyor.

İktidarı zora sokan herhangi bir engel de yok. Ne halkın bir karşı koyuşu var, ne işçilerin bir genel grevi var, ne de köylülerin sokağa çıkıp itiraz etmeleri var.

O zaman sorun ne, ne görüşülüyor? Neyi, hangi sorunu halletmek üzere bir araya geliyorlar. Yeni bir Anayasa yapmak mı? CHP genel başkanı Özgür Özel, mevcut Anayasaya uymayanların, yeni anayasa yapmalarının, ihtiyaç olmayan ve kullanılmayacak bir yeni elbise almaya benzetmesi de, amacın bu olmadığını bize göstermektedir. 

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, hiçbir şeyin halktan gizlenmeyeceğini açıkça söylemesine rağmen, Cumhurbaşkanı ile yapılan görüşmenin içeriğini açıklamadı.  Daha sonra yapılan MHP, Genel Başkanı ile yapılan görüşme içeriği de açıklanmadı. DEM parti ile yapılan görüşmenin de içeriği açıklanmadı. Genel geçer sözlerin dışında söylenen herhangi bir şey olmadı. 

Bu görüşmeler halkın beklentisini artırıp, tansiyonunu yükseltmektedir. Bunca sorunla boğuşurken görüşmeler sonucu ortaya nasıl bir süpriz çıkacak merak konusu olmaktadır.   

Sonuç olarak görüşmeler yapılıyor, herhalde bu görüşmelerde herkesin bildiği ve iktidarın da seçimler sonucu öğrendiği,  emekli geçinemiyor, asgari ücret çok düşük, size de bize gelin bunlar tekrar ederek bize söyleyin, bir çay içelim demek için yapılmıyordur.   

Ülkenin iç ve dış, çok önemli sorunları olduğu biliniyor ve bunların nereye gideceği halk tarafından bilinmiyor. Bu görüşmelerin içeriği halkın bilmesi gereken şeylerdir.

Filistin de yaşananlar, Suriye sınırında yeni bir durum mu olacak, yeni bir Kürt açılımı mı olacak, hukuk alanında yaşanan garabetlerin sonuçları nasıl giderilecek vb. gibi sorunlar mı görüşülüyor? Ülkenin ekonomik çıkmazının sorumlusu olanlar yerine, yoksul halk üzerine yıkılmaya çalışılan maliyetler mi görüşülüyor.

Halkın gerçekleri bilmesinden daha doğal ne olabilir ki. CHP Genel Başkanı, Özgür Özel sözünde durmalı, halktan saklanacak bir şeyin olmadığını ve halka bu görüşmelerin içeriğini açıklamalıdır.

Liderlik, halkın ihtiyaçlarını halktan gizleyerek değil de, zafer kazanıldığında ne yapılması gerektiğini halka anlatmaktan geçtiğinin bilinciyle, sorumluluk alarak yapılabileceği tarihe mal olmuştur.